“belki şurada küçük mutlu bir ağaç vardır”
Konfor Alanından Çıkın! Son zamanlarda en çok duyduğum emir cümlesini başlık olarak yazmak istedim. Sonra vazgeçtim. Aslında vermek istediği mesaj anlaşılır ancak bu kipin yine de rahatsız eden bir tarafı var üzerimde.
Nedir diye soracak olursanız, “yahu bu alana girene kadar canım çıktı şimdi niye çıkayım” diyesim geliyor! Ama diyemiyorum çünkü öyle bir alanım olduğunu pek düşünmüyorum. Ve kanımca bugün 20 yaşın üzerindeki herkes için bu durum geçerli. Başka bir deyişle herkesin tuzu yaş.. Tek bir istisnası olabilir. İlk ve orta öğretime devam eden ve sürekli canları sıkılan ön, orta ve sonrası ergenlerin. Bir de bunlara lise talebelerini eklersek. Talebe diyorum ama bakmayın siz.. talep ettikleri sadece biraz cep harçlığı ile bir miktar sıkıntı giderici.. Niye mi bunları yazıyorum etrafım bu çocuklarla ve onların bu durumdan dertlenen anneleri ile dolu..
Sorduğum tek soru var. Eskiden sen ne yapardın? Onun yaşındayken sen ne yapardın. ve herkesin keşkeleri var. pişmanlıkları var. mutsuzlukları ve hayal kırıklıkları var. bi taneniz de tebessüm edin be kardeşim. bardağın hepsi mi boş. içindeki görünmez bir sıvı mı, katı mı, buhar olup uçtu mu? cevap yok!
Çocukları gün aşırı bisiklet ve ittirgite bindirdiğim bir alan var. Mahalle arası. Burada bir oyuncak paketleme atölyesi var. Orada çalışan hanımlardan bir tanesi geçen gün bana “hayat sana güzel valla” edasyıla laf atıverdi. Yani beni arada sırada orada görüyor ve kendince valla ne güzel iş diye düşünüyor. orası baktığı yerden bir konfor alanı olarak görünüyor kadına. ama hiç de öyle değil. benim tek konfor alanım elbette yatağım ve ortopedik yastığım.. çocukları yine gün aşırı götürdüğüm ağaçlıklı yeşillikli bir park var. minübüsle gidiyoruz. koşuyorlar, zıplıyorlar, seğirtiyorlar, bağırıyorlar, çağırıyorlar, oynuyorlar, bazen düşüp ağlıyorlar. gözle takipten ve kollamaktan bazen bitap düşüyorum. (bu halimi park ve bahçeler müdürlüğü takip edeydi büyük ihtimal bana fahri doktora verirlerdi..) çocukların mutluluğu önemli.. ancak bana kalsa konfor alanımdan çıkmaz evde, kendime bir kahve hazırlar, sevdiğim bir filmi izler ya da kitap dergi okurdum.
Dolayısıyla sormak istiyorum. Ergen kardeşim, sana ne oluyor da sıkıntıdan ölüyorsun. Tamam hormanların sana yükleniyor şekil mekil değiştiriyorsun eyvallah da günün her dakkası da bunlar olmuyor zağar. Demem o ki, okusana, izlesene, takip etsene, öğrensene.. hepinizin elinin altında akıllı telefon var.. (Türkiye’de şu anda 46 milyon kayıtlı akıllı telefon kullanıcısı görünüyor. Ülkedeki 0–4 yaş aralığındaki çocuk sayısı 25 milyon civarı.. Bi bu kadar da 5–9 yaş arası çocuk olsa.. ) yani kimsenin (canının) sıkılması gibi bir durum yok aslında. gir playstora indir merak ettiğin ilgi duyduğun programı. dil öğren, enstrüman çalmayı öğren, tasarım öğren, memleket gez, vlog izle, müzik dinle, resim çiz..
çocukken özellikle kışın çok canımız sıkılırdı. o vakit annem can sıkıntısı iyidir kolay kolay çıkmaz derdi.. çocuklukta susam sokağı ve ergenlik döneminde Bob Ross’un videolarını izledik biz.. “belki şurada küçük mutlu bir ağaç vardır” derdi programlarında.. Nur içinde yatsın hayal kurmamıza vesile oldu kendisi.. Playstorda, canı sıkılan ergenler için onlara rehber olabilecek onlarca küçük mutlu ağaçlar olduğunu düşünüyorum. Lütfen hepiniz konfor alanınızdan çıkın ve her ne hedeflediyseniz bunlara ulaşın.. Niye mi çıkacaksın? E bi zahmet ona da sen bul çocuğum..
