İraden Konusunda Özgür müsün?
Öncelikle irade ve özgür kavramlarına bir karşılık bulalım. TDK sözlüğünde irade bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç olarak tanımlanıyor. Özgür sıfatı için ise herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, serbest, hür tanımı veriliyor.
Şimdi kendi hayat deneyimimden bazı örnekler vererek bir sonuç çıkarmaya çalışacağım.
- İlkokul 4. sınıfa gidiyordum sanırım. Sınıf öğretmenim bursluluk sınavı için babama bir tavsiyede bulundu. Babam, kazansa da çocuğu uzaktaki bir okula göndermem diyerek öğretmenimin tavsiyesini baştan kestirip attı.
- Ortaokulda beş-altı kişiden oluşan bir arkadaş grubumuz vardı. Lise birinci sınıfta da birlikteydik. İkinci sınıfa geçtiğimizde iki arkadaşım Fen, bir arkadaşım Edebiyat bölümünü seçti. Ben matematik bölümünü seçmiştim. (Başlangıçta amacım matematik öğretmeni olmaktı. ortaokulda, Raziye Avcı, lisede Aşkın Can bana matematiği sevdiren hocalar oldu. korkutanların isimlerini anmak istemediğim için burada zikretmiyorum..)
- Üniversiteden mezun olduğum sene ciddi bir ekonomik kriz vardı. Kimsenin iş bulamadığı bir dönemde MEB’in yabancı dille eğitim yapan üniversitelerin Fen Edebiyat Fakültesi mezunlarının doğrudan İngilizce öğretmeni olarak alınacağı duyurusu çoğumuza can suyu gibi geldi. O dönemde mezun olan bir çok arkadaşım kabul aldı. (Öğretmenlik mesleğini çok seviyorum ve bir öğretmenin pek çok öğrenciye rehberlik edebileceğini düşünüyorum) Ama benim o dönemde yapmak istediğim iş farklıydı. Ben seyahat etmek, farklı kültürleri tanımak ve yazar olmak istiyordum. Deri/saraciye-ihracat sektörü ve dış ticaret kurumları ile tanışıklığım bu döneme rastlar.
- Sağlık nedenlerinden dolayı akademiye devam edemedim.
Verdiğim ilk örnek çocukluk dönemine aitti ve bu konuda ben bir irade sergileyemedim. (Yani belki çok isteseydim ya da ayrımında olsaydım gizliden gider sınava girerdim?) Sonraki deneyimlerde irade tamamen bana aitti. Ve ben bu iradeyi göstermek konusunda özgürdüm. Yani isteseydim Fen bölümünü seçerdim. Ya da Edebiyat bölümüne devam ederdim. Kriz döneminde MEB başvurusunu yapabilirdim. Tüm risklerine rağmen çocukları bakıcıya bırakıp, PhD’yi tamamlayarak yola devam edebilirdim.
Geçenlerde bilim felsefesi yüksek lisansı yapmış bir ilizyonisten özgür iradenin yokluğuna dair bir sunum izledim. Sunumun sonunda elindeki kağıt destesi ile bir gösteri yaptı. Gösteri sonunda zihnimde “seçimleri siz yapıyorsunuz ama nihayet ilizyonistin/tasarımcının tasarımına/isteğine göre şekilleniyor ve aslında siz kendi kendinizi kandırmış oluyorsunuz” yorumu kaldı. Yani bu sunuma göre ben yukarıdaki kararlarımın hiç birini kendim almamıştım hepsi bir ilizyondan ibaretti!
Eğer durum böyle ise, o halde sorumluluk almaya ne hacet? Hiç bir konuda risk alma, sorumluluk alma, hayatın ile ilgili kararlarda mücadeleci olma!! Bir ırmak kenarına git, yok olmayı ve yeniden gelmeyi dene..
Ya da Amerika’da yaşayan ve PhD çalışmasına orada devam eden bir arkadaşımın ikiz çocuklarına akşamları sakinleştirici şurup vererek uyutması misali hayatı kendine göre ayarla!! (Hem çocuk hem kariyer her şartta olmuyor be güzel arkadaşım.)
Ya da gölge etme başka ihsan istemem..
