Dijital Türkiye: Dijitalleşmenin 50 Tonunda Bakmak, Görmek ve İdrak Etmek (1/3)

Günümüzde birçok kişi Alman “Endüstri4.0”dan bahsetmektedir. Hızını alamayan Japonya “Toplum5.0”a geçti diye dert yanmakta, diğer taraftan Anglo-sakson “Bilgi Toplumu” ve Koreli “Devlet3.0” ayağa düşeli zaten çok oldu. Teşhis de reçete de bize özgü olmayınca, “3.0’ı atlayalım doğrudan 4.0 olalım”, “adamlar yapmış” veya “para tuzağı” gibi magazinel yorumlar ile günü kurtarmaktayız.

Politika belgelerini biraz okuyan bilir ki Türkiye, 1990’lı yıllarda “enformasyon toplumu” olmuş, 2000’li yıllarda fiber ağlarla “dijital otobanlar” açmış, 2010’lu yıllarda “e-devlet”e geçmiş, “akıllı şehirler ve “dijital ekonomi” ile katma değer her yere ulaşmıştır. Nitekim, hedefler yazıldığı yerde kağıt üstünde aynen durmaktadır. Tabi ki, son 30 yılda birçok güzel şey oldu ve olmaya da devam edecektir. Kamu, STK, üniversite ve özel sektörden birçok proje, başarıyla tamamlanmıştır. Ancak, diğer ülkeler de yerinde durmuyor. Maalesef, ilgili BM, OECD, DEF, DTÖ ve AB raporlarına göz attığımızda hakkettiğimiz konumda olamadığımız aşikar. Resmedilen tabloda, BM’de dengimiz Kuzey Afrika ülkeleri, DEF’te Filipinler ile mücadelemiz devam ediyor, OECD’de rakibimiz Meksika, AB’de Polonya’dan halliceyiz. Dijitalleşme treni sürekli ilerliyor. Trende ön vagonlara geçmek için birşeyler yapmak değil yeni bakış açıları geliştirip diğerlerinden daha iyi yapmak önem kazandı.

Bu yazı, Türkiye için bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) odaklı bir politika analizi değildir (ilgili analiz bir başka yazının konusudur). Doğrusunu ben bilirim ya da dönemsel bir eleştiri hiç değildir. Böylesi bir analiz yapabilmek için ekosistemdeki aktörleri ve beklentilerini, geçmiş politikaları, gerçekleşen ve gerçekleşemeyen eylemleri, gerekçelerini, ekonomik ve sosyal istatistikleri, siyasi, bürokratik, sektörel ve toplumsal farkındalık düzeylerini, teknik yapılabilirlikleri, alanda yetişmiş insan gücünü, altyapı durumunu, teknoloji kaynaklı bağımlılıkları, güvenlik risklerini, ulusal öncelikleri ve dünyadaki gidişatı asgari olarak bilmek, anlamak ve irdeleyebilmek gerekir…

Bu yazı, dijitalleşme ile gelen olguları gündeme getirmeye çalışan iddialı bir paylaşımdır. İddiası ise, bu toplumun kendine has olanı geliştirmesi, büyük resmi idrak etmesi ve biraz “ortak” biraz “üst” ama sürekli bir “akıl” ile dijital teknolojiler marifetinde kalkınma sürecinde muvaffak olabilmesidir. Sadece Türkçe yazarak değil, aynı zamanda Türkçe düşünerek, “0” ve “1” ler ile kendi geleceğimizi biçimlendirme haslet ve hasretindedir.

Derdimi üç parçaya böldüğüm yazı ile paylaşmaya çalıştım. Arz ederim…


Elektrik bazlı ve ikili sayı sistemine dayanan “dijitalleşme”, bilinen tarihimizde, insan kullanımına giren en önemli fenomendir. Bu sayede tarihte ilk defa, insana özgü bilişsel işlemleri makina-makina arası ortamlara aktarmak mümkün oldu. Toplumsal hayat, sanayileşme ile birlikte karmaşıklaştıkça veritabanlarına ve bilgi işlemcilere olan ihtiyaç giderek artmıştı. Abaküs kullanarak 20.yy’ın karmaşıklığını inşa etmek mümkün olamazdı. Günümüzde ise; üretim biçimleri, iktidar ilişkileri, iletişim ve insanın kendisini tanımlamak ve değiştirmek için başvurduğu yöntemler giderek dijital teknolojiler marifetiyle gerçekleştirilmekte. Bu süreçte, aklı ve gücü yeten aktörler dijital teknolojilerin gelişim seyrini belirlemekte, kendi verimliliği, sürekliği ya da menfaati için kullanmakta

Gerçek ile Sanal Olanın İlk Teması

Dijital teknolojiler, 2018 yılı itibarıyla, sadece bir cep telefonu popülerliğinin çok ötesine erişmiş ve giderek nüfuz alanını yaygınlaştırmaktadır. Yapay zekaya can veren, ahşap masaları dokunmatik hale getiren, DNA’larımız içerisinde veri saklamayı mümkün kılan, nano robotlar ile kişiye özel tedavi yapabilen, görüntü kaydedebilen kontak lensler vb. bilimum gerçek-üstü ve ötesi gelişme, dijital veri bazlı teknolojiler sayesinde mümkün olmakta.

Diğer taraftan, dijital teknolojilerdeki gelişmelere paralel olarak tüm alanlarda bilimsel bilginin dolaşımı kolaylaşmakta ve hızlanmakta. Bu sayede daha karmaşık teknolojik yapıların üretimi ve yönetimi mümkün oldu. Örneğin, pervaneli içten yanmalı motorlu ilk uçak 1903 yılında Amerikalı Wright kardeşler tarafından uçurulmuştur. Ancak, ilk kez 1982 yılında savaş alanında kullanılan ve İsrail uçaklarına Suriye karşısında stratejik üstünlük sağlayan İHA’lar, o günün dijital hassas kontrol sistemleri ve uzaktan kumanda teknolojileri ile mümkün olmuştur. Avusturyalı Mendel, dikkatli gözlem ve kayıt ile 1850’lerde bezelye üzerindeki çalışmalarıyla modern genetik biliminin temellerini atmışken, insan gen dizilimini, 2001 yılında süperbilgisayarlar yardımıyla çıkarmak mümkün olmuştur. Veyahut Sovyet Rusya’nın 1961’de Vostok-1 insanlı uzay aracı için gerekli olan yer kontrol hesaplamaları bir oda büyüklüğünde vakum tüplü dijital bilgisayar ile yapılmışken, 2018 yılında milyonlarca insanın kolunda taşıdığı ve ilk uzay görevlerinde kullanılandan çok daha güçlü hesaplama gücüne sahip olan akıllı saatlerde, transistöre dayalı mikroçip teknolojisi ve düşük enerji tüketimli LED ekranlar kullanmaktadır.


Dijital veri ile gelen, geleneksel gerçekliğimizi dönüştürüp tahmin ettiğimizin ötesinde yeni olasılıklara kapı açmıştır. Geriye dönüp baktığımızda, dijital olarak kodifiye edilebildiği andan itibaren, faaliyetlerimiz “insan”a has olmaktan çıkmıştır. Yeni olasılıklar ise teknolojinin gelişimi ve bizlerin bu teknolojileri ne yönde ve nasıl kullanacağımıza bağlı. Nihayetinde, insanlığı ileriye taşıma potansiyeli olan herşey geriye götürme imkanını da barındırmaktadır.

Bu istikamette yürüyen ve kamu politikası adına makam sahibi olanların dijitalleşmenin 50 tonuna hakim olması gerekmektedir. Politika tasarlayanlar, önerenler, eleştirenler, icra edenler ve takip edenler, kısaca “raison d’Etat (Devlet aklı)” bir cep telefonuna baktığında senin benim görmediğimiz, ihtiyaç dahi duymadığımız, makro-mikro, aydınlık-karanlık ve geçmiş-gelecek nice meseleyi idrak edebilmelidir. İdrak; anlamayı, unutmamayı, bir kereye mahsus olmamayı, ders çıkarmayı ve içselleştirebilmeyi talep eder.


(Devam etmektedir…)