
Sonsuzluğun ortasında çırpınan
Şu insan dalgası
Yalınayak meçhule koşan umutlar
Biriktirdiğim her sey ayaklarımın altinda
Koca bir ömrün sonu
Olmamalı böyle tarumar
Bedenlerinden habersiz gezinen
Kendine buyruk başlar
Ve yüzüme saplanan
Lakayt
Bir o kadar duyarsız bakışlar
Bi haberim ben sizin
Kameri bölen şuhane gülüşlerinizden
Bu yüzden
Damarlarimdan kan yerine
Öfke akar
Ha bi de vazgeçemediginiz
Şahane benliginizden
Saklanan ordular
Çıkıp
Utanmadan
g/aybı bende arar
Evet sen
İslak saçlarında
Sonbahar kuşlarını doyuran adam
Yerlerde sürünen gücünü topla
Yaslandığın kütükte akmıyor mu zaman
Ki oyalanmaktasin halâ
O kırk yıl serapla
Inmek ve çıkmak bir hayat boyu
Uzunluğunu hesaplayamadigin
Esrarengiz yolu
Üzmek ve sevmek yeniden
Her gün aynı yerinden
Koparıp doyduğun
Ekmek kokulu
korkuyu
Ya sen
Göğsüme hapsolunan
milyon kat karanlığında
Katrana meydan okuyan
Aydınlık gece
Hangi yüzün bağışlar bana güneşi
Sadık elçin hangi buluttur
Tohumu taşıyan hangi rüzgâr
Ruhumda tufanlar koparan
Bu dingin suret
senin mi yâr
Madem ki kavuşmak aramakta yatar
Arayişsız vuslat o zaman
Söyle
Neye yarar