Şimdi anlatması bu kadar kolayken o an sinir hücrelerimi hissetmek bir hayli zordu.Karaciğer kanseri olduğunu ve malesef yaşının kemoterapiye uygun olmadığı için hap tedavisi göreceğini aynı zamanda bunun da iyileşmesini zorlaştıracağını belki bir umut tümörün stabil kalmasını sağlayabiliceğini anlatıyordu hızlıca ve cümlesinin arasına babamın son evrede olduğunu sığdırmaya çalışırken gözlerini kaçırıyordu benden.Ben daha ilk cümlesinden itibaren gevşemiştim sanki narkozu damarımdan vermişlerdi ve ‘sabaha kadar ablanın dediklerini dinlemen gerekiyor gücünü iyi kullan yorulmak yasak’ diyorlardı.En son hatırladığım cümlesinin çoktan bitmiş olduğu halde benim ona boş bakışlar attığımla ilgili bağırmalarıydı.Sonunda narkoz hissini kafamdan fırlatıp attıktan sonra ablama yarın geometri sınavım olduğunu ve ikisininde odadan çıkmasını rica ettiğimi söyledim.Bu onların beklediği tepkinin belkide 180 derece tersiydi.İşte o an bilmelilerdi ki dünyada ki her insanın parmak izi gibi tepkileride farklıydı ve buna saygı göstermeleri gerekiyordu.En büyük ablamın bana o boş ve büyük odamın tam ortasında ki yatağın üzerinde attığı o tokat hala yanağımda ve sıcacık.