Okulum açılmıştı yazın göremediğim çoğu arkadaşımı görüyordum ve içimdeki benim için yeni bir dönemin başlayacağına dair küçük ama tatlı kıpırtılara engel olamıyordum. Seçtiğim alandan dolayı samimi olduğum dostlarımla sınıfım ayrılmıştı,ancak bunun sorun yaratmaması bile çok hoşuma gidiyordu.Çünkü en başından beri arada sırada yalnız kalmaktan hoşlandığımı itiraf etmeliyim.Dönem anlam veremediğim kadar hızlı bir açılış yapmıştı ve kaç yıl geçerse geçsin asla unutamayacağım o geometrinin ilk sınavı gelip çatmıştı.Bu sırada annemle babam dönmüştü İstanbuldan.Olup biteni, yaptırılan onca testin sonucunu bilmek istediğimden emin bile değilken işte o sınavdan once ki gece hayatımın değiştiren gece olmuştu.Ablamın eski odasından kalan eski ama benim için hala mükemmel sayabiliceğimiz ahşap çalışma masasında dönemin ilk geometri sınavı için çalışıyordum.Kapım tıklatıldı.Burası çok ince bir ayrıntı olabilicekmiş gibime geliyor çünkü o iki parmağın kapıya yaptığı etkiden oluşan ses,kulağımın içinde büyür büyümez emindim nedense.Kötü bir durumla karşı karşıya kalacağımdan çünkü bizim evde kapı tıklatılmaz,kapı tokmağı elden bırakılmadan söylenilmesi gerekilen o an söylenir ve hemen uzaklaşılır.Senin müsait olup olmadığın ev kuralları gereği hiçbir şey ifade etmez.İki ablamda içeri girebilmelerinin uygun olup olmadığını sordular.Benim için fazla gereksiz boyutta ki odam da üçümüzde yatağıma geçmiştik ve onları dinlediğimi söyledim.Bana ikiside önceden hazırlamış oldukları çok belli cümleleri kuruyorlardı ancak hiçbiri net bir cevap içermiyordu.En büyük ablam sonunda göz yaşları içinde babamın kanser olduğunu söyledi.En başında dediğim gibi o an tepki vermek ne kadar zor değil mi?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.