AdobeStock By ladysuzi

Eklem Kireçlenmesi Nedir?

Kimlerde Görülür? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıldır?

Halk arasında eklem kireçlenmesi olarak bilinen Osteoartrit, dejeneratif (bozan, tahrip eden) eklem hastalığı olarak tanımlanır. Eklem yüzlerinde bulunan kıkırdak dokusunun harabiyeti ve eklem kemik yapısında meydana gelen değişikliklere bağlı olarak, ağrı, hareket kısıtlılığı ve bazen şişlik gibi şikayetler oluşturur. Osteoartrit (kireçlenme) sistemik bir hastalık değildir, yani sadece eklem ve eklem çevresindeki kas-kemik dokularını etkiler, diğer organlarımızda bir hastalık oluşturmaz. Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, ilk olarak eklem kıkırdak fonksiyonunda bozulma başlar, bu fonksiyon bozukluğu kıkırdağın yapısını bozarak kıkırdağın incelmesine ve yırtılmasına neden olur. Daha sonra bu hasar daha da ilerleyerek, kıkırdağın altında ve çevresinde bulunan kemik dokusunda tahribata ve şekil bozukluğuna, eklem içerisindeki menisküs veya bağlarda ödeme ve hasara, ayrıca eklem çevresindeki kaslarda zayıflamaya neden olur.

AdobeStock by Sagittaria

Toplumda en sık görülen eklem rahatsızlığı olan osteoartrit, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkilemektedir. Vücutta hemen hemen tüm eklemlerde görülebilmekle birlikte en sık görüldüğü yerler; el eklemleri, omurga , dizler ve kalçalardır. Eklem kireçlenmesi, bu eklemlerden sadece bir tanesinde olabileceği gibi aynı anda yaygın olarak bir çok eklemde de bulunabilir.

Kimler eklem kireçlenmesi için risk altında ?

Eklemlerimiz de bizimle birlikte yaşlanmaktadır, bu sebeple eklem kireçlenmesinin en büyük risk faktörü ileri yaştır.

Eklem kireçlenmesi kadınlarda, özellikle menopoz sonrasında çok sık olarak görülmektedir.Eklem kireçlenmesinin genetik bir yanı da vardır, kadın cinsiyet ve aile fertlerinde eklem kireçlenmesi olması, hastalığın gelişmesini kolaylaştırmaktadır.

Fazla kilolu ve obez kişiler de, eklemlere binen fazla yük ve bu yükün kontrolsüz dağılımı nedeniyle risk altındadır.

Eklem yapısının bozulduğu durumlarda, örneğin; tahrip edici eklem iltihabı geçirenler, kırık veya eklem operasyonu geçirenler, eklemlerini zorlayıcı işlerde gereğinden fazla kullananlar, eklem yapısının yıpranmasından ve hasarından dolayı risk altındadır.

Ayrıca kötü beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı da eklem kireçlenmesi açısından risk faktörü oluşturmaktadır.

Eklem kireçlenmesinin belirtileri nelerdir ?

En önemli belirtileri şunlardır;

  • Eklemlerde ağrı
  • Tutukluk hissi, özellikle sabah başlayan ve gün içerisinde hareketle gerileyen tarzda
  • Eklem hareketlerinin azalması, eklemi yeteri kadar bükememe veya açamama
  • Eklemde şişlik, şekil değişikliği olması
  • Hareketle eklemlerde çıtlama/kütleme tarzı ses oluşması (krepitaston)

Eklem kireçlenmesinde şikayetler sessizce başlar, yıllar geçtikçe yavaş yavaş ilerleyerek kendini belli eder. Şikayetlerin tipi, kişinin günlük aktivitelerine bağlı olarak çok çeşitli şekillerde olabilir. Örneğin 50 yaş üstü kadınlarda, oturup kalkmakta güçlükler ile kendini gösterebilir, bir süre sonra sabah tutuklukları ve hareket güçlükleri nedeni ile günlük işleri yapmakta zorlanma ve kişisel ihtiyaçları gidermede sorunlarla karşılaşılabilir.

Nasıl tanı konur?

Eklem kireçlenmesinin tanısı, alanında tecrübeli hekimlerin değerlendirmesi ile konulabilir. Tanıda en önemli faktör kişinin şikayetidir. Buna ek olarak muayene bulguları ve radyolojik görüntüleme yöntemleri (direk grafi, tomografi, MRI vs.) kullanılarak teşhis konulmaktadır. Yukarıda saydığımız şikayetlerden bir veya birkaçı sizde mevcut ise, kesin tanının konulması için doktorunuza başvurunuz.

AdobeStock By detailblick

Eklem kireçlenmesinin tedavisi nedir ?

Maalesef eklem kireçlenmesinin kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Mevcut tedavi yöntemlerinin amacı kişinin ağrısını azaltmak, eklem hareket kısıtlılığını engellemek, eklem harabiyetini durdurmak, eklem onarımını arttırmak ve böylece kişinin günlük yaşam aktivitelerini ağrısız ve rahat bir şekilde gerçekleştirmesini sağlamaktır.

Tedavide öncelikli olarak düzenli egzersiz yöntemleri ile eklem dolaşımının arttırılması, eklem beslenmesinin ve esnekliğinin arttırılması sağlanmalı, eklem çevresindeki kasları güçlendirerek hareket kabiliyetinin geliştirilmesi amaçlanır. Egzersiz programı olarak haftada 3–4 kez orta şiddette ve ortalama 30–40 dakika süren yürüyüş yapılması, ağırlık kullanarak veya su içerisinde yapılan hareketlerle kasların güçlendirilmesi gayet uygun olacaktır. Omurga kireçlenmesi durumunda ise düzenli yürüyüşe ek olarak omurga esnekliğini arttırıcı germe egzersizleri ve yüzme çok faydalıdır. Gerektiğinde baston, dizlik ve tabanlık gibi cihazlar kullanılması, hastalığın ilerlemesini yavaşlatır ve hastaların günlük hayatlarını daha rahat sürdürmelerini sağlar.

Ağrı ve şişlik oluşumunu önlemek için ise ağrı kesici ilaçlar ve cilt üstüne sürülen jeller kullanılır. Ayrıca tedavi planına fizik tedavi yöntemlerinden elektrikle tedavi yöntemleri, ultrason veya lazer tedavisi, sıcak havuz uygulamaları (balneoterapi) eklenebilir.

AdobeStock By chompoo

Uygulanabilecek diğer bir tedavi metodu ise eklem içerisine eklem yıkımını yavaşlatmak ve kıkırdak tamiri hızlandırmak için Glukozamin sülfat, Hiyalüronik asit gibi bağ dokusu temel maddelerinin veya PRP( platelet rich plasma) gibi kişinin kendi kanından elde edilen onarıcı hücrelerin enjeksiyonudur. Ayrıca osteoartrit hastalarına akapunktur ve mezoterapi gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kullanılabilir. Bu tedavilerinin alanında uzman tecrübeli hekimler tarafından uygulanması gerekmektedir.

Tüm bu cerrahi olmayan uygulamaların fayda etmediği ileri evre eklem kireçlenmelerinde, kişinin günlük yaşam aktiviteleri kireçlenme nedeniyle ileri derecede bozulmuşsa ve şiddetli ağrı mevcutsa, cerrahi tedavi metotlarının düşünülmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak

Eklem kireçlenmesi (osteoartrit), toplumda çok sık görülen, toplum sağlığını ve bireysel yaşam kalitesini oldukça düşüren, nedeni tam olarak bilinmeyen bir rahatsızlıktır. Şikayetler yıllar içerisinde yavaş yavaş başlamakta, zamanla ilerlemekte, önlem alınmaması halinde hayat kalitemizi oldukça düşürebilecek seviyelere gelebilmektedir. Hastalığı tamamen ortadan kaldıran etkin bir tedavi metodu hala bulunamamıştır. Tanısı ve mevcut tedavi planı kesinlikle alanında tecrübeli hekimlerce yapılmalıdır.

Sağlıcakla kalın.