Şeffaf olmak ya da olmamak! İşte bütün mesele

Dünden bugüne kafamı kurcalayan kelime ‘şeffaf’ kelimesi. Çünkü bana dediler ki şeffaf olacaksın. Dünden beri düşünüyorum, üstüne yazı yazacak kadar..

Genelde samimi, dürüst, düşündüğünü hemen dile getiren insanlara şeffaf diyoruz. Kimi zaman bu kişilerle dalga geçtiğimiz de oluyor, içi dışı bir çünkü. Çünkü her şeyinde açıktır, oyun oynamaz. Sonra herkes şeffaf olsun diyoruz. İşte asıl hikaye burada başlıyor..

Toplum içinde konuştuğumuz her söz ve yaptığımız her tür davranışlarda şeffaf olmamız gerektiği söylenir. Şeffaf olma durumu yani,hmm.. Sana bakacağım ve her şeyini göreceğim diyecek karşındaki kişi sana. Yalan, dolan olmayacak cam gibi olacaksın cam. Söylediğin her şey, söz açık olacak, için ne ise dışında o olacak ( Evet, bugün şeffaf kelimesini biraz fazla kullanacağım galiba) Yaptığımız şey her ne ise karşıdaki neredeyse bizim beynimizi okuyacak şekilde algılanıyor olabilir, biraz öyle görünüyor, evet. E , tamam bu değil miydi şeffaflık. Tıpkı Chicago Willis Tower’daki balkon gibi.

E peki,Chicago Willis Tower’daki şeffaf balkon size de ürkütücü gelmiyor mu? Şeffaflık biraz ürkütücü bir şey mi yoksa?

Düşündüğü her şeyi söyleyen birisi, kafasının içini okuduğumuz birisi, bu şeffaflık sizce de korkutucu değil mi? Günlük hayatta evet, birbirimize karşı şeffaf olalım diyoruz. Bu şeffaflığın sınırı neresi? Nerede en son şeffaf olacağız. Sınırlarını çizmek lazım bu şeffaflığın.

Herkesin her şeyin farkında olduğu, kimsenin birbirini üzmediği, kırmadığı, oyunların oynanmadığı bir dünyada yaşamak güzel olmaz mıydı? Her şey şeffaf, ona sorsan düşündüğü her şeyi bileyim istiyor, cam gibi göreyim istiyor herkes karşısındakini. Her şeyde şeffaflık arıyor, kendimiz bir türlü şeffaf olamıyoruz. Peki, neden şeffaf olma durumunu hep karşımızdaki kişide görmek istiyor da kendimiz bir türlü şeffaflık durumuna geçemiyoruz. Çünkü hep bir oyun oynuyoruz. İnsanda biraz bu değil mi? Oyun oynayacaksın aynı zamanda hayatta kalmak için… Hem şeffaf olup aynı zamanda güçlü oyun kurucu olamıyor muyuz yoksa hayatta?

Zor iş şeffaflık..

Yani biz karşımızdaki kişiye şeffaf ol diyoruz ama kendimiz cam değil de etrafımıza ördüğümüz duvarlar ile kendimizi daha güçlü hissediyoruz. Şeffaf bir balkonda değil de kendimizi yine taşlarla örülü bir apartman dairesinde daha güvende hissediyoruz. Günlük hayatta herkes bu yönde tercihini kullanıyor. Hepimiz kapalı kutuyuz. E,birazda böyle olması gerekmiyor mu?

Son olarak, size deseler ki binaların olduğu bir mahalle var. Siz bu mahallenin ortasına kurulacak cam bir evde yaşayacaksınız. Tercih eder miydiniz bu derece bir şeffaflığı?

İnsana ters gibi duruyor bu şeffaflık…Ne dersiniz?

Bugün de şeffaf olamadık galiba öyle mi?

Yazıyı Mevlana’nın bir sözüyle bitiriyor ve sizi rahata kavuşturuyorum.

“Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”

Like what you read? Give Sinem Topçu a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.