Herşey böyle başladı…

Bir yurtdisi furyasidir gidiyor. “Yaaa yasanmaz artik buralarda canim “ girla. “Aaaa yurtdisina mi gittiniz ne guzeeeel “ler havada ucusuyor. Tabi Beyaz Turkler isimli ufak zumrenin icinde bunlarin hepsi. 
Ha bu arada bu kadar laf atiyorum da, gittik biz de iste. Ama buralarda yasanmaz diye degil, denk geldi gittik. Tam da bombali Turkiye’m zamanina denk geldi. Oyle olunca tabi,gidecegimiz ilk belli oldugu zaman, havalardaydik, hersey cok guzeldi. Icten ice hafif korku yok muydu, vardi ama farkettim ki asil hikaye o turist hissiyatini bitirdikten sonra basliyor. Hersey basta birkac hafta sanki tatile gelmissin gibi. Instagramda guzel fotograflar, facebookta mutlu paylasimlar. Swarmda surekli adi alengirli yerlerde check inler. Sanki sanirsin yillardir bunun icin yasamissin. Hayir efendim, o guzel zamanlar gectikten sonra, kendine bile itiraf etmekte zorlansan da, oyle toz pembe gecmiyor hayat. Demiyorum ki mutsuzluktan geberiyorsun, ama oyle sosyal medyadan goruldugu veya her iki beyaz turk biraraya geldiginde konustugu gibi yurtdisinda yasamak super yeaaa gibi bir duygu durumu ve kafayla da gezmiyorsun surekli. Herseyin oldugu gibi bunun da bedelleri var. 
Ben de yurtdisinda yasamanin karanlik yani bedelli tarafini yazmaya karar verdim, benden, etrafimdakilerden, gunluk basit meselelerden ornekle. Bakalim nasil olacak.Simdi belki dusuneceksiniz sanki yurtdisina gitmesen yok mu yasamin icinde zorluklar, tabii ki var. Ama uzun zamandir sosyal medyadaki surekli mutlu yasamlara, ay yurtdisina kacmak lazimlara gicigim, kilim :)

Hikayeye bastan baslayacagim, gecen seneden. Nasil ve nerede yazacagimi bilmiyorum, cunku son zamanlarda blogger lik isine de kılım :).

Dedim ve başladım, hadi bakalım

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.