Alberta’nin meshur tasli yollari…

Alberta asfaltlarinda tas coktur. Aylardir camima karsi yonden bir tas gelmemisti. Bugun TIR’imin on camina karsidan gelen kamyonun firlattigi oyle bir tas geldiki, neredeyse yumruk buyuklugunde. O tas yerden o kadar nasil havalandi, ben de anlamiyorum. Resmen 2 saniye boyunca tasin bana yaklasmasini izledim. CAAATTTT diye bir ses, yerimden hopladim, sanki iceri giriyordu tas. Yol 90 km/h’lik bir yoldu. Adam 90'la geliyordu, ben de 90 km/h. Tas en azindan 150 km/h hizla filan vurmustur on camima. Iceri girmesine az kalmisti. Ormana vardigimda baktim, zaten delik acmis vurdugu noktada, etrafinda da bir suru catlak. (Fotograflarin birinde gozukuyor, silecegin hemen altindan vurdu.)

Bugun bolgeye girerken yerler guzel buzdu, sert, arac batip cikmadan ilerliyordu. Yuklendim, 2 saat sonrasinda cikiyorum, bir baktim ki operatorlerden biri tum yolun ustundeki buzu tiraslamis, her yer oldugu gibi toprak. Tabii hava da 2–3 dereceye filan cikinca, camurlasmisti. Adamlar hangi akla hizmet guzelim tas gibi buzu tiraslamis anlamis degilim. 63 tonluk agirlikla saga sola gezine gezine cikisa kadar attim kendimi zorla. Cikistaki son manevra en bela yer aslinda ama gunlerdir orasi sert, donmus vaziyetteydi. Guc bela cikiyorduk. Bugun herif butun o buzu tiraslayinca oldugu gibi civik camur vardi. Zincirsiz imkani yok girilmez oraya. Asagidan kaptirdim geliyorum, bir de donus var yokusun tepesinde. Zaten 5–6 km/h hizi gecince arac duz gitmeye basliyor, donmuyor burnu, kafadan kayiyor. Kaptirdim geliyorum 20 km/h ile filan. 20 ile gelmezsem bu sefer yokusu tirmanamayacagim, lastikler patinaja dusecek. Yokusun tepelerinde hizimi kestim, nasil olsa ciktim diye, tabii bu sefer arac burnunu cevirmiyor yola, oldugu gibi duz gidiyorum. Ha simdi doner diye diye devam ettim, baktim olacak gibi degil, bayagi yolun disina gidiyoruz, en sonunda cektim ayagimi gazdan durdum. Bakalim simdi nasil kalkacaz…:(

Indim baktim, durum fena. Zincirlik vaziyetteyim. On lastiklerden birine zincir atmam lazim, direksiyon bi boka yaramiyor cunku, duz gidiyor arac, yerler o kadar civikki. Dedim az bir sey daha deneyeyim ufak bir kalkisla. Tabii kalkabilecegim de mechul. Trailer hala yokusun bir kisminda asagida duruyor. Cekemeyebilirim de traileri o camurun icinden. Ufak ufak ilerlemeye calistim, Allah’tan patinaja dusmedi lastikler. Ama arac hala dumduz gidiyor, yolun sol alt tarafina dusecek cekici artik, az yerim kaldi. Biraz gaza yuklen-birak, yuklen-birak yaptim birkac kere, arac one dogru gidip gelsin, agirlik transferi olsun on tarafa da on lastikler biraz tutunur bir ihtimal diye, ise yaradi, on taraf adim adim donmeye basladi. On taraf iyice kafasini cevirince yuklendim gaza bu sefer, arka lastiklerimi batirmadan kurtarayim diye ve neyseki guc bela kurtuldum oradan.

Adamlar yolu mahvetmisler yawww… Guzelim donmus buzu butun tiraslamislar, her yer camur deryasi. 10 km/h hizda zor tutuyordum araci duz yolda bile. Hala oradan nasil zincirsiz ciktim, inanamiyorum. Benden sonrakiler mutlaka zincirle cikmistir. Zincirsiz girilecek yer degildi. Stresten fotograf cekmeyi de unuttum. Ama eskiden ayni noktada cektigim bir foto vardi onu ekleyeyim. (Son foto, belali cikisin oldugu foto).

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.