Chain up before you need to…

Kuzey Amerika’daki TIR’cıların meşhur deyimidir: İhtiyacınız olmadan önce zincirlerinizi takın.

Çünkü ihtiyacınız olduğunda geç kalmışsınız demektir. Doğru!

Bugün epey korktum. Gerçekten korktum. Hayatımda bunun gibi korktuğum azdır. Hayır, kendime bir şey olacağından değil, 320,000 dolarlık ekipman bombok olacağından. Zaten emniyet kemeri takılı. TIR kazasında, kemer takılıysa eğer, şoföre bir bok olduğu yok, olan ekipmana oluyor.

Sabah işe çıkmadan hava durumu freezing rain gösteriyordu. Yağmur ama sıcaklık düşük olunca buz içeren bir yağmur. Dolu gibi değil kesinlikle. Yine sıvı olarak yağıyor ama dokunduğu yerde anında donuyor. En tehlikeli yağış türü. Hep bu hava sıcaklığının 0 derecelere çıkmasıyla oldu bunlar. Eksi dereceler çok daha güvenli. -2 ve +5 derece arasındaki o bölge direk ölüm bölgesi, yollar açısından. Tehlike had safhada.

TIR’la parktan çıkarken buz yağmuru yağıyordu. Ama havalandırmam ve sileceklerim yetiyordu, camda oluşan buzu çözmeye.

2 saat sonra orman yoluna iyice yaklaşmıştım, yarım saatlik bir şeyim kalmıştı, yağmur iyice arttırdı şiddetini. Highway sürüşü yaptığım için hızım 100 km/h, tabii yüksek hızda havalandırmam yetmemeye başladı rüzgardan dolayı, full kapasite çalıştırmama rağmen. Ön camım donuyor, buz kaplamaya başladı, görüşümü engelliyor. Silecek suyunu kullanıyorum mecbur 15–20 saniyede bir, o buzu çözmeye yarıyor. Bir 5–10 dakika sonra yerler sert bir tabaka halinde bembeyaz kaplandı. Şartlar bir anda değişti. Hızım hala 100 km/h, yol gayet düz olduğu için. Hava sıcaklığı da 2 derece filan. Çok çok tehlikeli sıcaklıklar bunlar, bir yandan da buz yağıyor. 1 saat sonra ormanın içinde olacağım, oradaki durumu düşünmeye başladım. Moralim ufaktan boka dönmeye başladı..:(

Orman yolunun başına geldim. Km. işaretlerini okuya okuya gidiyorum… Km. 1 Yukarı, Km. 2 Yukarı…

Km. 12'yi okuduğumda 2 yüklü ağaç TIR’ı km. 16'yı okudular. Hemen Km. 13'te bir cep bulup oraya girdim. Yüklüler yol önceliğine sahip. Onlar geçene kadar bekleyeceğim. O sırada buz yağmuru devam ediyor. Ama yerlerde çok bir sakatlık yok.

2 yüklü TIR gecenin karanlığında göründü ağaçların arasından, yanımdan geçtiler, teşekkürlerini ettiler telsizden. Hemen ardından asfalt anayolun durumunu sordular, ne vaziyette diye. Dedim “Bir şey yok, yer sağlam, burası gibi.” Teşekkür ettik birbirimize, ben de yola devam.

Bizim bölge 38. km.’de bulunuyor. 29. km.’de sert sola dönüş var 90 derece. Öncesindeki düzlükte 70'le gelip 10 km/h hıza kadar düşülüp öyle dönülüyor. 29'a gelmeden hızımı iyice azalttım, dönüş ileride gözükünce motor freniyle yavaşlamaya başladım ama virajın tam oraları ayna gibi olmuş. Oooooooo… Nasıl kayıyor araç. Boş hali bile 22 ton sonuçta, az değil. Kaya kaya zar zor durdum, karşı tarafa ağaçların arasına giriyordum. O dönüş normalde de biraz kaygan oluyor. Her dakka TIR’lar dönüş yapıp frenleme yaptığı için. Bugün bir de buz yağıyor, ekstra kaygan olmuş. Neyse dedim… Bu viraj zaten normalde de kaygan, devam ettim.

32. km.’lerden itibaren bizim bölgeye kadar epey bir iniş-çıkış var. Bir kısmı epey dik sayılır. 29. km.’den dönüp devam edince baktım, yerler iyice ayna gibi oldu, öyle böyle değil. Nasıl parlıyor. Araçtan inip yere bassan, ayakta duramazsın, imkanı yok. Cam gibi olmuş yüzey. Nasıl stres bastı. Yol kenarında cep de yok gireceğim, zincir atmak için. 29. km.’deki zor duruşum bana işaretmiş işte ama anlayamadık. Yol iyice boka döndü. Bir yandan buz yağmaya devam ediyor. Aklıma 15 dakika önce yanımdan geçen yüklü TIR’lar geldi. Akıl edip adamların lastiklerine bakmadım zincir takmışlar mı diye. %99 takmışlardı. Yüklü vaziyette imkanı yok geçemezler buralardan, zincirsiz. Bugüne kadar bu bölgede 1 kere bile zincir atmışlığımız yok, gayet düzgün ve güvenli zemini olduğu için. Bugünkü bu buz yağmuru tüm işleri değiştirdi…

Normalde bu yollar hep bembeyaz kar. Ama sıcaklık sıfırın altında olunca yüzey yapışkan oluyor, zincirsiz mincirsiz canavar gibi gidip geliyoruz. 50–60 km/h’yle gittiğimiz yollar, kar olmasına rağmen. Ama bugün durum çok farklı. Hızımı 30'a kadar düşürdüm.

32. km.’ye geldim, bir iniş geldi. Hızımı 20'ye indirdim. Ama ufacık frene basmıyorum. Motor frenim de kapalı. Anında lastikleri kitler ikisi de, dokunmuyorum bile. İniş başladı. Çekicinin arka lastikleri kitledi anında, motorun kompresyonundan dolayı, aşağı doğru hızlanmaya başladım, hız 30'a çıktı. Trailer bir yandan çekiciyi itiyor yana doğru, aracın burnu sağa veriyor, ben direksiyonu sola çevirip topluyorum, bu sefer öteki tarafa itiyor. Direksiyonla aracı bir oraya bir buraya tutmaya çalışıyorum. Bir sağdaki ağaçlara, bir soldakilere gidip geliyorum yokuş aşağı. Bir yandan da hızlanıyor araç. Renk menk attı tabii benim. Pedalların hiçbirine dokunmuyorum, yapacak bir şey yok zaten, iyice bok olur. Sonunda yokuşun sonları geldi, eğim azaldı, araç yavaşlamaya başladı, arkası da çizgiye girdi. Gözlerim zaten sürekli aynadan trailerin üstünde. Çekiciyi sağa sola itişini seyrediyorum çaresiz.

Araç daha adam gibi yavaşlayamadan bir iniş daha geldi. Haydaaaa… Aynı şey yine… Aşağı hızlanmaya başladı, frene de dokunamıyorum. Çekicinin lastikleri kilit, trailer beni bir o tarafa çeviriyor, bir bu tarafa. Bir cep bulsam, kendimi atsam, zincir takacağım hemen ama bildiğim tek cep 34. km.’den sonra. 100 m. mesafeyi zor gidiyorum ben zaten, aracı yerinde tutmaya çalışmaktan.

Neyseki, güç bela kendimi 34. km.’den sonraki cebe atabildim. Derin bir offfff çektim. İndim aşağı zincirlerimi attım 15 dakikada. Yola çıktım. Zaten 5 km. bir şeyim kalmış bölgeye girene kadar. O son 5 km. de epey sağlam inişli çıkışlı. O zincirsiz geçtiğim iniş-çıkışlarla alakası yok. Zincirle bile patinaj çeke çeke tırmandım bir tanesini. Yer cam gibi buz olmuş. Tırmanamayıp kalsam yokuşun ortasında, aracı sadece zincir donattığım lastikler tutar yolda. O zincirler de olmasa olduğu gibi aşağı iner koca kütle.

38. km.’ye geldim, telsizi bölgenin kanalına çevirip yükleme operatöründen izin istedim bölgeye giriş için. “Tamam gel. Yüklü çıkan yok, serbest. Girebilirsin.” dedi ve ardından da ekledi: “Okan, lütfen zincir atar mısın tek set?”

“Attım zaten bölgeye girmeden, hazırım.” dedim.

İçeride yüklemesi bitmiş, çıkmaya hazırlanan bir şoför telsizden soruyor bana: “Dışarısının durumu nasıl?”

“Valllaaa” dedim, “Dışarısı berbat. 34. km.’de zincir atmak zorunda kaldım. 29'la 38 arası facia. Zincirsiz mümkün değil. Fazlasıyla korktum. Dikkat et oralarda! Hatta çıkarken 2.set zincir atmayı düşünüyorum.”

- O derece ciddi mi yaw? İkinci sete gerek var mı?

- Bu benim ilk kışım. Çok fikrim yok. Ama epey korktum ben boş gelirken. Bilemiyorum.

Çocuk teşekkür etti ve ayrıldı bölgeden, mesajını geçip.

Bölgede yüklenmeyi beklerken önümde bekleyen bizim şirketin diğer şoförüne sordum, “Sence ikinci set zincire ihtiyaç duyar mıyız?” diye. Adam gayet rahat “Yok canım, tek setle rahat rahat çıkarız.” deyince içim rahatladı, ikinci seti atmamaya karar verdim. Adama hatta “Trailerın lastiklerinden birine zincir atalım mı” diye bile sordum..:)

Yüklendim ve bölgeden çıktım. Buz yağmuru durmuştu o sıralarda. 29. km.’ye gidene kadarki yerler cillop gibi olmuş. Benden önce çıkan 3 tane yüklü TIR zincirleriyle yolu bir güzel kazıyıp zımpara gibi yapmışlar, her yer matlaşmıştı. Zincirsiz bile gidilebilecek vaziyetteydi. Nasıl içim rahatladı. 29. km.’de zincirlerimi çıkarırım diye karar aldım. Zincirlerimi de çok bol atmışım belli, 29. km.’ye 4–5 km. kala arkadan bol miktarda zincir sesi duyuyorum, çıkır çıkır çıkır….. Zincirle 80 km/h’ye bile çıkan kişiler var ama ben genelde 40 km/h yaparım, çok nadiren de 50 km/h. Bugün bol atmışım ama. Becerememişim. Arkadan çok fazla ses geliyor. Normalde inip sıkmak lazım ama dedim zaten 5 km. sonra çıkaracağım, boşuna uğraşmayayım. Hızımı düşürdüm iyice. 30 km/h’yi geçmemeye çalıştım. Bir de zincirleri koparmayalım.

29. km.’ye varıp aracı kenara aldım. Zincirlerimi topladım ve yola çıkacakken karşıdan boş gelen bir ağaç TIR’ı gördüm. Onun yanımdan geçmesini bekliyorum. Yanıma gelirken telsizden 12. km.’nin durumunu sordum. Dik inişlerin olduğu kısım. Gayet iyi olduğunu söyledi. Teşekkür ettim ve ardından adamı uyardım 38. km.’ye kadar dikkatli kullansın diye. Bölgenin içinde zincir takılmasını istediklerini de söyledim, adam hazırlıklı gitsin. Teşekkür edip yola devam…

60 tonluk yükümle şehre yaklaşırken hava aydınlandı artık. Bulutlar güzel bir görüntü oluşturmuş. Geçenlerde moose’a çarptığım yerlere yakın bir yerde bir fotoğraf aldım hemen. Yerlerin parlak durduğuna bakmayın, buz değil. Normal yağmur yağıyor, buz yağmuru değil. Hava o sırada 5 derece. Aylardan sonra sıfırın üstüne çıktı sıcaklık. Bizim için çok tehlikeli bir sıcaklık. İnşallah bir an önce -5 derecelerin altına iner.

Yükümü boşaltıp şirkete döndüm ve aracı diğer şoföre teslim ettim. O da 3 saat sonra beni aradı, yük almadan boş dönüyormuş. Çok çamur ve buz olduğundan, bölgeyi geçici olarak kapatmışlar. Benden sonraki şoförlerden biri TIR’ını jacknife yapmış. (Jacknife’ı şimdi 5 saat anlatmayayım burada.:) Merak eden Google’da “truck jacknife” diye aratıp baksın..:) )

Kapatsınlar bölgeyi aaabi zaten, ben gittiğim zaman da sakattı bölgenin durumu. Yüreğim ağzımda girdim çıktım resmen.

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.