Dün gece itibariyle kış sezonuna girdim…

Dün gece yine 4 ayak üstüne düştüm. Ucuz kurtardım…

Ağaçları almak üzere ormana doğru yola çıktım. Gece 22:00 civarı. Son 1 haftadır bizim bu bölgeye acayip miktarda kar yağıyor. Highwayde çok bir şey yoktu, güzel tuzlamışlar. Offroadta zaten bol miktarda çakıl olduğu için offroad kısımda kafa daha rahat aslında. Offroada kadar rahat geldim. Offroadta ilerlerken dağları tımandıkça kar başladı. Zaten yukarılarda genelde yağar hep, anormal bir şey değil. Ama tabii bu aralar kışa tam geçiş dönemindeyiz, sıcaklıklar fazla düşük değil, -2, -3 derece civarı. Araç yola güzel yapışmıyor. Şöyle -10 derece filan olsa cillop gibi olur. Kafa rahat basıp gideceğiz ama sıcaklıklar -2 civarındayken yağan kar da tehlikeli. Pamuk gibi puf puf yolun üstünde kalıyor. Bir de greyder da koymamışlar yola. Yağan kar yolun üstünde kalıyor. Çok sakat. Neyseki zincirsiz halde kendimi bölgeye kadar attım. 1 ay önce 2 saatte aldığım yolu, 3 saatte alabildim, yoğun kar yağışından dolayı.

Bölgeye gittiğimde 2 tane TIR yüklenmiş çıkıyorlardı. Baktım ikisinin de lastiklerinde 1'er set zincir var. Zincir atıp atmama konusunda kararsızsam eğer, hep aynı hareketi yaparım: Önüme gelen şoförün fikrini alırım. İndim aşağıya, sordum zincir ne iş diye... Çünkü o bölgede öyle çok sağlam yokuş da yok. Offroad da öyle çok sakat değildi, ben çok zorluk yaşamadan geldim sonuçta. Adamlara sorduğumda mutlaka zincir takmamı söylediler. Zaten daha sonra telsizden yükleme operatörü de seslendi: “Lastiklerine zincirini at, öyle gel aşağıya.” Yükleme operatörü, bölgenin yöneticisidir zaten. O istiyorsa olay bitmiştir, atacağız mecburen. Dönüşteki offroadun durumundan da biraz şüpheliyim tabii. Yüklü TIR’lar yanımdan ayrılmadan sordum “Zincirlerinizi burada çıkaracak mısınız, yoksa yol boyu takılı mı bırakacaksınız?” Adamlar çok net, direk cevapladılar: “Tabiiki takılı bırakacağız. 95. km.’de filan çıkarırız. Oradan sonra genelde düzlük.” Yani 50 km. boyunca zincirle gidecek herifler. Ben zaten yolu biliyorum. 100. km.’den sonra ciddi bir şey yok.

Ömrümde o yolda 1 kere zincirle gitmişliğim yok. Yağmurda, çamurda bile bata çıka ilerlemişidir ama zincire hic ihtiyaç duymamışımdır. Çamurda bile zincirsiz gittiğim yolda karda zincirle gitmeye hazırlanan 2 tane şoförü görünce o zaman anladım. O yolun hali sakat demekki. Ben biraz şansa gelmişim demekki, zincirsiz mincirsiz boş TIR’la. Ulan dedim iyiki bu adamlar yola çıkmadan ben bunlara rastladım burada da, bana offroad süresince zincirleri çıkarmamamı söylediler. Yoksa ben yüklemem bittiği gibi yola girmeden önce zincirlerimi çıkaracaktım, yolda adam gibi hız yapabileyim diye. 4 ayak üstüne düştük yine…

Neyse… Zincirimi attım lastiklerime, yükleme operatörünün yanına gitmek için ayrıldım bu adamlardan.

Geldim yükleme makinasının başına ve yüklemem başladı. Yalnız sağlam kar yağıyor. Araç hakikaten gömüle gömüle ilerliyordu. Makinanın yanına gelene kadar çok da rahat ilerleyemedim. Zeminde çok yoğun kar var, araç gömülüyor. Zincirsiz mümkünü yok ilerleyemezmişim bölgenin içinde.

Yüklemem tamamlandı. Halatlarımı attım ve yola çıktım. Zincirlerim lastiklerimin üstünde hala. Hatta yola çıkmadan önce iyice gerip sımsıkı yaptım. Sonuçta biraz yüksek hıza çıkacağım. Zincirleri koparıp jantlara dolamak en son isteyeceğim şey dağın tepesinde, ormanın derinliklerinde. Telsizi offroadun kanalına aldım. Hemen yola çıkar çıkmaz ilk km.’de sağlam bir iniş-çıkış var. İnişi gayet yavaş hızla yapmaya başladım, motor freniyle. Aktarma lastikleri kitledi! Şok üstüne şok!!! Lastiklerde tek set zincir var ve motor freniyle yüklü TIR, lastikleri kitliyor! Zincirlere rağmen! Zemin çok sakat demekki. İniş de nasıl dik. Motor frenini devreden çıkarıp ayak frenine bastım tatlı tatlı. Ufak ufak kitleye kitleye, kaya kaya indim. Ama hayretler içerisindeyim. Zincire rağmen araç lastik kitliyor. Buz değil yerler aslında. Sadece kar var. Ama taze kar, basılmamış. Sıcaklık da -2 civarı olunca zemin gevşek. Ama bu kadar olacağını tahmin bile etmiyordum ben. Daha ilk inişimde araç lastik kitledi, hem de sadece motor freniyle, zincirlere rağmen. Adamlara rastlamasaymışım ben, bir de zincirsiz inecektim o yokuşu.

Şimdi önümde ilk tırmanış var. En dik yeri değil yolun ama çok da rahat bir tırmanış sayılmaz. İnişteki kaymadan sonra korkarak yaklaşmaya başladım tırmanışa. Neyseki patinaja düşmeden tırmandım çok rahat. Ama şimdi 3–5 km. sonra yolun en bela iniş ve tırmanışı geliyor. Orada patlarım muhtemelen, az önceki inişte lastik kitlediğime göre..:(

Dik inişe yaklaşırken, bölgede rastladığım yüklü TIR’ların şoförlerinden teki beni telsizden uyardı: “142. km.’deki tırmanışta TIR’ın teki kaldı. Ben yukarıda bekliyorum, inişe başlamadan önce. Hazırlıklı gel oraya yaklaşırken.” 1–2 dakika sonra ileride gördüm, adam flaşörünü açmış inişin öncesinde bekliyor. Ben de arkasına yanaştım.

İndim aracımdan aşağı, yanına gittim, aşağıda ne olup bitiyor öğrenmek için. Adam olanları anlattı: Aşağıda takılıp yokuşu tırmanamayan adam az önce ben bölgeye girerken konuştuğum adamlardan diğeri. Herif yokuşu tırmanamamış. Ben olayı öğrendikten sonra tabii panik oldum. Kalan herif kelli felli herif. Lastiklerinde zincir de vardı. Ulan bu herif kalıyorsa biz nasıl çıkacağız o yokuşu. Bana olayı anlatan adam da bu herife bok atıyordu: “Yaw bu herif zaten bilmiyo işi. Normal onun kalması. Sen rahat ol, çıkarsın.” Ben de hazır adamı bulmuşken ekstrem koşullarda sürüşle ilgili akıl danışıyorum..:) Bir sürü soru soruyorum, artık mantıklı mantıksız..:) Bulmuşum ya usta şoförü..:) Adam da keyifle anlatıyor. Epey bir taktik öğrendim. Adam da şaşkın şaşkın bana bakıyor, “Ulan bunlar ne basit sorular…” diye. :D Sonradan adama söyledim, bu kış benim 2. kışım olacak, hala öğreniyorum diye. Adam o zaman anladı soruların neden o seviye olduğunu..:) Herif çünkü olayı bitirmiş. Kıçıyla kullanır resmen aracı, o şartlarda bile…

Neyse… Adamla lafladıktan sonra gittim bindim aracıma, biraz telsiz dinleyeyim dedim. Ne olup bitiyor aşağıda. Aşağıdaki herif 2. set zinciri de attı lastiklerine. Bir daha denedi, yok çıkamıyor. Herif saplandı iyice. Yol da kapalı tabii. Dar yol. Biz o yüzden ilerleyip gidemiyoruz. Aslında geçecek boşluk vardır belki ama yüklü TIR’la yolun kenarına yanaşamayız, devrilir gider. Mecbur bekliyoruz. Bizim bölgeyi işleten adam pickup truckıyla olay yerine geldi. İş makinalarından birini yollayacağını söyledi. Onu bekliyoruz. O arada karşı taraftan boş ağaç TIR’ları geçti yanımızdan, bizim bölgeden ağaç almaya gidiyorlar. Baktım, adamların ikisinin de lastiklerinde 1'er set zincir vardı. “Ben iyi gitmişim yaw zincirsiz mincirsiz boş TIR’la bölgeye giderken o zaman.” dedim.

Bölgenin 5–6 km. uzağındayız. Çok uzaklaşamadıkki. Yola çıkar çıkmaz yol kapandı. Kar da hala yağıyor deli gibi. Yol iyice karla kaplanıyor, zaman aleyhimize işliyor. Makinayı bekle babam, bekle… 2 saat filan oldu, makina geldi olay yerine, adamı çekip kurtaracak. Hazırlıklarını yapmaya başladılar. O sırada bölgeye giden boş ağaç TIR’ları yüklenmiş, onlar da geldiler, arkamda sıraya girdiler. Dağın tepesinde, ormanın göbeğinde TIR trafiği var resmen.

İş makinası çekmeye çalışıyor saplanmış TIR’ı ama yok olmuyor. O herif de çekemiyor. TIR’da 2 set zincir var, bir de iş makinası yükleniyor bir yandan. Yok, olmuyor. Abi o yokuş çok bela yokuş zaten. Yazın kuru sıcağında bile başa bela. Bu karda kıyamette zaten tam kabus. Birkaç denemeden sonra TIR yerinden oynadı ve iş makinası, adamı tepenin yukarısına kadar attı. Evet, şimdi sıra benim önümdekinde. Önümdeki harekete geçti ve indi aşağıya. O da kaldı. Makina da çekemiyor. Bu da 2. set zincirini atmak zorunda kaldı lastiklerine. 2 set zincirle ve makinanın yardımıyla çıkabildi. Şimdi sırada ben varım. Stres tavan tabii. Benim lastiklerde de 1 set zincir var. İş makinasına güveniyorum, nasıl olsa çekecek ya. Ama önümdeki iki adamı da zar zor çekti işte adam, 2 set zincire rağmen. Benim de atmam lazım aslında. Yoksa aşağıda rezillik. Fena dalarlar, çıkamazsak. Arkamdaki şoföre seslendim. Sen gel benim önüme geç. Sen in ilk. Gerçi onda da tek set zincir var, o da 2. seti donatmamış. O sırada aşağıdan bölgenin sahibi geldi pickup truckla, yanlaya yanlaya… O da karlı zemini bulmuşken araçla muzurluk yapıyor, fırsat bu fırsat..:) Adam bizim lastiklerde tek set zinciri görünce heyecanlı heyecanlı daldı bize bir güzel. “Bakın 2. set zincirinizi atın, öyle deneyin. Aşağıda adamlar 2 set zincirle zor çıktılar. Makinayı getirdik buraya taa nereden tamam ama makinanın da yapması gereken iş var. Siz 2 setinizi atın, çıkamazsanız makina yardım eder.” Tamam… Yapacak bir şey yok. Patron yap diyorsa yapacağız. Zaten görünen köy klavuz istemez. Hakikaten adamlar 2 set zincirle zar zor çıktılar, iş makinasının da takviyesine rağmen. Ulan ne karmış be arkadaş… Ömrümüzde zincir atmadığımız yolda 2 set zincirle yokuşu tırmanamıyoruz. Ne vaziyete gelmiş bu yokuş. İyice merak etmeye başladım. Stres iyice yükseldi..:(

2. set zincirimi de attım. 2. set zincirlerim de evlere şenlik. Sadece bir lastiği çevreliyor, çiftini birden değil. Şaşırmadım eksik ekipmana, alıştık artık..:(

Önümdeki şoför indi yokuştan aşağı. Ben bekliyorum hala. 3 dakika sonra filan adamın yokuşu tırmandığını söylediler telsizden. Evet, şimdi sıra bende artık. Arkama 2 tane daha yüklü TIR geldi bu arada. Bu sefer yer vermeyeceğim artık. Sıra bende, ineceğiz delikanlı gibi, yapacak bir şey yok. Amatör bir görüntü oluyor çünkü o ortamda, herkese yerini ver filan… Başladım inişe. İniş problemsiz halloldu, lastiklerim kitlenmedi. Eveeettt… Şimdi devasa tırmanış önümde. Bölgenin patronu da pickupıyla yokuşun en dik kısmında yolun kenarında duruyor, olayın keyfini çıkarmak için..:) Tırmanış öncesi uygun vitesi seçtim, hızım 15 km/h. Tırmanışa başladım. Yokuş iyice dikleşti, lastikler patinaja düşmeye başladı ufak ufak. Zincirler ata ata ilerliyor. Lastikler patinaja düşüyor ama zincir kapmaya çalışıyor yeri. Baktım patinaja doğru gidiyor iyice bu iş, kalacaz resmen yokuşun ortasında, ayağımı gazdan geri çektim biraz. Çünkü o durumda inatlaşırsan, iyice patinaja düşer araç, kalırım yokuşun ortasında, zincirleri de koparabilirim patinaj sırasında. Ayağımı gazdan geri çekince biraz tabii, güçten de düştü araç ama yapacak bir şey yok. Tutunma çok az yerde. Neyseki patinaja ufak ufak gire gire, yokuşu tamamladım. Araç deli gibi seke seke gitti yokuş boyu. İyi zincirleri koparmadım. 68 tonluk ağırlıkla patinaja düşürüyorsun lastikleri yani. Az buz stres yok orada! Yokuşu tamamladıktan sonra bölgenin patronu pickupındaki telsizi aldı bana sesleniyor: “2 set zincire rağmen patinajla tırmandın heee yokuşu.” “Biliyorum” dedim gülerek..:) Hani bana şey demeye getiriyor: “Bak işte beni dinlemeyip 2. seti atmasaydın NAH çıkardın oradan.” :D Herif köküne kadar haklı. Hakikaten yırtına yırtına çıktık, 2 set zincire rağmen. Bir yokuş bizim 4 saatimize mal oldu..:(

Arkamdan gelen 2 kişi de yokuşu problemsizce tırmandılar. Tabii herkeste 2 set zincir var. Zincirlerimi de aynen, bölgede o ilk rastladığım şoförlerin dediği gibi 95. km.’de çıkarmaya karar verdim. Başka bir alternatif düşünülemez bile. Yapacak bir şey yok. 95. km.’ye kadar belki 10 tane sakat tırmanış var. Bu havada zincirsiz gidilmez bu yolda, az önceki yokuşta fazlasıyla gördük bunu. 40–50 km/h hızla yavaş yavaş gideceğim. Zincir varken 50'nin üstüne çıkmam ben. 80 km/h yapanlar var ama ben yapmam. Eşşeği sağlam kazığa bağlarım. O zincir bir kopup janta dolandı mı, bittin. Jantların yerinden sökülmesi lazım. O da mümkün değil ormanda. Tamirci çağıracan da falan da filan. Her şeyi de dağıtırsın zaten o zincir bir dolandı mı. Deli gibi masraf çıkar. Hiç aceleye gerek yok. 1 saat uzun sürsün, zincirlerim sağlam kalsın. Zaten o yolu zincirsiz de gitsem aynı hızlarda giderdim. Zemin çok fazla miktarda karla kaplıydı. Yani zincirden dolayı ekstradan hızımı düşürmüş olmadım aslında. Tabii ben ağır ağır gidince arkadamki 2 şoför bana yetişti. Hemen arkamdakine yol verdim, geniş bir yer bulduğum anda, kenara çekilip. Diğeri de zincirlerimi çıkarmak için 95. km.’de durduğumda geçti.

Zincirlerimi söktüm, yola devam… Halat kontrol noktasına yaklaşıyorum. Hemen öncesinde bir yokuş var ama çok dik değildir. Basit bir yokuş. Hem yorgunluk hem de biraz hafife almaktan dolayı yokuşa yeteri kadar hızlı girmedim. 50 km/h’yle filan girdim sanırım. 60'la girmem gerekirdi en azından. Çünkü zemin kaygan, çıkıp çıkamayacağım meçhul. Yokuşun sonlarına doğru hiç beklemediğim bir şekilde lastiklerim patinaja düştü. Aha, resmen kalıyoruz, bu basit yokuşta…:( 10–15 metre bir şey kalmış bitmesine heee, çok hafif bir eğimin üstündeyim, öyle dik de değil. Ama yer çok kaygan. Düştü resmen patinaja lastiklerim artık. Yavaşlamaya başladı araç. Kalıyoruuuuuuum… Veee kaldım yokuşta… Şok üstüne şok! Sen ne deli yokuşları tırman yol boyu, şu son yokuşu, bu kadar basit yeri tırmanama. Hafife aldım, bir de yorgunluk. Resmen dalgınlığıma geldi. Bok ettik..:( Yer de nasıl kaygan. Park frenlerimi çektim ve etrafa baktım 5–6 saniye, araçta hareket var mı diye. Araç olduğu gibi geriye de kayabilir, karın üstünde. Komple yan tarafa devrilir zaten araç, facia bir şey. Bekledim, bekledim ama kaymadı araç Allah’tan. Ama tabii her an kaymaya başlayabilir. Araç durdukça lastiklerin dokunduğu yerler sıcaktan dolayı sulanıyor, iyice kayganlaşmaya başlıyor. Aracı yerinden kaldırmayı bile denemedim. Patinaja düştüğünü anladıktan sonra durur durmaz çektim park frenlerini. Çünkü denemeye kalksam, biliyorum, patinaja düşecek, yer ciddi kaygan. Taze kar yağıyor buzun üstüne ve sıcaklık 0 dereceye yakın. Yer gevşek. Tekrardan kalkmaya çalışsam patinaja düşürüp iyice buz yapacağım aracın bastığı yeri, aracın geriye kayma ihtimalini artıracağım. Hiç denemedim bile. Zincir atacağız abi, başka yolu yok. 5 dakikalık iş. İndim, 5 dakikada attım zincirleri lastiklere. Biraz da elimi çabuk tuttum, araç kaymaya başlayabilir diye. Neyseki attım zincirlerimi, rahatladım. Araç yerinden çok rahat kalktı tabii hemen. 15–20 metre sonra durup zincirlerimi söktüm yeniden. Halatlarımı ve lastiklerimi de kontrol ettim ve yola devam...

Yolun geri kalanını zincirsiz mincirsiz, gayet rahat bir şekilde tamamladım. Sadece meşhur Wapiti inişinde lastiklerim birkaç kere kitledi. Yerde çakıl olmasına rağmen biraz kaya kaya indim. Trailerın frenini kullanmak zorunda kaldım, beni itmesin diye. O an biraz stresliydi ama iyi geçtim orayı da. Ve sonunda fabrikaya vardım. Fabrikada da nasıl sıra var. 2 saat de oradan girdi. Sonuç olarak 8 saatte tamamlanması gereken calışma 14 saat sürdü.

Haaadiii hayırlı tıraşlar..:)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.