Fırtına çıktı. Elektrik direkleri devrildi…

30 metreküp kimyasalla karışık suyu yüklendim geldim. Önümde sıra var. 2 aracın daha yükünü boşaltmasını bekliyorum.

İleride hava çok karanlık ve bize doğru geliyor. Çok ciddi fırtına geliyor, havanın renginden belli..:(

Sıra bana geliyordu ki fırtına bize ulaştı. Her yer toz toprak. Deli gibi bir rüzgar. 54 ton ağırlığındaki yüklü tankeri ne biçim sallıyor. Araç boş olsa kesinlikle yana yatırır, öyle böyle sallamıyor. Tam o sırada atık merkezinin operatörü aradı, sıranın bana geldiğini söylüyor. Kızın dışarıdaki havadan haberi yok herhalde! Manyak olmak lazım bu rüzgarda aracın dışına çıkmak için. Alır götürür resmen rüzgar. Dışarı çıkacan, hortumu mortumu bağlayacan da, yükü basacan. Mümkün değil!

Neyse… Ofise doğru yaklaşayım da içeri girip bakalım bi duruma. Ofisin yanına gelene kadarki 3 dakikalık sürede fırtınanın şiddeti biraz hafifledi. Etraf hala toz-toprak, göz gözü görmüyor. İndim araçtan, koşturdum ofise hemen. İçerisi karanlık. Kız beni aradıktan sonra elektrikler gitmiş. Bilgisayardan login olamayacağım için yükü basmam imkansiz. Gerçi bilgisayar çalışıyor jeneratörden dolayı ama koca tesis durduğu için yükü kabul etmiyorlar.

Ana yoldaki elektrik direklerinden birkaç tanesi devrilmiş fırtınadan dolayı. Ciddi hasar var. Tüm kasabanın elektriği kesik. Eeee, ne olacak? “Bekleyeceksin, biz sana haber vereceğiz…”

Şirketi aradım, durumu söyledim. Bekle dediler. Geçtim aracın yatak kısmına, uyuyalım biraz. Ara ara uyanıyorum. 6 saat geçti, 7 saat geçti. Geceyarısı… Hava yeni kararıyor. Tesiste hala ışık mışık yok. Yatmaya devam… Yat, yat, yat, yat… Sabah 3 gibi filan yine bakındım etrafa. Hava aydınlanmaya başlamış ufak ufak. Işık mışık yok… 12 saat oldu tesise geleli, bekliyoruz. Sabah 7 ve telefon çaldı. Şirketten arıyorlar. Dedim hala elektrik yok burada… Tamamdır. O zaman seni diğer yere yolluyoruz. 2 saat ilerideki başka bir atık merkezine. İndir park frenini, gazla…

Ayrılırken hala elektrikler yoktu. Yola bağlanıp biraz ilerlediğimde tamir ekibinin yeni elektrik direklerini diktiğini gördüm. Epey ciddi, kalabalık bir çalışma vardı. 10'dan fazla yepyeni direk dikmişlerdi, deli gibi çalışıyorlardı.

42 saatlik çalışmadan sonra eve geldim. 20 saati yatış. Araca da şoföre de saatlik para ödeniyor. Sıkıntı yok. Olan bizim araçları kiralayan petrol şirketine oldu. Onları da sallamaz ama. Adamlar petrol çıkarıyorlar. Araca ödeyecekleri ekstradan birkaç bin dolar tıklamaz bile adamları. Haaadi hayırlı tıraşlar…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.