Keep coming man. Waiting for ya at 130…

Offroadun bazı kısımlarında yol vermenin önemi büyük. Her gün bir seferde her şoförün onlarca kez yaptığı hareketlerden.

FTR (Forestry Trunk Road) yolundayım, boş bir şekilde güneye iniyorum, bizim bölgeden ağaç almaya. 120. km.’lerde filanken telsizden 135. km.’ler civarından kuzeye çıkan yüklü bir ağaç TIR’ı olduğunu duydum, adam okuya okuya geliyor güneyden. Yolun 130. km.’si kuzeye çıkarken sakat yerlerden, yol dar ve yokuş inanılmaz dik. Güneye inen kişi yolu tanımıyorsa ve aşağıdan gelene yol vermezse aşağıdan yüklü gelen adam hızını kesmek zorunda kalır ve 70 küsür tonla yokuşu tamamlayamaz, yolun ortasında kalabilir, bana 2 ay önce olduğu gibi..:(

Ben 126. km.’ye geldiğimde karşıdan gelen 133'ü filan okuyordu. Ben boş olduğum için daha hızlı gidiyorum tabii. 130. km.’de buluşacağımız büyük ihtimal. Ve 129'a geldiğimde telsizden seslendim: “Yüklü TIR, gelmeye devam et, senin için 130'un tepesinde bekliyorum.” Adam teşekkürünü etti telsizden ardından tanıdık şoför çıktı, bana sesleniyor;

- Okan sen misin?

- Evet. Serge sensin galiba?

- Evet. Naber nasıl gidiyor?

- İyidir. Yavaş yavaş takılıyorum. Aceleye gerek yok.

Biraz lafladıktan sonra Serge yokuşun altında göründü, ben de o tırmanırken 2 tane foto çektim.

Yolun sağında 130. km. tabelası görünüyor. Bela nokta. Daha da belası, daha güneyde 142. km.’de. Orayı hatırlamak bile istemiyorum. Korkulu rüyam..:(

Serge’le vedalaştık ve yola devam…

Like what you read? Give Okan Obuz a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.