Pickup truckla ormana gittim. 1 saat takıldım. Tankerle geri geldim…

Tankeri ormanda bırakıyoruz. 24 saat çalışıyor. Gündüz 1 şoför kullanıyor, gece diğeri. Geceleri araç bende. Akşam 6:30'dan sabah 6:30'a. Şirketin pickupıyla şehrin 1.5 saat güneyine iniyoruz, vardiya değişimini yapıyoruz. Vardiyası biten şoför pickupla şehre geri dönüyor. Pickupın kasasında yakıt tankı var. O şekilde tankerin yakıtını tamamlıyoruz. Zaten klasik Alberta’lı hareketidir: Arkasında yakıt tankı olan pickup trucklar… Her yerde… İş makinası veya TIR, artık ne olursa, şehre geri getirilmez. Ormanda bırakılır. Vardiya değişimi pickup truckla yapılır. O yüzden burada taşıtların %75'i pickup trucktır, pickup truckların da en az yarısının kasasında yakıt tankı vardır.

Evden çıktım. Ormana gidip tankeri teslim almak üzere. Hava buz, buzzz… Sıcaklık -25 -30 civarı… Pickupı çalıştırdım. O ne!!! Göstergede “Check Engine Oil Level” uyarısı. Kapadım motoru. Açtım kaputu. Baktım seviyeye. 1 mm. bile göstermiyor çubukta. Kupkuru. Karterin altına baktım, yerde bir şey yok. Demekki bir yerden yağ kaçırmıyor. Normal bir azalma olsa gerek.

Araç şirket aracı. Pazar günü olduğu için şirket kapalı tabii, mekanik de yok, kimse yok. Şirket cebini aradım: “Baba yağ yok. Yağ komple yok..:D” dedim. :D Şirkete gidip yağ eklememi söylediler. Yağın yerini tarif ettiler bana. Gazladım gittim şirkete. 10 km.’lik yol. Gözüm yağ basınç göstergesinde. Basınç normal. Hala yağ var demekki motorda. Zaten çok kritik bir durum olsa kırmızı motor ışığı yanar, o durumda anında kenara çekip duracaksın zaten. Yoksa eline alırsın motoru. O arada ormanda beni bekleyen şoförü arayıp yarım saat geç kalacağımı söyledim. İyi çocuktur o da, Romanya’lı.

Girdim garaja. Buldum tarif ettikleri yağı ve ekledim. Baktım seviyeye… Cilloppp!!! Şimdi gazla git ormana…

Bizim tankerin olduğu yere gittim, diğer şoförle haberleşip. Dolu tankeri teslim aldım. Çocuk atladı pickupa, evine döndü. Son günlerde çalıştığımız petrol sahasına devam ettim 5 km. Petrol ekibinin amirine göründüm önden bi. “Tankların seviyesi 50 metreküp olunca tamamız, sen eve dönebilirsin. Diğer tankerle devam edeceğiz.” dedi. Ooooo, süper haber. En sonunda biraz dinleneceğim. Diğer tanker de yine bizim şirket için çalışan bir owner operator.

Başladım tankları doldurmaya. O arada tankların seviyelerine bakıyorum. Şöyle bir baktım. Ben yükü boşalttıktan sonra diğer tanker de gelip boşaltırsa seviyeler hepsinde 50 metreküp oluyor. Bu da demek oluyorki bu benim, bu geceki ilk ve son yüküm. Süper!!! Tankları doldurmaya devam ederken gittim amirin yanına durumu söylemeye. Aslında transferi durdurmadan aracı terk edemezsin ama başlarım kuralına yaaa… O bir yandan boşaltsın. Pestilimiz çıkmış zaten. 5 dakika bile kardır…

Amirin karavanına girdim. Dedim böyle böyle… “Tamamdır o zaman. Sen bas git. Diğer tankerle devam ederiz.” Oooohhh süper… Gittim tankerin yanına. 5 dakika içinde yük boşaldı benim zaten. Topladım hortumları mortumları. Daha bi de tatlı suyu aldığımız kuyunun olduğu yere gidip oradaki hortumları da toplamam lazım.

Bindim araca, yola çıkmadan şu bizim şirketteki yükten sorumlu çocuğu arayıp bölgeyi terk edeceğimi söyleyeyim. Ama telefonda sinyal yok. 5 km. yukarı tırmanırsam sinyal olur. Sahadan ayrılmam lazım. Telsizden mesajı geçtim: “Tanker, petrol sahasını terk ediyor. Aşağıya inen var mı?” Ses yok… Gazla aaabiciiiimmm… Yapıştıırrr… Önüm sağlam tırmanış. Zincir yok zaten lastiklerde. Yer kar/buz. Gece vakti uğraşılmaz zincirmiş mincirmiş. Kaptır aaabiiccciiimmm..:)

Çıktım yukarıya. Ana offroada bağlanmadan önce durdum, bizim yükçüye telefon açacağım. 1 çizgi sinyal var. Kör topal çaldı yükçünün telefonu. Ama konuşamadan kesildi. Böyle ucu ucuna çektiği durumlarda aracın dışına çıkacaksın, bazen işe yarar. Çıktım dışarıya. Buzzzz tabii… Bokum dondu. Aradım yükçüyü ve konuşabildik zar zor. Dedim “Sahadan ayrılıyorum, Dan’le devam edecekler, tek araç yetiyormuş.”… “İyi tamam” dedi. “Gidip kuyunun başındaki hortumlarımı alayım mı, yoksa Dan’e mi bırakayım?” diye sordum. Yükçü, “Sor bakalım Dan’e, ihtiyacı varsa bırakırsın. Kendi hortumları işini görüyorsa toplarsın senin hortumları.” İyi hadi bakalım…

Dan de yükünü doldurmuştur muhtemelen. Çünkü ben yükü boşlatmak için sahaya inerken, o boş vaziyette yukarı çıkıyordu. Zaten sağlam yardırıyor o herif, fırtına gibi. Muhtemelen yolda karşılaşacağım onunla, boktan bir şey olacak. En kötü telsizden haberleşiriz, anlatırım durumu ama telsiz de yol için kullanılıyor. Diğer TIR’ların kafasını ütüleyecez 5 saat hortum muhabbeti yapıp. Hem safe bir hareket değil hem de sinir bozucu yoldaki diğer şoförler açısından. Offroadun ortasında da durulmaz muhabbet için, sakat iş… Telsizi dinliyorum. Nasıl olsa km. işaretlerini okuya okuya gelecek, yakalarım onu telsizden. Kuyuya kadar 10 km.’lik bir yolum var. En güzeli, bu adamı yükünü bitirmeden yakalamak. Yapıştırrr aaabicimmmm… Yakalamam lazım şu Dan’i.

Çıktım yola. 59. km.’deyim. 52. km.’de başka bir offroada dönüp 2 km. orada devam edeceğim, sonra başka bir yola daha dönüp 2 km. de orada. Her birinde başka telsiz kanalı kullanılıyor. Dan’i, yükünü doldurup yola çıkmadan yakalasam keşke…

57. km.’ye geldiğimde telsizden ses geldi: “Yüklü tanker 54. km.” Ses Dan’in sesine benzemiyor ama dur bi yoklayalım… Aldım telsizi elime: “Hey 54. km.’deki… Dan misin?” Cevap gelmedi… Değil demekki… Dan’in aracını da gece bile olsa tanırım. 2007 model ama filonun en süper aracı. Her yeri modifiyeli. Farlar filan acayip parlak. Gecenin karanlığında bile uzaktan anlıyorum herifin aracını… 1–2 dakika sonra o demin telsizden konuşan tanker yanımdan geçti. Yok değilmiş hakikaten Dan. İyi demekki bu adam hala yola çıkmamış. Yapıştırrr aaabicimmm…

Son dönüşümü de yaptım. En sonuncu offroadtayım artık.Telsizin kanalını değiştirdim. Yüklü tanker çıkıyor mesajı yok daha. Kuyunun olduğu yola döndüm ve uzakta Dan’in aracını gördüm, kuyunun kenarında, açmış aracının etrafındaki tüm LED ışıkları, aydınlatmış ormanı, orada duruyor. 1–2 saniye geçmeden fren lambaları yandı. AHA dedim yola çıkıyor bu. İyi yakaladım heee… Aldım telsizi elime: “Hey Dan. 2 dakika bekler misin? Bir şey söyleyeceğim…” Tamam dedi… Durdum arkasında. Gittim yanına, direksiyondaki Rob. Dan, gece vardiyası için şoförüne teslim etmiş aracı. Rob da kankadır zaten. Dedim “Beni eve yolladılar. Hortumu almaya geldim. Ama hortumu sen kullanacaksan bırakacağım. Sen sonra getirirsin.”

“Bende hortum var, hallederim. Teşekkür ederim.”

“Bak kardeşim al kullan. Problem değil. Sonra getirirsiiiinnn…” :)

“Yok aaabiciiimmm, sen al hortumunu, bende kralı var hortumuuunnn…” :)

İyi tamam dedim, topladım benim hortumları. Dan’in aracında hortumun kralı var hakikaten. Adamlar eski tankerci. Araç petrol rafinerisi gibi zaten. Ne ararsan var. Adamlar olayı bitirmiş. Ne zaman görsem adamın ekipmanını, hayranlıkla seyrediyorum…

Hortumları toplayıp yola çıktım. Pazar gecesi bir de, ooohhh… TIR trafiği bile kısmen az. Yapıştırdım geldim şirkete.

5 saatlik çalışma. Evden pickup truckla işyerine git, motorun yağını tamamla. 1.5 saat ormana in. Tankerle 1 saat takıl ve 1.5 saatte şehre geri gel. Her gün böyle olsa ne güzel beee… Haaaddiii hayırlı tıraşlar…

Like what you read? Give Okan Obuz a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.