Tankerle burger servisi

30 metreküp atık suyu yüklendim, önümde 2.5 saatlik yol var. Gideceğim yere 15 dakika kala burgerci var. Dedim orada durayım da, biraz bir şeyler yiyeyim. Koca tankeri çektim Burger King’in önüne, girdim içeri. Sabahın 09:30'u. Sabahın 5'i bile olsa burger servisi yaparlar, fark etmez. Ama bu şubeleri yol üstünde bir yer olduğundan 10:00'da açılıyormuş, kasadaki kadın özür dileyerek geri çevirdi beni.

Neyse… Atık merkezine gideyim, orada büyük ihtimal bekleme var. Adımı sıraya yazdırayım, tekrar geri gelirim, o geçen yarım saat içinde açılmış olur zaten. Bekleme yoksa da yükü basarım, eve dönüşte durur yerim. Problem yoookkk, sen rahat ooooolllll..:)

Atladım tankere, gittim atık merkezine. Operatörle merhabalaştık filan. 4 saat bekleme var! OHA!!! Ben 4 saatte gider burgerimi yerim, gelir bir de üstüne uyurum temiz. Yazdım adımı sıraya. Atladım tankere, 15 dakika geri döneceğim şimdi. Şu burgerimizi yiyelim yaaawww, içimizde kaldı. Gece boyu çalışıyoruz, acıktık.

Atık merkezinin gateinden çıkarken baktım bizim şirketin şoförlerinden 2 tanesi daha beklemede, araçları park etmişler, sıralarını bekliyorlar bekleme alanında. Dur şunlara da bir iki bir şeyler alayım dönüşte de, sevinsinler şerefsizler..:)

Vardım burgerciye, park ettim koca tankeri, benzin istasyonunun önüne. Bu arada benzinci de araba benzincisi. TIR için bölümü filan, park alanı yok. Neyse… 2 dakikada yiyip işimize dönecez yaw, 2 dakika göz yumun siz de kardeşim. Acıktık burda..:)

Girdim içeri. Kadın şaşırdı. “Döndün yaw geriye tekrardan…” Koca tankeri de görünce yine kapının önünde, garipsiyor tabii. Dedim “Gelirim tabiii yaaaa, yol boyu bunun hayaliyle geldim ben taaa 200 km. güneyden, sen ne diyosun.” :D

Çaktım burgerleri, patatesi filan… Elleri yıka. Ondan sonra bizim şerefsizlerin yemeklerini de sipariş ettim, güzel birer menü, 2 ayrı paket filan. Atladım tankere, doooğru atık merkezine. Yüklü tankerle seri manevra da yapamıyorsun benzinciden çıkarken, 53 tonluk ağırlık. Neyse… Vakit bol, nasıl olsa. Dolu dolu 3 saat uyku sürem var. Yemeğimi de yemişim.

Atık merkezinin özel yoluna girdim. İleriye baktım, bizim şoförlerden bir tanesi yerinde yok. Aha dedim bu yükünü boşaltmaya başlamış herhalde. Biraz daha ilerleyince devrelerin yanına yanaşmış olduğunu gördüm. Evet, yükünü basıyor bu. Tamamdır, bunun burgerini bir verelim bakalım. Devrelerin arasına daldım. Ben orada devrelerin arasında manevramı yaparken içeriden operatör fırladı: “Ulan bu herife demedik mi 4 saat sonra boşaltacaksın, bu ne bok yemeğe arıyor burada, bekleme yerinde beklemesi gerekirken…” modunda, paniklemiş bana bakıyor. :D :D :D “Dur yaaa… Adamın yemeğini teslim edecez. Panik yoookkk. Relaaaaxxx…” :D Ben diğer aracın yanına yanaşınca şoför zaten geldi yanıma hemen, verdim paketini onun. Sevindirik oldu. Oooohhh yükü basarken, yemiştir orada 2 dakika. Ondan sonra ilerledim, gittim bekleme alanına. Diğer şoförün yanına park ettim. O da direksiyonda yok. Belliki arkaya geçmiş uyuyor. Kapısına tıklat. Ayaklandı bizimkisi. Verdim onun da paketini. Oooohhh o da uykudan uyandı, güzel yemeği buldu önünde. Cilloooppp!

Şimdi sıra benim uykumda. Bin araca, geç arkaya, vur uyu. Nasıl olsa takometre çalışıyo… Temiiizzzzz…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Okan Obuz’s story.