Başkalaşan Türk Kültürü: Kadın-Erkek İlişkileri

“Oğuzların ve öteki kabilelerin cinsel tutumları, bu gözlemciye göre [İbn Fadlân] bir serbestlik ve vahşilik karışımıdır:

Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. Bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk.Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, “Allahım, sen bize günah yazma,” diye yakardık. Kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin önünüzde açılmamızın nedeni gördüğünüz halde kendinizi tutmayı öğrenesiniz diyedir. Çünkü ulaşamazsınız. Böyle olması, gizli olup da elde edilebilir olmasından daha iyidir.”*

Arthur Koestler’ın “On Üçüncü Kabile” adlı kitabından alıntıladığım bu olay, İdil-Volga Kağanı Almış Han’ın, Abbâsi halifesi Muktedir’den istediği din adamı ve bir miktar paranın ulaştırılması için hareket eden heyette kâtip olarak çalışan İbn Fadlân’ın “Er-Rihla” — Seyahatname (921) adıyla kaleme aldığı ve henüz Müslümanlığı kabul etmemiş Oğuzların yaşantıları ile ilgili ilginç detaylar barındıran notlardan bir örnek. İslamlaşma serüveninin eşiğinde, Türk kültürü normlarının geçirdiği başkalaşım hakkında bizlere referans oluyor.

Bahsetmek gerekirse eğer; Sami toplulukların soylarını Nuh’un oğullarına dayandırdığı Ataerkil kabulün aksine, Türk ve Moğol toplulukları soylarını Asena’ya dayandırmaktadırlar ve Anaerkil geleneğe sahiptirler. Kadın-erkek ilişkilerinde bir cinsiyet üstünlüğü aranmadığı gibi kadınlar, toplumun güçlü karakterleridir.

İbn Fadlân’ın Oğuzların haricinde bir başka Türk boyuna mensup [Volga Bulgarları] kadın ve erkeklerin nehirlerde birlikte yüzmelerini küçümsemesi, “barbarlık” ve “utanmazlık” olarak ifade etmesi,** Türk boylarının Müslümanlaşmasıyla ortaya çıkan ve yitirilen ulus karakteriyle ilgili hâlâ tedavi edilmeyi bekleyen birçok sorunun dahilinde Türk kadını ve erkeği arasında değişen cinsiyet rollerinin seyiri hakkında da bizlere fikir veriyor.

Kaynaklar: *Arthur Koestler, On Üçüncü Kabile, 1.Bölüm, 9.Başlık, Sayfa40–41 **Zeki Velidi Togan, “Ibn Fadlans Reisebericht” Abhnaudlungen für die Kunde des Morgenlandesi Band 24, Nr3

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.