Şimdi Değilse Ne Zaman?

Geride bıraktığın herkesi, yani kendi seçimlerini “affettiğin” zaman.

Kesinlikle planlamadığın, ama hayatında “yer açtığın” zaman.

Birini sevmek için onun mükkemmel olmasını beklemediğin zaman.

Birinin seni sevmesi için mükemmel biri olman gerekmediğini anladığın zaman. Yani aslında herkesin yalnızca kendisi olduğu için sevmeyi ve sevilmeyi hak ettiğini öğrendiğin zaman.

En kötü senaryoyu düşünüp, olabileceğini kabul edip olmayacakmış gibi şimdiyi yaşayabildiğin zaman.

Alma – verme dengesini öğrendiğin zaman. Hep verdiğin ya da hep aldığın değil; hep “alışveriş” halinde olduğun birine alışabildiğin zaman.

Gözünle değil, gönlünle seçtiğin zaman.

Hiç beklemediğin, ama hep onu beklemişsin de gelmiş gibi hissedebildiğin zaman.

Sorular hep bildiğin yerden değil, bilmediğin yerden çıktığı zaman…

Her zaman anladığın değil, ama her zaman farklılıklara rağmen orta yol bulabilme zahmetini gösterip “uzlaşmayı” öğrendiğin zaman.

Aslı’nın, Kerem’in yaşında, işinde, mevkinde olduğun zaman değil; senin hayat döngünün, kişisel gelişimin, hayat amacının seni “şimdi” diye sürüklediği zaman.

Hepimizi biriciğiz. Seninki ne zamansa işte o zaman…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.