Beni “Böyle?” Sev

Sevdiğimiz yerden sevilmek istiyoruz.
Mesela iş arkadaşımız. Biz onu yazılı takdir ediyorsak o da bizi etsin. Sözlü yaparsa kabulümüz değil.

Dostumuz mesela. Biz o sevgilisinden ayrıldığında yanındaydık. Biz ayrılırsak o da bizim yanımızda aynı şekilde olmalı. Bize “bu konuyu konuşup büyütmenin senin enerjini çalmasını istemem. Sonra mı konuşsak?” dememeli.

Sevgilimiz. Biz günaydın diyorsak, o da demeli. Belki de onun iyi geceler deme ritüeli var, ama olsun. O illa günaydın desin.

Kırıldığımız yerden kırabiliyoruz. Ama sevildiğimiz yerden sevilmeyi bekliyoruz. Oysaki herkes başka seviyor, başka nefret ediyor, başka üzülüyor.

Beklentisiz sevgiye inanmıyorum. Alma verme dengesi olmadığında ortaya yine çarpık bir enerji çıkıyor. Ama işte esas soru aldığımız şeyle, verdiğimiz şeyin türünün aynı olmayacağını kabullenmekte sanırım.

Yeter ki seven yerlerimiz ağırmasın, bi şekilde seviliriz nasılsa…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.