Denge

Hani son yıllarda hep konuştuğumuz sosyal medyadaki “bilgi kirliliği” konusu var ya, aslına bakarsanız bu bilgi kirliliği sadece sosyal medyada değil, hayatımızın her alanında mevcut.

Bir doktora muayene olup beklediğimiz iyileşme gelmediğinde “bir de başka doktora görüneyim” diyoruz ya; işte bu da o bilgi kirliliğin bir uzantısı. Çünkü her uzman kaynak gösterdiği araştırma sonuçlarına göre haklı! Bu doğru / yanlış ikileminden çıkmak neredeyse mümkün değil.

Bu konu aklıma “sağlıklı beslenme” araştırmalarımdan sonra geldi. Şöyle ki; yüzlerce popüler kişisel spor eğitmeni ve diyetisyen var. Biri diyor ki ketojenik beslenmek doğru, diğeri diyor ki aman ara öğünlerinizi ihmal etmeyin, bir başkası da diyor ki intermittent fasting uygulayın.

Çokça bahsettiğim üzere ben bundan 3 ay önce bir iç hastalıkları uzmanının bana insülin direncim olduğunu söylemesi ve de vitamin değerlerimin yerlerde süründüğünü test sonuçları ile göstermesi üzerine aydınlanma yaşadım. Bir diyetisyen ve bir personal trainer ile sağlıklı beslenme ve spor yolculuğuna girdim. Aslında yüzlerce alternatif arasından iki kişinin “doğru” tercih olduğuna inanmış oldum.

Artık bir şeyin benim için doğru ya da yanlış olduğunu belirlerken tek ölçütüm var: Bedenimin ve ruhumun verdiği tepki.

Eğer, bedenime yaptıklarım bana ağrı olarak dönmüyorsa, kendimi daha enerjik hissediyorsam, kan değerlerim, vitamin düzeylerim iyiyse ben bedenime uygun beslenme ve sporu tercih etmişim demektir.

Aynı konu kişisel gelişim çalışmalarım için de geçerli. Bazısı aynı yolcuğulu sufizmle, bazısı yoga ile, bazısı reiki ile, bazısı meleklere inanarak, bazısı nefes teknikleri ile yapıyor. Yaptığım her ne ise sonucu bana kendimi depresif değil, motive, mutlu, keyifli hissettiriyorsa seçtiğim yol benim için “doğru” yoldur.

Ve de mutluysam, hayatımda “doğru” insanlar, “doğru” işler, “doğru” kararlar var demektir. O kişisel gelişim kitaplarında okuduğumuz ve klişe gelen “iç sesinizi dinleyin” cümlesi de biraz bu anlama geliyor. Zaten ruhun ve bedenin sana senin için iyi olanı anlatıyor, eğer dinlemesini biliyorsan…

Bana hayatın için anahtar bir kelime seç deseler “denge”yi seçerim. Eril enerjinle dişil enerjin, zihninle bedenin, maddi bolluğunla manevi bolluğun denge içindeyse zaten her şey akıp gidiyor…

Dengeli günler…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.