Fedakarlık mı? Hayır, kullanmıyorum.

Son yıllarda kişisel gelişim kitapları beni fazla gaza getirdi. Kendi gerçekliğimi dürüstçe yaşamam gerektiği inancı ile çok sevgili toplumumuzun ahlak değerlerine aykırı davranarak “hayır” sözcüğünü fazla kullanıyorum.

Çünkü o samimiyetsiz değerler, benim bir yerde huzursuz ve mutsuz olmamdan daha önemli gelmiyor bana.

Bizim toplumumuzda “fedakarlık” kutsanır. Kendinden önce başkasını düşünmen gerektiği bilinçaltına ince ince işlenir. “Kendin için yaşamak, kendin için çok daha fazlasını istemek “ tü kaka bir şeydir. “Bencilce” bir şey…

Etraftaki bunca mutsuzluğun temel sebebini buna bağlıyorum. Kendini mutlu edemeyen, ailevi, dini, sosyal pek çok kural gereği “ben neyden mutlu oluyorum” diye kendine bir kez bile sormamış, hep başkalarını düşünmüş bu yüzden de bastırdığı mutsuzluklarla agresif olmuş insanlarla dolu her yer.

Peki, ben mutsuzken seni nasıl mutlu edeyim be adam?

Ben keyifsizken, o an orada olmak istemiyorken seninle nasıl keyifli vakit geçireyim canım arkadaşım?

Böyle anlatınca, “iletişmeyelim” herkes kendi istediğinde inat etsin ve birbirimizi öldürelim gibi anlayanlar oluyor. Onu demiyorum elbette.

“Samimi” olalım.

Gerekiyorsa birilerine göre “bencil” olalım.
Ama başkalarını düşünüyoruz diye “mutsuz” olmayalım.

Şöyle bir bakıyorum etrafa, başkalarını mutlu edebilen o “iyi” insanlar, “kendileri” ile mutlu olan insanlar…

Mutluluklar,

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Didem Çetin’s story.