Tamam, artık gidebiliriz…

Ağustos 2016'da, ülkenin oldukça sıkıntıda olduğu günlerde “Gidelim, gidelim ama neden?” isimli dışavurumumda kimine göre oldukça iddialı, kimine göre de oldukça romantik bir çıkışta bulunmuştum.

O gün bugündür, çevremizde yaşananlar ne kadar can sıkıcı olursa olsun, o “neden” uğruna çalışmaktan hiç vazgeçmedik. Bugün, 2018'in ilk saatlerinde, yine ilk kez bu satırlar aracılığıyla, vazgeçmemenin getirdiklerini sizlerle paylaşmak istedim.

SHERPA London WeWork Mansion House’da kuruldu.

Yukarıdaki harita, hikayeyi bir çırpıda özetliyor aslında…

Evet, SHERPA Istanbul’dan sonra 2. ofisini, dijital ürün ve servisler için deneyim tasarımı yapanların kendilerine en çok oyun alanı bulabildikleri rekabeti en çetin arena Londra’da, 2 Ocak 2018 itibarıyla faal hale getiriyor. Tam da 1.5 yıl önce, “Gidelim, gidelim ama neden?”de açık açık nasıl yapacağımızı beyan ettiğimiz şekilde:

Şimdi bir sonraki “büyük adım”ı atıyoruz. İlk göz ağrımız SHERPA ile “dijital deneyim tasarımının arenası” Avrupa’da sağlam adımlar atarak etki alanımızı genişletmeye hazırlanıyoruz. Avrupa’nın kuzeyindeki iş ortaklarımızla birlikte üreterek başlattığımız yurtdışı operasyonlarımızı, ikinci adımda İngiltere’ye sonrasında Almanya’ya, sonrasında da Hollanda, Fransa, Polonya derken tüm Avrupa başkentlerine yaymayı hedefliyoruz.
Hayırdır, define mi buldunuz?” diye soracaklara peşin peşin yanıt vereyim, “Evet biz işin çoğuna göre çok zor, bize göre ise gayet kolay bir yolunu bulduk. İşimizi gönülden ve isteyerek, hakkını vererek ve en az ‘o çok yakında komşusu olacağımız meslektaşlarımız’ kadar sonuç odaklı yapmayı başarabiliyoruz. Denemekten çekinmiyoruz. Dogmaların ardına saklanmıyoruz. Hayır demekten de imtina etmiyoruz.”

“Başarılı bağımsız ajanslar veya tasarım stüdyolarının sonu hep aynı olmak zorunda mı?” sorusuna kendi başıma yanıt ararken Digital Age Türkiye için kaleme aldığım “Alan alıyor” isimli makalede, akılcı iş modelleri kuran ve çalıştırmayı başaran tasarım ofislerinin bir sonraki hedeflerini “etki alanlarını genişletmek” üzerine odakladıklarını düşündüğümü ifade etmiştim. O yazıda, benim dışımda kimsenin anlayamayacağı şekilde mini bir spoiler vermiş, kendi kendime “Türkiye’den ses yok mu?” diye sorup yanıtlayarak okuduğunuz bu yazının geleceği günlere ışık tutmaya çalışmıştım:

Şimdilik yok. Ancak 2018’de, bazı bağımsız tasarım stüdyolarının, kendi iş modelleri üzerinde güncellemelere gideceklerini, salt danışmanlık veya eğitim hizmetleriyle hareket etmeyi bırakacaklarını, birleşmelerle güçlenme ve dış pazarlara açılma yollarını arayacaklarını işaret eden sinyallerin arttığını söylemem gerekir. 2019 yılında tozu dumana katacak üçlü seçim parkurunun öncesinde beklenen iç ekonomideki sıkışma riski, (özellikle orta) Avrupa’daki kolay penetre edilebilir pazar dinamikleri ve tabi ki gelişmiş ekonomilere nazaran halen avantaj sağlayan insan kaynağı maliyetleri, Türkiye’deki tasarım ofislerinin evrimlerinde başrolü oynayacak değişim katalizörleri olacaktır.

Artık ses var! Hem de anlatacak çok hikayesi olan, ilham vermeyi seven bir ekibin sesi…

-> Londra operasyonumuzla ilgili detayları Ocak 2018 içerisinde SHERPA Medium sayfası üzerinden yayınlamaya başlayacağız.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.