Geliştirici Seçimi
İbrahim Gündüz
94

Aynen katılıyorum. Keşke dinazorlaşmış bu ön yargılar aşılabilse.

Programlama dillerine bağımlı koyu taraftar olmamak, neyi, ne zaman, nasıl yapabileceğini bilmek en azından bu bilgilere ulaşabilmeyi bilmek, araştırmak artık günümüzde çok daha önemli olmakta. Çoğunlukla geliştiriciler zaten kendisini geliştirmek gerekliliğinin bilincindedir. Boş durmaz bu ekosistemin kültürünü edinir.

Eğer bir dilde, projede yukarıda bahsedilen bir çok teknolojiyi kullanmış, veya ihtiyaç duymuş, gerekliliğini ne zaman, nasıl kullanacağını bilen birisi bu tecrübeleri edindiği gibi aynı çaba ve çeviklikle bu sorunları da aşması sanıldığının aksine çok daha kolay olacak, uyum sağlayacaktır. Çünkü zaten yabancı değildir araştırmaya bilgi edinmeye gelişmeye açıktır. Günümüzde aslında asıl hazine budur. Ama tam tersi durumda bir dili çok iyi bilip de yerinde sayan yeni teknolojilere geçmeye sıcak bakmayan zorunlu olmadıkça elini kirletmek istemeyen bu duruma yabancı büyük bir çoğunluk var.

Bu dilde bilgisi olmayan ama ulaşmayı bilen hevesli kişiye şans ve zaman tanımayıp eleyerek, tersi durumda ki X adayı aldığınızda belki o anı kurtarabilirsiniz, sorun yaşamazsınız. Ama ileride kaçınılmaz doğacak gelişme ve yeniliklere uyum sağlamak büyük ihtimalle elediğiniz kişiye vereceğiniz zaman ve şanstan çok daha acı ve sancılı olabilir.

Şöyle de bir durum var; Mustafa İleri ile çalışmak için hevesle Joker’ e geldim kendisi ayrılmıştı. İbrahim Gündüz var diye arkadaşımı yönlendirdim oda oradan ayrıldı :) Bazen de böyle ne kadar uğraşsak da kader ağlarını örüyor. 
Şimdi Mustafa abinin bıraktığı güzel emaneti geliştiriyoruz ama keşke birlikte ekip olarak, projenin başından beri bu uzun yolculukta, bu bilinçte ki kişilerle olabilmeyi çok isterdim.

Sonuç olarak heves ve donanımın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her dilde yapılan şeyler izlenen yöntemler aynı syntax ı değişen özelleştirilmiş bir araç olmakta. Tabi dilde ki tecrübe ve derinliklere hakim olmayı yabana atmamak lazım. Bu önemsizdir demiyoruz.

Uzun oldu galiba affola :)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.