O rüyadan sonra uyandığımda terlemiştim, korkmuştum, afallamıştım.
Geldi geçti zaman. O kızıl saçlı kadın çıktı karşıma.
Bir gün karşılaşmak dileği ile demiştim.
Karşılaştık biz.
Bana bir resim çizmiş. Odamdaydık ve benden anlamını söylememi istedi.
Hep aynı olduğumuza inanmıştık. Eğer ben o resmin “anlamını” doğru bilebilirsem gerçekten “aynı ruhu taşıyan, farklı bedenler” olduğumuzu anlayacaktık.
Anlamını bildim. Ve kime gösterdiysem göstereyim resmi hiç bulamadı anlamını.
Özel birşeydi. Aramızdaki.
Ona hep “Venus” diye hitap ederdim. Hep sorardı bana “anlamı ne ?” diye.
Bir gün birbirimize sarıldık, gözlerimize baktık ve ona anlamını anlattım :
“Venüs yıldızlar arasında en çok parlayanıdır. Venüs ortaya çıktığında diğer yıldızlar sönük kalır. Sen benim için tüm bu insanlar arasındaki venüsümsün.”
Demiştim. Sonra öpüştük ve ben herşeyimi verebileceğim bir kadını bulmuştum.
“Benden ay’ı istese. Bir yolunu bulur ama yine de verirdim.”
Bana kolye verdi. 2 tane.
Beraber olduğumuz her allahın günü takıyordum. Uyurken boynumdaydı uyandığımda boynumdaydı.
İlk kez saf hissetmiştim kendimi. Temiz bir sayfada. Güzel günlerde.
İlk kez ben güvenmiştim. İlk kez bu kadar yakındım. İlk kez esrarı içerken alkolü içerken zevk alıyordum.
İlk kez konuşurken biriyle zevk alıyordum. Evren hakkında. İnsanlık hakkında. Doğa hakkında.
İlk kez.
Sonra bir gün bir video geldi bana.
O gün o videoyu gördüğümde “terleyerek”, “korkarak”, “afallayarak” kalktığım rüya. Kabuslarıma dönüştü.
Her allahın günü uyandığımda “Terliyor”, “Korkuyor”, afallıyordum.
Her allahın günü aynı kabusugörüyordum.
“Bulutların üstündeyiz. Videoda ki çocuk, venüs ve ben”.
Sonra çocukla kayboluyorlardı.
Anneme bir söz verdim.
“Söz veririm anne. Karıncaların ne üstüne basıcam ne de bastırtıcam. Artık ben yokum hayatında onun istediğini yapsın.”
Nasıl kötü bir histi o uyanışlarım. Nasıl kötü bir histi anlatamayışım. Nasıl kötü bir histi odamda her zaman gölgesini görmem. Yatakta uyurken kokusunun burnuma gelmesi.
Bir gün kafam iyi kavga etmişim barda yine dağıtmışım etrafı klasik ben… O gün her zaman eve yürüdüğüm yol değil de başka bir yoldan gitmek istedim. Hiç gitmediğim.
O girdiğim yolun sonu eski “ortaokul”uma götürdü beni. Gece saat 3–4 civarları.
Her sınıfın önünde şu şekilde yazılar var :
“Zorbalığa hayır.”
“Siber zorbalığa hayır.”
“Savaşma, özgür ol.”
Sonra okulun kapısından dışarı çıktım ve öğrencilerin çizdiği resimleri gördüm. Orada bir resim vardı. Ben anneme söz vermesemde beni onların “canlarını” bu hayattan almamaya itecek bir resim.
Yazının sonuna o kızın bana çizdiği resmi, verdiği kolyeyi ve o gün atıldığım eski ortaokulumda gördüğüm resmi koyarak bu “Rüyamda ki kızıl saçlı kadın” serisine son veriyorum. Benim için “aşk” ve “güven” kavramı bitti.
“Sadakat” gösterdim, “İhanet” gördüm, “İntikam” almadım.


