Türkiye bir blockchain ülkesi olabilir

Tayfun Topkoç, Blockchain yatırımcısı ve danışmanı

Hiç uzatmadan söyleyeyim; bu bir kripto para birimi yazısı değil. Evet, blockchain’i 2017’nin sonlarına doğru yatırımcısını çok mutlu eden, 2018’in ilk aylarındaysa hüsrana uğratan Bitcoin ile tanıyor ve başta Bitcoin olmak üzere tüm kripto para birimlerinin mevcudiyetinin kaynağı teknoloji olarak biliyor olabilirsiniz. Fakat kripto para birimleri bu çarpıcı teknolojinin yalnızca küçük ve yatırım araçlarıyla olan bağlantısı nedeniyle popüler bir parçası.

Blockchain, Türkçede blok zinciri olarak da tanımlayabileceğimiz, her satırı bir önceki satırının doğruluğunu kriptografiyle güvence altına alan, açık ve dağıtık bir nevi defter. Bu defterde yazılanları değiştiremiyorsunuz. Dolayısıyla iki parti arasında gerçekleşen her türlü işlemin kaydını verimli, doğrulanabilir ve kalıcı bir şekilde tutabiliyorsunuz. Sigorta poliçeleri, kira sözleşmeleri, müşteri verileri, aklınıza gelebilecek her kaydın, dağıtık yapının verdiği “bozulmama” güvencesiyle saklanabileceğini düşündüğünüzde blockchain’in dönüştüreceği kavramların ve iş modellerinin sayısında bir sınır olmadığı sonucuna da kolayca ulaşıyorsunuz. Özellikle de merkezi yazılım platformları blockchain’in bu dönüştürücü etkisinin tehdidini enselerinde hissedecek.

Tüm dünyayı dönüştürücü etkiye sahip bu teknolojiyi sahiplenen ve yatırımlarını bu teknolojinin dünyadaki merkezi haline gelme vizyonuyla gerçekleştiren bir ülke var. Bu ülke muhtemel tahminlerinizin aksine Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Fransa ve Almanya değil. Bu ülke, birçoğumuzun haritada gösterirken zorlanacağı, yolumuz Avrupa’ya düştüğünde kesin görmeliyim demeyi aklımıza getirmeyeceğimiz bir ülke. Güzel renkli bayrağıyla; Estonya.

Bu küçük Avrupa ülkesi, dünyayı değiştiren bir teknolojiyi neden ve nasıl mı sahiplendi? Çok basit. Bir musibet, bin nasihatten iyidir dediler. Kamu sistemlerine yapılan ciddi bir siber saldırının ardından siber güvenliğin ve dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu anladılar. Yeni teknolojilere yatırım yapmaya başladılar. Tıpkı bizim, 2001 krizinin ardından bankacılık sistemimizi yeniden inşa ederken başvurduğumuz yol gibi. Estonya, blockchain’i bir devlet politikası haline getirdi ve tüm kamu uygulamalarını blockchain ortamına taşıdı. Bugün, vatandaşlık işlemleri bile blockchain altyapısı üzerinden yürüyor. 20 bin kişiye PIN’li, kart okuyuculu yeni blockchain tabanlı kimlik kartlarını dağıttılar. Dünyayı değiştirecek blockchain girişimleri ise işte bu nedenle Estonya’dan çıkacak. Estonya, bu yatırımın karşılığını milyarlarca dolarlık yepyeni bir ekonomi kazanarak alacak.

Deloitte tarafından yayınlanan bağımsız bir rapor, Estonya’nın e-vatandaşlık programının Estonya’ya ilk üç yıl içerisinde 14,4 milyon avroluk gelir getirdiğini ortaya koyarken, 2025 yılında ise bu miktarın 1,8 milyar avroya ulaşacağını öngörüyor. Bu da programa yatırılan her 1 avrodan 100 avroluk dönüş elde edildiği anlamına geliyor.

Estonya, bu adımları atmaya 2010 yılında başladı. Türkiye’yse çok daha kısa bir sürede Estonya’yı tahtından edebilir. Finans, sağlık teknolojileri ve ilaç gibi çok ciddi büyüklüğe ve güce ulaşmış sektörlerimiz var. Yetenek tarafında da potansiyelimiz çok yüksek. Başta yazılım olmak üzere pek çok alanda Estonya’dakinden çok daha fazla, parlak beyne sahibiz. Bu beyinleri bir araya toplayıp blockchain’e yönelik bir kamu politikası oluşturmak hiç zor değil. Yeter ki hedefi tayin edelim ve yolumuzdan şaşmayalım. En önemlisi de bu alanda dünya çapında girişimlerin temelini oluşturacak yeteneklerin hevesini sürekli olarak besleyecek bir girişimcilik ortamını tesis edelim. Yazılımı yalnızca ERP ve CRM olarak gören yerleşik vizyondan en kısa zamanda kurtulmalı ve odağımızı dünyayı değiştirecek teknolojilere çevirmeliyiz.

Like what you read? Give Tayfun Topkoc a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.