The Circle

Ya dışındasındır Çemberin ya da içinde…

The Circle Film

Geçen haftalarda fragmanını izlediğimde çok etkilendiğim ve merak duygularımın tavan yaptığı film olma özelliğini yakalayan The Circle, başrol oyuncuları ile de izlenmesi gerektiğini düşündüren bir fim. Tom hanks bu filmde çok fazla kendini göstermese de, film boyunca etkisinin hissedildiği aşikar.

Günümüz dünyası ile gelecekte olabilecekler ile ilgili bir öngörü film de diyebilirz aslında The circle filmi için. Gerçekleşen bölümleri olduğu gibi, olması muhtemel değişimleri de bize gösteriyor.


Person of interest dizisinin temel noktasından hareket ederek yani herkesin bir şekilde izleniyor olması fikri ile geliştirilen yeni teknolojiler, biraz daha hayatımızın içinde oluyor filmde. Özel hayat ve mahremiyet konularının sıkça sorgulandığı bölümlerde seyirci de kendisini ve teknolojiyi nasıl kullanması gerektiğini birkez daha düşünüyor.

Peki buna neden izin veriyoruz?

Çemberin içinde kalabilmek için mi, dünyayı takip edebilmek için mi?

Sosyal mecralar varlığını gösterdiği ilk günden beri. bilgilerimizi, anılarımızı, yaşadıklarımızı sürekli kendi istediğimizle paylaşıyoruz. Bu mecralardan uzak olursak, toplumdan ve dünyadan uzak kalacakmışız gibi geliyor, ama böyle yaşayanlar da var hala.


Sadece her anı nasıl yaşayacağımızı farklı gösteriyoruz dijital mecralarda ama bunların hepsi bir şekilde kullanılarak karşımıza bir şekilde çıkartılıyorlar.

Basit bir örnek verirsek internette aradığınız bir eşya diğer sitelerde sürekli karşınıza çıktığını farketmişsinizdir. Dahası Google’ın yurtdışındaki hizmetlerinde, bulunduğunuz konumdan havanın ve yol durumunun nasıl olduğuna bakarak, kalacağınız otele nasıl gideceğinizi, hangi ulaşım yollarını tercih etmeniz gerektiğini, dönüşünüzde havaalanına ne kadar mesafede olduğunuzu ve otelinizden hareket saatinizi gibi birçok konuda size yönlendirmede bulunuyor, üstelik bu bilgileri sizin paylaşmamış olmanıza rağmen. Bunları sadece e-posta hesabınızdaki maillere bakarak yapıyor. Sizi de biraz rahatsız etmiyor mu bu bildirimler yoksa ne güzel bizi düşünen biri mi var diyorsunuz?

Filme geri dönersek yeni ürünlerinin gösterimleri Apple ve Facebook gibi büyük firmaların lansmanlarına benzediği görülüyor. Ama her ürün sizi biraz daha. özgürleştirdiğini düşündürüp aslında her hareketinizi kısıtlandırıyor, izlenmek sizi rahatsız etmiyorsa tabi.


Teknolojinin insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğini anlatan bu filmi izlerken bir başka dizideki sahneler düştü aklıma. “Black Mirror” gibi efsane bir dizinin hikayesi ve replikleri neye dönüşebileceğimizi de öngörüyor aslında. O dizi biraz daha uç bir örnek olsa da çok da uzak değil. Bu tarz yapılan filmler ve diziler algımızı ve farkındalığımızı açması açısından güzel aslında.

Son satırlara girerken bu spoiler içeren yazıyı okuduktan sonra yine de gitmeyi düşünün derim. Ama sonu daha farklı ya da biraz daha devam etmesi gerektiğini düşünüyor olacaksınız benden söylemesi.


Knowing is good, knowing everthing is better…

Bilgi her dönemin en büyük hazinesi, yeter ki onu nasıl kullanacağımızı bilelim.

Teknolojinin sadece bir araç olarak hayatımızda olduğunu unutmayalım….


Yazıyı önermek için bir kalp yeter :)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.