Bir Öğrenci Bir Bölümü Okurken Kaç Kez Bırakmayı Düşünebilir ?

Sevgili Hocalarım,

Bu yazıyı sizlerin çok da dikkatini almayacağınızı bile bile yazıyorum. Çünkü canım istedi. Belki şu anda okumayı bıraktınız bile.

Tek bir sorum var sizlere:

Bir öğrenci bir bölümü okurken bırakmayı kaç kez düşünebilir? Siz kaç kere düşündünüz kendi bölümünüzü okurken?

Kaç derse, hocaya lanet ettiniz?

Öğrenci zaten ders çalışmayı, ödev yapmayı sevmez meselesi değil bu. Yaşıtlarımız herhangi bir meslek seçip, kendilerini geçindirecek paralar kazanıp, tatil yapmayı seçerken biz üniversite okumayı seçtik. Çünkü üniversitede sürekli ilginç dersler alıp acayip projelerimizi hayata geçireceğimizi sanıyorduk, en azından benim için öyle.

Yok, hayır bu öyle 18 yaşında bölüm seçme bilinçsizliği de değil benim için, zira ben teknik lisede de bilgisayar üzerine okudum, o zamana kadar okulumdan mühendislik kazanan olmamıştı. Gayet isteyerek geldim anlayacağınız.

Ben cevap vereyim kendi soruma: HER DÖNEM!

Dönem içi şöyle agresif bir fon müziğimiz var arka planda:

Şunu yapmayan kalır! Bunu yapmayan kalır! Direkt NA!

Benim istediğimi yapmamışsın sen orada!

Biz full-time öğrenci istiyoruz!

Bu sene rekor bende olacak, bla-bla hocadan daha çok öğrenci bırakıcam!

İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre arka planda daha motivational ve supportive deyişler olması gerekiyormuş. 
Ben demedim, onlar dedi.

Bu kadar ödev yükünün üstüne bir de vize/final haftalarında da aynı yükle boğuşuyoruz. Aslında bu ödevleri yük olarak görmemiz gerek değil mi? Eğlence olması gerekiyor. Yaparken eğlenmemiz, eğlenerek öğrenmemiz gerek. Ödev kurgularınızı sorgulamalısınız belki de.

Yok, hayır iş hayatı stresine hazırlanmak değil bu. Hem bırakınız onu iş hayatında deneyimleyelim. Bu sadece okula odaklanma-odaklanmama meselesi de değil. Hem o canavar gösterdiğiniz iş hayatı için bizim şimdiden bazı yetenekleri de kazanıyor olmamız gerek bir yandan da.

Yok, hayır ödevle öğrenirsiniz ancak meselesi hiç değil bu. Ki öğrenme dayatılan on ödev stresi ile değil, bireysel oyun alanı ile olur ancak. Zorla dayatılan mantığını anlamaya zorlandığımız ödevlerdense, kendim keşfederek öğrenmeyi tercih ederim. Bu yüzdendir ki dönem içinde öğrendiğimden çok çok daha fazlasını, yazın ve ara tatilde yaptığım stajlarla öğrendim. Bkz: Gamification.

Yeni nesil mühendisler yarattıkları her sistemde user experience odaklı sistemler kuruyorlar belki de bir sonraki dönem/sene daha student-friendly bir bölüm olursunuz belli mi olur. İnancım var mı? Pek sayılmaz.

Ya da daha doğrusu şöyle sorayım: Bir Bölüm Bir Öğrenciyi Bölümü Bırakması İçin Kaç Kere Düşündürtebilir?

İnsan bu kadar isteyerek geldiği bir bölümü, keyifli okumak ve keyifle hatırlamak istiyor doğrusu. Benim böyle bir anım olmayacak.

Sevgi, Saygı ve Lanetlerimle,

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.