Prusya’nın Yükselişi ve Ordu Geleneği

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda tek bir siyasi varlık olarak Almanya’nın, henüz görece genç bir ülke olduğunu unutmamamız gerekir. Sonderweg kuramının olumlu yanları ne olursa olsun, Britanya ve Fransa ile karşılaştırıldığında Almanya’nın geç devletleştiği kesinlikle doğrudur. Batıdaki komşuları modern ulus-devletlere doğru gelişirken, Almanya, Avusturya Şanşölyesi Prens Metternich’in deyişiyle, ‘bir coğrafi terim’ olmaktan öteye geçemedi. Metternich’in Muhafazakar Avrupa isteği Almanya ve İtalya’nın coğrafyadan öteye uluslaşma sürecine girmesine yol açtı.

Bugünkü Almanya’yı oluşturan topraklar, tek bir siyasi varlık değildi; minik minik otonom devletlere bölünmüştü: prenslikler, dukalıklar, piskoposluklar ve özgür şehirler. Bu toprakların hepsi özerk olduğu halde, 1806'ya kadar, meşruiyeti MS 800'de Noel günü Papa III. Leo tarafından ‘Roma İmparatoru’ olarak taç giydirilmiş Frenk Kralı Şarlman’ın varisi olduğu iddiasına dayanan Kutsal Roma İmparatoruna kağıt üstünde sadakat yeminiyle bağlıydı.

Otuz Yıl Savaşı’nın Alman toprakları ve bu topraklarda yaşayanlar üzerinde derin ve kalıcı bir etkisi oldu. Çatışan devletler savaşmaktan tükendiğinde, Almanya son kez olmamak üzere kendini güçlü komşularının insafına kalmış olarak buldu. Vestfalya Barışı tükenmiş moral bozukluğu içindeki bir Almanya’ya Büyük Güçlerin hırslarını dengeleyecek bir anlaşma dayatırken, Almanların kendi arzularını kaale almadı bile. Bilakis Almanya öncekine göre daha da parçalı, komşu devletlerin çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden, zayıf ve bölünmüş bir ülke haline geldi. Bu bölünmüşlük içinde, kendisine bir fırsat olarak Avrupa tarihinin çehresine değiştirecek bir güç, Kuzey Almanya Prensliği Bradenburg-Prusya oldu. Otuz Yıl Savaşı’nın tahribatından tek kurtulan, Bradenburg’un merkezinden yaklaşık 700 km uzaklıktaki Prusya Dukalığı oldu ve elektör, çağdaşlarını hayrete düşürecek bir kararlılık içerisinde topraklarını zenginleştirmeye koyuldu.Tarihe ‘Büyük Elektör’ün Reformları’ olarak geçecek bu durum, Prusya’nın gerçek kuruluşu ve Almanya’nın Volk olarak tarihi değiştiren unsuru olarak kabul edilir. Prusya’nın bu yükselişi Deutscher Dualismus kavramlaşan Alman Düalizminin yani Prusya-Avusturya, Almanca konuşan halkların rekabetinin başlangıcı olmuştur. Rekabetin doğal sonucu olarak gelişen ordu, Prusya’nın etkin güç olmasında, kendine özgü ekoller yaratmasına ve başka coğrafyalara bu geleneğin yayılmasına kadar gitmiştir. Baltık ülkeleri, Rusya, Osmanlı coğrafyası bu güçlü geleneğin etkisinde kendini ‘reform’ sürecine sokarak gelişen ‘Militarist Devlet’ çağına ayak uydurmuşlardır. Bazen kurumların kopyalanması, bazen Osmanlı’da olduğu gibi o ekole sahip Harp Okullarının kurulması ile dünya üzerinde ‘Asker Çağı’ denilen düzeni başlatmışlardır. Prusya’nın yükselişi şüphesiz Militarist Çağ’ın başlangıcıdır.

Prusya ordusu (Koniglich Preussische Armee) denildiğinde, her ne kadar egemen yapısı 16. yüzyılın ortalarına kadar uzansa da, Prusya devletinin 18. yüzyılın başından itibaren bir Avrupa gücü olarak yükselişinde en önemli rolü üstlenmiş olan askeri kurumunu anlıyoruz. Comte de Mirabeau’nun ünlü sözüyle söylemek gerekirse ‘Bazı devletlerin ordusu vardır, ancak Prusya ordusunun devleti vardır’ düşüncesi tüm dünya literatüründe genel kabul görmüştür. Bradenburg merkezli Prusya devletinde ordu geleneğinin oluşumu daha önce değinilen Otuz Yıl Savaşlarına dayanır. Büyük Friedrich Wilhelm kalıcı bir ordu sistemine geçişi başlatmış, merkezinde 500 şövalyelik 5.500 kişilik hazır bir kuvvet oluşturmuş ve bölgesel ittifaklarla bir güç yaratmıştır. Daha sonraları Kral I. Friedrich Wilhelm (1713–1740) ordunun asker rakamını genişletme kararı almıştır; bununla birlikte ordu devletin temel direği konumuna gelmiş, soylu ailelerden (Junker) gelen gençler için subay okulları açılmış ve devlet içerisinde bir subay sınıfı oluşmuştur. Daha önce belirttiğimiz gibi artık bu çağ militarizmin çağıdır. Subay sınıfları yalnız ordu değil siyasal ilerleyişi hatta bazen ekonomik gidişatı kontrol ederek, savaşları kazanmaları ile gittikçe kontrollü güçlü bir ağ oluşturmuştur. Büyük devletler karşısında kendi devletinin kapasitesini iyi bilen Büyük Friedrich döneminde tamamen düzenli, disiplinli bir güç haline gelmiş, Silezya ve Yedi Yıl Savaşları ile kendini net bir şekilde kanıtlama aşamasına gelmiştir. Bu savaşlarda uygulanan en ünlü taktiklerden biri eğik düzendi; saldırı düşman hattının tek bir kanadına yoğun kuvvetlerle yüklenerek orayı yarmak üzerine kurulu bir stratejiydi. Erken Modern harp taktikleri içerisinde böyle bir yönteme pek rastlanılmazken, düşmanı çevreleyip yok etme planları meşhurdur. Ateşli silahların gelişmesi, Prusya ekolünün taktiksel yenilikler getirmesine yol açmıştır. II. Friedrich döneminde orduya tanınan özel statü daha da güçlendirilmiş, yasal yollarla din ve mezhep özgürlüğü tanınarak eğitim, disiplin, donanım ve teknolojik kapasitelerin gelişimi sağlanmıştır. Meslek olarak askerliğin yaygınlaştırılmasıyla liyakat, beceri ve yetenekler ön plana çıkarılmış, yetenekli subaylar desteklenmiştir; topluma tamamen entegre edilen Prusya ordusunun mevcudiyeti 200.000 askeri bulmaktaydı. Ordu-Millet anlayışı ilk defa karşımıza çıkmaktadır. Aynı dönem Milliyetçiliğin yükseldiği döneme rast gelerek milliyetçiliğin kökenleri üzerinde Prusya’nın etkisi konulu çalışmalar yapılmıştır.

Büyük Frederick dönemi Prusya Üniformaları

1809 yılında Savaş Bakanlığı ve 1810'da Berlin’de Prusya Askeri Akademisi kurulmuştur. Askerlik hizmeti tüm vatandaşlara zorunlu kılınmış, Krümpersystem adı altında her an seferber edilecek yedek bir ordu oluşturulmuştur. 1819 yılından sonra ordunun sayısının sınırlandırılmış, toplumdan soyutlanmış bir profesyonel ordu kurma girişimine geçilmiştir. Bu süreç doğrultusunda ordu, muhafazakar Prusya hükümetinin siyasal aracı haline dönüşerek, devletin en önemli kurumu haline gelmiştir. Ordunun sembolü olarak demir haç amblemi 1813 yılında III. Friedrich Wilhelm döneminden beri günümüze dek kullanılmaktadır.

Prusya Ordusu genelkurmay başkanı olan (Baba) H. von Moltke(1800–1891) döneminde Prusya ordusunun modernizasyonuna geçilmiş, taktik eğitim ve talimlerin geliştirilmesi kararı alınmış, büyük ordu kurmak yerine lojistik şartlara uygun olarak birbirinden bağımsız, küçük, ancak sayıca çok olacak ordularla daha çok savaş taktiklerine yönelik karar alma mekanizması kurulmuştur. Moltkenin savunduğu Kesselschlacht taktiği yan kanatlarda rakip ordulara taarruz etmek üzere çevreleme muharebesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Düşman cephenin bir kanadını kırarak savunma mekanizmasının düşmesi ilkesi yerine topyekün bir imha planı bu dönem tüm Avrupa savaş taktiklerinde dikkati çeker. Clausewitz’in zihin dünyasında şekillenen bu taktik, önceleri erken modern dönemin bazı savaşlarında görülür. Moltke’nin ‘Parçalı yürüyün, birleşik savaşın’ stratejisi modern Alman askeri doktrinin temelini oluşturmaktadır.

Bismarck,Roon,Moltke

Alman birliğinin kurucusu olan Junker kökenli Bismarck da başbakanlığı döneminde aynı militarist devlet geleneğinin sürdmüş ve Moltke Reformlarına destek vermiştir.1866 Königgratz Savaşı’nda Avusturya’ya karşı, 1870 yılında ise Fransa’ya karşı zaferler elde eden Prusya ordusu, 1871 sonrasında Alman İmparatorluk Ordusu’nun kalbi haline gelmiştir. 19. yüzyıl boyunca Prusya ordu geleneğine hizmet vermiş ve stratejik düşünceleri ile katkıda bulunmul önemli kişilere baktığımızda bunların en başında Clausewitz’in hocası da olmuş Scharnhorst ve Gneisenau gelmektedir. Öte yandan Alman birliği yolunda Prusya ordusunun genişlemesine en büyük desteği veren ve görüşleri ile büyük komutan olarak nitelendirilen Moltke’nin genelkurmay başkanlığı döneminde, Savaş Akademisi’ne özel yetenek sınavlarıyla genç subayların seçilerek seçkin kademelerde yetiştirilmesi ve Kriegspiele adı verilen harita üzerinde savaş taktikleri oyunlarına yönelik derslerle eğitim verilmesi söz konusu olmuştur. Bu çerçevede Moltke dönemi Prusya ordusunun teknolojik yeniliklere de tamamen açıldığı dönemdir. Dolayısıyla diğer Avrupa ülkelerinin aksine Prusya’da ordu tamamen devletten ayrı bir kurum olarak geliştirilmiş ve siyasal süreçten bağışık tutulmuştur. H. Delbrück Prusya geleneğini şu sözler ile ifade eder: ‘Savaşı kaybetmeyi göze alan kazanır.’

KAYNAKLAR

Savaş Kuramları,ed. Erhan Büyükakıncı , Adres Yay.

Weimar Cumhuriyetinin Kısa Tarihi,Colin Storer, İletişim Yay.

War and the World: Military Power and the Fate of Continents, 1450–2000, Jeremy Black, Yale University Press

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.