Bugün size dramatik ve bir o kadar ders çıkarılması gereken bir olaydan bahsedeceğim.

Havalar ısınmaya başladı, insanlar sıcaklıktan dert yanıyor, “ esmiyor” muhabbetleri piyasada dolanmaya başaladı. Hepimizin bildiği ve ya az çok adını duyduğu bir adadan bahsedeceğim. Paskalya Adası.

Paskalya Adası; Moai heykelleriyle meşhur bir adadır. Şili’ye 3600 km uzaklıkta, kıyıya en uzak toprak parçası olma özelliğine sahiptir. Adaya ilk yerleşim MS 5. yy da gerçekleşmiştir. Şans eseri adaya gelen Polinezyalılar, adanın verimli topraklarından etkilenmişler ve adaya yerleşmişlerdir. Paskalya Adası’nda o zamanlar palmiye ağaçları, kuşlar, nehirler ve vahşi hayvanlar mevcuttur. Polinezyalılar bu verimli topraklarda tarım yapmaya başlamışlardır.

Adada klan savaşları boy göstermeye başlamıştır. Moailer, klanlar arası rekabette güç ve görkemin simgesi olmuştur. Klanlar daha çok ve daha büyük. Moai dikmek için rekabet ediyorlardı. Bu rekabet adanın sonunu getirecekti. Çünkü Moailer yapıldıkları yerlere değil, sahil kenarlarına “ahu” denen taşların üzerne dikiliyorlardı. Ortalama 4.5 ton ve 12 metre olan Moaileri (86 ton olanı da vardır), sahile taşımak kolay iş değildi. Yerliler, Moailleri taşımak için ağaçları kesip,ağaçlardan kızak yapıyorlardı. Milyonlarca ağacın kesilmesi adaya felaket getirdi. Kuşlar adayı terketti, nehirler kurudu, verimli topraklar erezyona uğradı ve vahşi hayvanlar yok oldu, adada yamyamlık başladı ve nüfus yok denecek kadar azaldı.

Bugün Paskalya Adası’nda 3000–5000 kişi yaşamaktadır ve geçimlerini turizmden sağlamaktadır. İnsan hırsının acımasız sonuçlar yarattığı felaketlerden sadece bir tanesidir Paskalya Adası.

Doğa bizim en değerli varlığımızdır, çok geç olmadan değerini bilmek gerekir.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.