Zanzibar

7. yüzyılda Arap orduları İran’ı(O dönemdeki adı Sasani imparatorluğuydu) kuşattığı zaman İran’daki baskın din Zerdüştlüktü. Zerdüştlük dünyanın en eski dinlerinden biridir ve tek tanrılı dinlerin atasıdır. Çıktığı coğrafya İran’dır. Yazd şehrinin oralarda. (Önümüzdeki ay oraya gidip Zerdüşlüğü yerinde göreceğim o yüzden Zerdüştlükten sonra bahsederiz) Arap orduları o dönem İran’ı kuşattıklarında bölgedeki Zerdüştleri müslümanlaştırmaya çalışıyorlar. Bu yüzyıllar süren bir süreç tabi kısa bir dönem olarak algılanmasın. Burda baskılara ve yüksek vergilere dayanamayan bazı Zerdüştler Hindistan’a göç ediyorlar. Hindistan’a göçen ya da kaçan diyelim bu Zerdüştlere Parsi denir. Parsiler Hindistan’da daha huzurlu ve güven içerisinde uzun süre yaşıyorlar ve hala da yaşamaktalar. Bu Parsilerden bazıları İngilizler Hindistan’a çöktüğü sırada onların şirketlerinde çalışmaya başlıyor. British Colonial Office’de çalışan bazı Parsiler ofisin Zanzibar’da yer alan şubesinde çalışmak üzere Zanzibar’a taşınıyor. İşte bu şekilde bir hikayesi olan Zerdüşt ailelerden bir tanesinin Zanzibar’da doğan çocuklarından birinin adı Farrokh Bulsara’dır. Yani hepimizin bildiği adıyla Freddie Mercury. İnsanlığın gördüğü bu en büyük yıldızlardan biri olan Mercury kökenleri İran’a uzanan bir Zerdüşttür ve Zanzibar’da doğmuştur.

Adam gibi adam

Zanzibar’a ilk ulaştığım an tabi ki ilk iş olarak çocukluğumda rock müziği dinlemeye onun sayesinde başladığım ve hayranlığımın 20 senede 1 nebze bile azalmadığı bu adamın doğduğu eve gittim. Ev kesin onun doğduğu ev değildir tursitik bir simgedir büyük ihtimalle ama bu önemli değil. Sonuçta 20 yılın verdiği bir hayranlık var. Burası onun tuvaleti buraya sıçtı deseler oraya da giderdim. Ev onun olmasa da sokaklar onun büyüdüğü oynadığı sokaklar işte. Sigaramı yaktım evine öyle bakıyorum “vay be ulan ne adamdın sen be deli oğlan senin gibi ses gelmedi bu dünyaya allah kahretsin popçuları ölsünler inşallah” diye iç geçirirken bir turist kafilesi geldi kapının önüne. Rehberleri (Zanzibarlı bir müslüman olduğu kıyafetinden belliydi) anlatmaya başladı. İşte dedi burası da dedi Ünlü “pop singer” dedi Freddie Mercury’nin doğduğu ev dedi!!!!! “Pop singer senin babandır eşşoğlu eşşek” demek istedim ama yuttuk tabi deplasmandasın susacaksın mecbur. Soner Arıca mı bu ya pop singer ne demek? Neyse ben dedim “heralde şimdi batılı bu turist kafilesinden bir itiraz gelir” yani “pop singer değil lan o bir rock star sığır” diyecek biri ama bir de baktım ki Emekli Avrupalı bir kafileymiş. Bırak itirazı “aaaa çok enteresan” şeklinde manasız tepkiler verdiler. “Hepinizin allah belasını versin” diyerek ordan uzaklaştım. Adam kendi hemşerisini tanımıyor daha bi de rehber olmuş inanılır gibi değil. Zanzibar’la ilgili ilk şaşkınlığım bu olmuştu ki sonra zaten daha da şaşırdığım bir sürü şey gördüm.

Yakın dostum Aykut günbatımını seyrediyor…

Zanzibar Hint okyanusunda yer alan Afrika ana karasına bir feribot uzaklığında bulunan inanılmaz derecede güzel gözüken sahillere sahip cennet bir ada. Adanın %95 nüfusu müslüman. Zanzibar’a ilk Avrupalı Vasco de Gama 1500 de geliyor. O zamanki adı Zangibar. Farsça Zenci sahili demek. Vasco de Gama yani Portekizliler geldikten sonra tabi ki her zaman yaptıklarını yapıyor ve derhal orayı sömürmeye başlıyorlar. 200 yıl kadar burayı onlar yönetiyorlar sonra Umman krallığı hükmediyor adaya. Hatta bir müddet sonra Umman krallığı başkentini Muskat’tan direk buraya taşıyor ama daha sonra taht kavgaları falan filan derken Umman krallığı ikiye bölünüyor. Bir kardeş Muskat’a bir kardeş de Zanzibar adasına çöküyor işte. Taht kavgası işte gerizekalılar bahsetmeye değmez. Yani özetle 200 yıl süren Portekiz hakimiyetinin ardından 200 sene civarı da bi arap hakimiyeti sürüyor. Sonra da madem sömürülecek yer var diyerek İngilizler geliyor. Ama onlar işgal etmiyor. Umman kralına destek yardım falan şeklinde işte Valiydi Vezirdi derken böyle tipleri adaya memur olarak atıyorlar ve bu şekilde adayı yönetiyorlar. Yarı sömürgeleştiriyolar denebilir. Şirketler açıyorlar falan işte. Freddie Mercury’nin babasının çalıştığı British Colonial Office gibi. Hatırlayın şirketin diğer bir İngiliz sömürgesi olan Hindistan’daki ofisinden Zanzibar’daki ofisine gelmişti babası

Kölelikten bahsedelim. Arapların köle ticaretinin merkezlerinden biri Zangibar. Afrikanın çeşitli yerlerinden gelen siyahiler buradan batıya satılıyor. Koşullar korkunç. Muamele korkunç. İnsanın insana yapabileceğinin sonunun olmadığının kanıtı.

Kölelerin aç ve susuz bekletildikleri oda

Kölelerin hapsedildiği ve satıldığı yere gittim. Yüksekliği maksimum 1 metre olan 8 metrekare bir odaya 100 insanı koyuyorlar. Ellerinden ayaklarından boyunlarından zincirli bir şekilde. Ben içeride nefes alamadım rutubetten. 100 kişi 8 metrekare odada bir hayal edin balık istifi gibi. O insanları orda 4–5 gün aç susuz bırakıyorlar. Kadın çocuk ayırmadan. Bir tane pencere var. Tuvalet de yok. Herşey ortaya yapılıyor. 4–5 gün sonunda hayatta kalanlar dayanıklılık testini geçmiş oluyor ve satılmaya hak kazanıyorlar. Ölenlerse ölüyor gidiyor. İçimden ne kadar küfür varsa ettim. Olmaz böyle bişey. Daha başka anlatmama gerek yok zaten durumu şu yukarıdaki 4–5 cümle yeterli anlamanız için.

Dışardaki bahçede bir çukur var. İçerideki zindandan sağ çıkan ve böylece satılmaya hak kazanan köleler çukura diziliyor ve ordan açık arttırma usulü satılıp dünyanın çeşitli ülkelerine gönderiliyorlar. Şimdi o çukura durumu daha iyi anlayalım diyerek heykel koymuşlar. Heykel hali bile korkunç gerçeğini varın siz düşünün.

Zanzibardaki kölelik enteresan bir şekilde İngilizlerin Umman kralına yaptğı baskılar sonucu kalkıyor. Kral baya bi direniyor ama İngilizler bir şekilde buna son verdirtiyolar. Ama tabi sömürmeyi bırakmıyorlar.

Neyse yakın tarihi anlatmaya devam edelim. İngilizler 1963 te adayı bırakıp gidiyolar. Ada tamamen Umman krallığına kalıyor. Tam bir sene sonra Zangibar adasında devrim oluyor ve o krallık da devriliyor.

Bu arada adada devrim olduğunda 8 yaşına kadar Zanzibar’da büyümüş sonra 11 sene Hindistan’ın Mumbai şehrine okumaya giden Freddie Mercury, 18 yaşına geldiğinde muazzam yetenekli bir piyanist olarak döndüğü Zanzibar adasından 20 yaşında tekrar ayrılıp İngiltere’ye gidiyor. İyi ki de gidiyor biz de böylelikle o muazzam şarkıları şu an dinleyebiliyoruz.

Krallık devrildiğinde o sırada ana karada Julis Nyerere önderliğinde İngilizleri kovmuş olan Tanganika krallığıyla Zangibar adası birleşip isimlerinin ilk hecelerini birleştirerek şu anki Tan-Zan-ya cumhuriyetini kuruyorlar. Zanzibar adası günümüzde iç işlerinde tamamen bağımsız ve özerk, dış işlerinde ise Tanzanya cumhuriyetine bağlı bir adadır.

Aynı zamanda usta bir satranç oyuncusu olan Zanzibarlı sevgili dostum Çisem

Zanzibar günümüzde yoğun bir müslüman nüfus barındırıyor ve ada şeriatla yönetilmemesine rağmen dinin ağırlığı turistik sahilleri saymazsak eğer adanın heryerinde çok fazla şekilde hissediliyor. Fatih-Çarşamba gibi ortam var yani ne eksik ne fazla. Sadece örtüler renkli. Bizdekiler siyah ordakiler sarı kımızı yeşil falan. Küçücük çocukları çarşaflı örtülü şekilde görebiliyorsunuz ve son derece yoğun şekilde görüyorsunuz bunu yani az değil. Erkeklerin 4 kadın alması gayet olağan bir durum. Hatta 4 karısı olan bi adam bize dedi ki “burda yobaz çok var malesef” dedi “gidiyolar 7 kadın alıyolar” dedi “7 alınmaz 4 yeter” dedi. Ben zaten bunu duyunca error verdim. Bayılmışım…

2015 senesinde seçim yapılıyor. İktidarda 1964'te devrimi yapan parti var o sırada ama muhalif parti seçimi kazanıyor. Ertesi gün diyolar ki “aga seçim olmadı ya siktir edin bi daha yapalım” Kimse de bişey diyemiyor bir daha seçim yapıyolar ve bu sefer iktidar partisi kazanıyor. Sonra tabi bir daha seçim yapmaya gerek kalmıyor. Gördüğünüz gibi bizim son seçim gibi. Sadece burdakiler kanuna uydurdular hükümet kurulamadı falan ordakiler direk “ne kanunu ya boşver bi daha yapalım hile var hile hile” diyerek yapmışlar. Burda olay şu. Devrimi yapan parti de dini refleksleri olan bir parti. Muhalif parti de dini refleksleri olan bir parti. Ama muhalifler iktidar partisini (ki heryerde onlar var bazılarıyla konuştum) yeteri kadar dindar bulmuyorlar. En azından bana anlatan muhalifler bu şekilde anlattılar. Yani neresinden baksan “Lan bu nası bi ortamdır yaa” denilecek bir yer.

Balıkçı dostum Ferhat ve teknesi Juliet

Zanzibar adası aslında zengin bir ada. Baharat ticareti var. Çok sağlam bi turizm var ama kime var? Sana bana. Zanzibarlı sefil. Hele içerdeki köyler berbat durumdalar. Bakın burası Afrika kıtasının belki de en iyi durumda olan ülkesi Tanzanya’nın baharat ve turizm cenneti olan Zanzibar adası. Kıtanın geri kalanını siz düşünün. Köylere temiz su bile verilmiyor ya. Köy dediğin de en yakın şehire falan en fazla 20 km uzaklıkta. şöyle bir rakam var ki korkunç. Tanzanya ülkesinde her 10 çocuktan 4'ü temiz suya ulaşamamaya bağlı sebeplerden 5 yaşına gelmeden ölüyor. Bu inanılmaz bir rakam ya. Doğan çocukların Yüzde kırkı suya ulaşamadığı için ölüyor. Bu ulaşamamak kısmı Zanzibar adasında çok keskin. 20 km ötede 5 yıldızlı otellere, tesislere yani size, bize, turistlere devletin özel boru hattından temiz su gidiyor. Ama içeride çocukların yüzde kırkı temiz suya ulaşamadığı için ölüyor. Böyle devlet batsın yok olsun allah hepsinin belasını versin. Çocukların ölüm sebebi şu. Temiz suya ulaşamıyorlar mesela durağan suya ulaşıyorlar ama o su da mikrop barındırıyor tabi ki. Ordan mikropları kapan yetişkinler çok etkilenmiyor belki ama daha bağışıklık sistemi oturmamış gelişmemiş 5 yaş altındaki çocuklar malesef ölüyor. Buna kimse birşey yapmıyor mu derseniz eğer dünyanın her yerinden bağış yardım geliyor ama onlar da çok sıkıntılı ortamlar. Çünkü Tanzanya’da ve Afrikanın geri kalan heryerinde inanılmaz bir rüşvet olgusu var. Rüşvetsiz hiçbir iş yapamıyorsunuz. Buna çocuklara yardım etmek de dahil. Afrika’daki sefaleti ve kötü durumu anlamak için öncelikle rüşvet gerçeğini anlamak gerekiyor. Rüşvet doğal hayatın bir gerçeği. Yerleşmiş. Kimse garipsemiyor. Veriyor alıyor. Vergi vermek gibi aynı. Bunu yıkmadan bu kıta düzelmez daha fazla bunu anlatmak istemiyorum ama gördüklerimden duyduklarımdan dehşete kapıldım. Adadayken orda köylere su götürmek için gönüllü çalışan tüm hayatı bu olan insanlarla tanıştım. Kendilerinden izin almadığım için isimlerini ve yaptıkları işleri yazmayacağım buraya. Ama böyle insanlar dünyanın her yerinde varlar. Gezerken böyleleriyle çok karşılaşıyorum. Bu umut verici bir şey. Bir şeyleri düzeltmeye çalışan. Çaba sarfeden. Emek veren insanlar. Büyük insanlar bunlar.

Kadınların kalbini çalmak için pusuya yatan Masai dostum Nedim

Biraz da güzelliklerden bahsedelim. Zanzibar cennet sahillere sahip çocukların devamlı koşturduğu güldüğü harika sokaklara sahip güzel yemekleri olan cennet bir ada. Özellikle kuzeyinde Nungwi sahili şahane hakkaten. O turkuaz renkli su bembeyaz kumlar falan. Müthiş. Zanzibar adasının çok acaip manyak bir özelliği daha var ki o da şu. Tanzanya ana karada yaşayan Masai kabilesi var. Bunlar nüfusu yaklaşık 1 milyon civarında olan bir kabile ve ülkenin her yerinde dağılmış durumdalar. Kabilenin özelliklerinden başka bir yazıda bahsederiz ama şöyle bir şey var ki Masai erkekleri literatüre geçmiş şekilde dünyanın en uzun cinsel organlarına sahip erkekleri. Nasıl ki bizim ülkemizde erkekler Ukraynalı kadınlarla yatmak için Ukrayna Rusya falan gidiyorsa Avrupalı kadınlar da aynı şekilde Zanzibar’a erkeklerle yatmaya geliyor. Bildiğiniz sektör var ya inanılmaz:) Adamlar her akşam sahilde koşuyor spor yapıyor falan dedim lan “neden burda herkes spor yapıyor” dediler ki “ya avrupadan kadınlar bizim için geliyor bazılarımızı yanlarında götürüyorlar Avrupa’ya taşınıyoruz hayatımız kurtuluyor. Fit kalmamız lazım güçlü kalmamız lazım” Vay aq bu nası iştir aga ya diyerek uzaklara daldım.

Benim için enteresan bir gezi oldu Zanzibar. Dünyanın asla ve asla televizyonlardan gösterildiği gibi gelişmiş mükemmel süslü ve mutlu bir yer olmadığını bir kez daha gördüm. Gerçi artık şaşırmıyorum bunlara alıştım. Dünya 1 birim zenginlik varsa 20 birim sefalet olan fakirlik olan bir gezegen. Bunları tvlerde göstermezler. Zaten insanlar da bunu görmek istemez. Neyse slogan atmadan yazıyı bitiriyorum ve sizi bu muazzam adamın muazzam sesiyle başbaşa bırakıyorum. Freddie sen mükemmel bir detaydın deli oğlan