Surekli ileriye dogru, 14:14:32, 14:14:33, 14:14:34…

Tik tak,tik tak,tik tak.

Zamanin ne kadar hizli ilerledigini bizzat gozlemleyince eli ayagina dolanir insanin. Eyvah bir saniye daha gecti omrumden, bense bu bir saniyede bos bos saate bakiyordum diye dusunur insan. Gereksiz bir endise sarar, etrafina bakinirsin, ben bos gecirdim su son dakikami da bu etrafimdakiler ne yapiyor acaba diye. Herkes kendi halinde bir caba,bir kosusturma icinde. Sonra dank eder dusunce kafana birden, ne onemi varki ne yaparak gecirdiklerinin son bir dakikalarini, onemli olan o dakikayi gulumseyerek mi yoksa mutsuz mu gecirmis olduklari degil mi?

Yaptigimiz hersey unutulur gider. Kahvalti edersin , aksamina sabah ne yedigini unutursun ama mutlu oldugunu neden gulumsedigini unutur mu insan hic?

Belki bir videoydu su ondort saatlik uyanikliginin icinde yuzundeki tebessume sebep olan ya da baska bir insandi.

Annemin cok sevdigim bir sozu vardir, ne zaman kendimi mutsuz hissetsem icimi bir huzursuzluk kaplasa onu mirildanirim kendime.

“ Insan mutlu oldugu kadar yasamis sayilir.”

Mutlu oldugu kadar yasamis sayilir.

Bugun kac kere gulumsediniz?

Hic mi ?

Uzgunum.

Okudugunuz icin tesekkurler.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.