Rachel Corrie: “Zulüm bizdense ben bizden değilim”

2003 Mart’ında Refah’ta, bir eve, bir geleceğe, bir doğruya siper olurken hayata veda etti Rachel Corrie.

Filistin direnişi için kurulan “Amerikalı” cümlelerin belki de en temizleri dökülüyor ağzımızdan, kıyısında köşesinde Rachel Corrie varsa.

O, “rüya”sı için Amerika’dan çıkıp, coğrafyamızın en yaralı yerine dokunmuştu.

16 Mart 2003'te ülkesinin koruyup kolladığı bir zulmün tam karşısına dikilip, “yıkım” aracına “Geçemezsin!” demişti.

“Geçmemelisin…”
“Geçmemen gerekir…”
“Burada olman bile hata ve yanlış…”

İşgal rejiminin buldozeri, bir Filistinli doktorun evine siper olan bedeninin üzerinden geçtiğinde O, henüz 24 yaşındaydı.

Refah’ta Bir Gül

Boynundaki puşi ve tedirgin mi, öfkeli mi kestiremediğimiz o bakışlarından hatırlıyoruz Corrie’yi. Hiç görmediğimiz bu kahramana dair anılar biriktirmeye başlıyoruz sonra.

Bir mesajında “Refah’tayım ama güvende hissediyorum” demişti babasına: “Eğer yaşamımın geri kalanında ne yapmam gerektiğiyle ilgili fikirlerin varsa lütfen bana söyle. Sizi çok seviyorum. Sen de birşeyler düşünüp tasarlayabilirsin, ben de katılmaktan memnun olurum. Kocaman sevgiler. Babacığım.

Burada O, çocuklara İngilizce öğretiyor, kendisi ise Arapça öğreniyordu.

Annesine yazdığı bir mailde “Yanlarında kaldığım ailenin evine dün bir bomba isabet etti. Tam çay servisine hazırlandığım ve iki küçük bebekle oynadığım sırada evin tüm camları aşağı indi” diyordu.

Bir başkasında “Buradaki çocukların evlerinin duvarlarında bomba delikleri var. İşgalci bir ordunun gözetleme kuleleri ve duvarları altında yaşıyorlar. Eminim ki buradaki en küçük çocuk bile dünyanın diğer yerlerinde hayatın bu şekilde yaşanmadığının farkında” diye not düşmüştü.

Neden Tam Buradaydı?

Bu malum soruyu şöyle cevaplamıştı bir keresinde “Geri dönersem rahat edemem. Burada tüm bu yaşananları gördükten sonra bir şeyler yapmam lazım. Olympia’ya gelecek, kişisel işlerimi halledecek, burada olanları orada anlatacağım evet ama en kısa zamanda tekrar dönmeliyim.

“Hükümetimin büyük oranda sorumlusu olduğu bir soykırımın tam göbeğindeyim anne…”

Ölümünden neredeyse 1 ay önce 20 Şubat’ta gönderdiği mektubunda ise şu satırları yazmıştı:

Bilmeni isterim ki burada bana yardımcı olan bir sürü hoş Filistinli var. Basit bir nezle kaptım ve tedavi olmak için çok hoş bir limonlu içecek verdiler bana. Onlar zorluğa uzun müddet dayanabilmenin güzel bir örneği. Şartların onları çeşitli seviyelerde etkilediğini biliyorum ama insanlıklarını gülücüğü, ikramı, sıcak aile ortamını bu oranda koruyabilmiş olmaları beni hayran bırakıyor. Bu durmalı. Hepimizin her şeyi bırakıp hayatlarımızı bunu durdurmaya adamamızın iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Dünyaya geldiğimde istediğim şey bu değildi asla. Capital Gölü’ne bakıp ‘işte büyük dünya bu ve ben onun bir parçası olacağım’ dediğimde bunu kastetmemiştim. Ben içinde hiçbir çaba göstermeksizin müreffeh bir hayat yaşayıp bir soykırımın parçası olduğumun farkına bile varmadan çıkıp gideceğim bir hayata gelmedim… Filistin’den geri döndüğümde muhtemelen uykumda kâbuslar göreceğimi, burada kalmadığım için suçluluk hissiyle kıvranacağımı biliyorum. Bunları daha fazla çalışmaya yönlendirebilirim. Buraya gelmek hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri. Oraya geldiğimde deli saçması şeyler söyleyip çıldırırsam ya da İsrail ordusu beyaz adamları yaralamama şeklindeki ırkçı eğilimlerinden vazgeçip bir şey yaparsa, şu yargıya varmakta hiç tereddüt etmeyin: dolaylı olarak desteklediğim ve hükümetimin büyük oranda sorumlusu olduğu bir soykırımın göbeğindeyim. En ağır koşullarda bile insan kalabilme gücü ve yeteneğini keşfetmekte olduğunu yazmalıyım ki, bunu daha önce bilmezdim. Galiba aslolan onur…

Kaybolmayan Ses

Henüz 10 yaşındayken yaptığı o konuşmayı kim unutabilir?

Bilim mümkün değil dese de evren de kaybolmayan sesler var. Corrie’ninki gibi: “Anlamalıyız ki bu ölümler önlenebilir!”

İsrail İçin “Bir Kaza”

Corrie ailesi, kızlarının kasten öldürüldüğü ve İsrail hükümetinin olayla ilgili güvenilir bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle Hayfa’da dava açmıştı. Mahkeme, 28 Ağustos 2012 tarihinde açıkladığı kararda, devletin “savaş zamanındaki eylemlerinden ötürü oluşan hiçbir zarardan sorumlu tutulamayacağına” karar verdi.

Rachel Corrie’nin ölümü ise ‘üzücü bir kaza’ olarak nitelendirilmişti.

O dönemde dünyanın birçok yerinde Rachel Corrie adına çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. Halen yapıldığı oluyor.

Benim adım Rachel Corrie, 23 yaşındayken İsrail askeri tarafından öldürülen aktivist Rachel Corrie’nin günlüklerine ve e-postalarına dayanan bir oyun. Gazeteci Katharine Viner ve Yönetmen Aktör Alan Rickman tarafından ortaklaşa düzenlendi.

Adına yazılan bir oyun, 2006 yılında Londra Playhouse Theatre`da sahnelendi. Rachel Corrie’nin hatırasına atfen 12 Mayıs 2010`da Özgür Gazze Hareketi`ne ait geminin adına MV Rachel Corrie adı verildi.

Adına sahlenen oyun. ‘Benim Adım Rachel Corrie’, Playhouse Tiyatrosu, Londra, 2006.
31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye yakın uluslararası sularda İsrail Ordusunun gemilere asker çıkarması üzerine organizasyon amacına ulaşamadı. Gazze insani yardım filosu saldırısı sonucunda İsrail ordusunun ele geçirdiği gemi Aşdod limanına demirlendi.