TAŞRASIZ ÜLKE / SİNGAPUR

(ya da bir aksiyon filmi)

Sabah sekizde kalktık. Her şey gayet normal. Arabamız bizi 8.45de alacak ve bir saat mesafedeki havalimanına varacağız.(3 kişiyiz) Arabanın yanına vardığımızda bizim ekipten iki arkadaşın da aynı uçak için Penang’e gitmeye çalıştığını ve Uber aradığını farkettik. Araba 6 kişilik ama 6 kişilik daha valiz var. Bir şekilde sığıp yola çıktık. Singapura gidiyoruz, uluslararası uçuş ama Penang küçük bir şehir ve havaalanı da küçük. Check-in için sıraya girecektik fakat işler çok garip. Önce bizdeki self check-in bankolarına gidip boarding kartını(A4 Kağıt) ve bagaj fişini alman gerekiyor. Yani pasaport kontrolü yok, bilet ve bagaj fişi sana ait. Sonra bagaj vermek için sıraya giriyorsun.

-Uçağın kalkmasına 1 saat var-

Sırada bekledik epey. Sonra uç taraftan bir görevli birşeyler dedi. Meğer bizim uçak için bagaj alımı kapanıyor. Hemen koştuk bagajları verdik. 20 kg için yaklaşık 42 lira ödemiştik zaten. Benimkisi 22 kg civarında olduğu için sorun olmadı ama bir arkadaşın valizi 27 kilo gelince kilo başı 50RM toplam 350RM yani 290TL vermek zorunda kalacaktı. Fazlalıkları zar zor bir torbaya doldurduk.

-Uçağın kalkmasına 20 dakika var-

Daha pasaport kontrolüne gitmedik. Koştuk ki en az 1,5 saatlik sıra var. En öne görevliye koştuk, durumu anlattık. Bağırdık ki bizi duysun diğer insanlar diye. Aynı durumda olan kimse yok. Uçak zaten yolcularla dolu. Kimseden ses yok, biz sıraya geçtik. Amerikalı bir çift bize çıkıştı.

Uçağın kalkmasına 5 dakika var-

Defolun buradan filan diyorlar. Başka hiç bir şansımız yok ve bizimle aynı durumda olan kimse de yok. Kontrolden geçtik RoadRunner’dan farksız bir performansla kapının kapanmasına ramak kala uçağa bindik. Sağ salim indik şükür. Hemen bagaj için bantların olduğu yere gittik. Bir arkadaşın valizi yok. Y O K. O son anda içinden 7 kilo fazlalığı alıp verdiğimiz valiz işte. Malezyada kalmış. Görevlilerle konuştuk ve bir sonraki uçakla getirebileceklerini söylediler. Ama diğer sıkıntı, bizim telefon hattımız yok. İnternetin olmadığı yerde biz aslında yokuz. Hemen orada sağlam bir kazık yiyerek metro bileti için döviz bozdurduk. 50 Malezya Ringgiti(RM) 16 Singapur doları yaptı. Bir bilet zaten 2,5 dolar. Parayı bozdurduk, önce ücretiz SkyMetro ile asıl metronun olduğu binaya gittik. Metro almak için makineye para soktuk ama 5 dolardan düşük biletler için makine 10 dolar kabul etmiyordu, orada bir kadınla halletmeye çalıştık ve güç bela metroya bindik. Bir arkadaşın valizinin tekerlekleri de kırık bu arada.

Eveet. Zurnanın hönk dediği yere geldik. Çantamı açtım. Müzik dinleyeceğim. Kulaklığı taktım. Müziği açtım. Her zamanki gibi tüm eşyalarımı kontrol ediyorumdum ki bir şey eksik.

P A S A P O R T

Yok. Yok Allah yok. Ara ara ara… Bir durakta indik. Üç kişi havalimanına döndük, diğer ikisi valizlerle birlikte durakta bizi beklemeye başladı. Geldiğimiz yolu geri gittik, ve sora sora gittik. Eğer kayıp valiz işiyle uğraştığımız yerde kaldıysa bulmamız imkanısız. Çünkü gümrüksüz alan orası. İnformationa gittik. olaydan bahsedince kadın naylon torbanın içinden benim pasaportu çıkardı. Bu bulmacaya göre nerede unuttum. Bildiniz. Para bozdururken tezgahın üzerinde kalmış. Yolu geri gelip valizleri alıp otele geldik. Bir diğer sürpriz, otelin booking.com’da olan fotoğrafla aynı olmaması. Eleman karşıdaki AVM’nin fotosunu çekip koymuş. AVM de otel gibi garip bir şey. Sonunda şükür vardık sağ salim.

Daha sonra bir arkadaşımız kamerasını Uber’de unuttu.

Metroda bir arkadaşımız uyuakaldığı için birbirimizi kaybettik.

Bir arkadaşımızın valizi Türkiye’ye hasarlı indi.

-bitti-

Not: Şehirde resmi din ve dil yok. Yani Singapurca diye bir şey yok. İngilizce, Çince, Taylandca karışık. Tabelalarda da 3–4 dil yazıyor. Metro anonsları da aynı şekilde.

Ülke bir şehirden oluşuyor. Yani şehir devlet. Monaco ve Vatikan gibi. Ülkeye Malezya’dan sonra geçtiğimiz için farkları görmemiz daha kolay oldu. Malezya bağımsızlık girişimlerine 1955’de başlayıp 1965’de tam bağımsız oluyor. Malezyada olduğu gibi İngiliz hakimiyeti var. Fakat Çin etkisi daha belirgin. Müslüman nüfus Malezya’ya oranla çok çok daha az elbette. Şehir bir çok noktada doldurma olarak ve bağımsızlıktan sonra planlı gelişmeye başladığı için düzenli inşa edilmiş. Yani yollar birbirini dik kesiyor. Sanki Malezya yarımdasının ucunundan birisi bir parça koparmış ve burayı Güney Asya ticaretinin en önemli noktası haline getirmiş gibi. Çünkü Malezya’dan ayrılmasına rağmen ülkedeki din yapısı aradan geçen çok da uzun bir süre geçmemesine rağmen Malezya’ya göre tepe taklak olmuş. Hristiyan Çinliler mesela. “Çok yapay bir şehir” gibi yorumlar görmüştüm bazı yorumlarda. 52 senelik bir şehir olmasına rağmen inanılmaz bir metro ağı var. Ağdan ziyada istasyonlar ve istasyon kapıları. Amerika görmüş birisinden “küçük New York” tanımını duydum. Ama ülkenin, devlet olarak tek başına bu kadar gelişimi göstediğini düşünmüyorum açıkcası. İngiltere ve ABD gibi ülkelerin ciddi yatırım ve destekleri olmalı. Kuala Lumpur için “Sağım Solum AVM” demiştim ama Singapur canavar çıktı. Adım başı avm var. Ve AVM’ler boş değil. Ülkede üretim yok ama mükemmel bir tüketim var. Fabrika kuracak alan yok. Tarım için de aynı şey geçerli. Limanı ve bulunduğu konum, ülkeyi farklı bir yere götürmüş. Besleme bir şehir gibi. Sürekli yiyip aktif üretim yapmayan bir insan gibi.

Not: Bir AVM’de yemek yerken çok tanıdık melodiler duymaya başladık. Çıkıp baktık ki bir dansöz insanların arasında. Görevlilerle konuşurken bir tur şirketinin tanıtım organizasyonu olduğunu öğrendik. Hangi ülkeye ait bu diye cevabını bildiğimiz soruyu sorunca “Turkey” cevabı geldi. Sonra birden Fatih Ürek “Haydilili” çalmaya başladı. Bu da böyle bir anı.

Akşama doğru insanlar yürüyüş yapıyor, aileler gezmeye çıkıyor, AVM’ler tıklım tıklım ve fakir diyebileceğimiz insan sayısı çok az. Yani dilenci yok, evsiz yok gibi gibi. Kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu 3. ülke ( 56,522 Dolar ) Diyeceksin ki insanlar yürüyüş yapar, aileler gezer, ama farklı olan bir asya ülkesinde Amerika ve Avrupalı beyazların sayısının çok olması. Dil, din farklılığı çok fazla ve hepsini de kullanıyorlar.

sağdaki fotoğraf, soldakinin tepesinden

Para birimi için örnek vermek gerekirse: 1USD = 3,45TL / 1USD = 1,35 Singapur Doları

Malezyada 1USD = 4,26 Ringgitti. Konu paradan açılmışken ülkenin ne kadar pahalı olduğundan da bahsedeyim. Tabi bu durum Malezya’dan Singapur’a geçtiğimiz için daha net belli oldu.

1,5 Litre su = 3,5 SD yani 9TL

McChicken Menü = 5 SD yani 12,7 Lira (normal)

Metro bileti = 2,5 SD yani 6,5 TL

Malezyada 7–8 Rİnggit yani 6.5 liraya gittiğimiz mesafe için yaklaşık 10 SD yani 25 lira istiyorlar. Avrupa da öyle diyebilirsiniz ama bir şehirden oluşan ülkeden bahsediyoruz. Garip ve bir o kadar komik.

Ülkede taşra yok, köy yok, çiftçi yok; inşaat işçisi var. Zaten ülkenin bağımsızlık girişimini sol işçi parti lideri yapmış. Tüm nüfus şehirli. Yüksek binaların olmadığı banliyö gibi yerler de var. Fakat zengin-fakir ayrımı çok keskin değil. Orta sınıf farkediliyor.

Kuala Lumpur’da olduğu gibi burada da Chinatown ve Littleindia var. Şehirdeki fakir halk nispeten buralarda denilebilir. Genel olarak, Güney Asya’nın önemli bir ticaret bölgesini kullanan Çin-ABD ikilisini gördüm ülkede. Komik bir manzarası var çünkü.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.