Adam be…
Gülmesene halime,
Evet fazla içtim, ama hala az…
Düz bir çizgi çiz hadi önüme,
Çiz de ayaklarım açılsın biraz…
Bak bu bahar da çeyrek fiyatları artmış
Marttan kalma kedi sesleri var bodrumda
Şişenin dibinde öylesine bir miktar
Tekten çok, dubleden az…
Kamyon arkası yazılarını da yasaklamışlar
Keyfim kaçtı duyduğumda bakma sen
Bu gece de neden bu olsun dedim
Sonra çıkıp demesinler derdi az…
Kırmızı tuttuysam kurallar benden;
Bu şişe bitmeden kalkmam yerimden
Ne acelem var ne saatin pili,
Tik-taksız bir geceye içeyim biraz…
Bak vergi kanunları geldi aklıma,
Bi de bana aldığın o bileklik…
Ne komedi, ne aksiyon, ne kurgu
Kendi hayatımı izledim tüm yaz…
Gel otur karşıma bu son tek senin
Hadi bak senle de anka kuşuna içelim
Nasıl olur ki doğmak kendi külünden
Biliyosan bana bi formülünü yaz…
Dur be kızma hemen söz bu duble son
Son bi acı kaldı; unutmam gerek
Bu peynir parçasını da sana ayırdım
Biraz sert, küf kokulu ama beyaz…
Hiç merak ettin mi Fransız ihtilalini
Nasıl umut olmuş Amerikalılara?
Neyse sen şalgamı uzat da bana
Benim içimdeki umut da büyüsün biraz…
Bak adam, senin yerin tam şura
Biraz nemli, kırık, ürkek ve sıcak
Napalım ağlatmasalarmış onlar da
Neyse ki bu gece atlattım biraz…
Özgürlük sarhoşunun dileğidir bu
Şimdi ben kalkıyorum ya bu masadan
Tutarsan elimden dümdüz yürürüm
Yanında, kalbimle, belki sallanırım az
Yarım yamalak bir resim farzet sen beni,
Tamamla, alt köşeye mahlasını yaz…
Çerçevesiz resim olmaz anladım…
Hadi gel çerçevem oluver biraz…
Bu gece kalemimi; Devrime inanan tüm Fransızlara, kırmızı çizgileri olan insanlara, mart mağduru kedilere, kamyon arkası yazılarına, aksiyon filmi sevenlere, sevmeyenlere, vergi mağdurlarına, bembeyaz peynire, zamanı dert etmeyen tüm dertsizlere, özgürlüğün tanımını en iyi bilenlere, anka kuşuna ve küllerine; geçip giden yaza, gülümseten bahara, tüm acılara iyi gelen Aşk’a…
Ve bana iyi gelen Adam’a kaldırıyorum….
Sağlığınıza….
