Facebook Sayısı: FBS

Beynimizdeki Twitter Limiti postunu okuyanlar Dunbar Sayısı’nı ve bu sayının sosyal ilişkiler geliştirmemizdeki önemini hatırlayacaklardır. Her ne kadar Robert Dunbar bu kavramı Twitter kullanıcıları için ortaya atmış olmasa da bugün arkadaş listelerindeki rakamların hızla önem kazanmasıyla bu sayı Twitter’la özdeşleşti. Dunbar Sayısı’nın ardından bir biyolojik bilimler dergisi olan Proceedings of The Royal Society B sinir bilimlerine (ve farkında olmadan pazarlamaya da) yeni bir kavram kazandırdı; FBS, yani Facebook Sayısı.

‘’ Kalın kafalı ‘’ sıfatı, kullanılmasından pek de hazzettiğimiz bir şey olsa da ve mecaz bir anlam taşıyor gibi görünse de aslında bir gerçekliği de yansıtıyor. Yani insanların beyinlerinin çeşitli bölgeleri birbirlerine kıyasla daha kalın olabiliyor, bu da zihinsel fonksiyonların yeterince çalışmadığını belirtmek için kullandığımız kalın kafalı yakıştırmasını doğuruyor işte. Ama bir farkla. Bizim yüklediğimiz olumsuz anlamı yanlışlayan bir şekilde. Araştırmacı Ryota Kanai ve arkadaşlarına göre Facebook Sayısı (arkadaş listenizdeki kişi sayısı) ne kadar çoksa beyninizdeki kimi bölgeler de o kadar kalın! Bizi bu sonuca ulaştıran araştırma, Londra’da bir üniversitede 125 öğrenciyle yürütülüyor. Araştırmacılar katılımcıların Facebook Sayısı’nı beyinlerindeki ‘’ boz madde ‘’ yoğunluğuyla karşılaştırıyor. (Boz madde, birbiriyle iletişim halindeki sinir hücresine giden lifleri ve sinir sisteminin önemli dokularını destekleyen çeşitli nöronlardan oluşur. Beyne gönderilen işaretlerin işlendiği en önemli yerdir.) Sonuçlar direkt biyolojiyle bağlı gibi görünse de anlaşılır ve önemli şeyler söylüyor. Sonuçlara göre katılımcıların Facebook Sayısı’yla beyinlerinin yüz tanıma, insanların mimikleri, yüz-el-kol hareketleriyle ilgili algıları yönlendiren ve hafızayı yöneten bölgedeki boz madde kalınlığı arasında bir korelasyon olduğu görülmüş. 125 katılımcıyla gerçekleştirilen bu araştırmanın güvenirliğini ispatlamak için 40 katılımcıyla aynı araştırmayı gerçekleştiren Kanai yine benzer sonuçlara ulaşmış.

Bu araştırmada esas ilginç olan nokta, sonuçlarda bahsedilen 3 bölgenin kalınlığının sadece katılımcıların Facebook networkleriyle ilişkili olması. Daha sonra yürütülen benzer bir araştırmada katılımcılara Facebook Sayısı’ına ek olarak sanal değil de fiziksel çevreleriyle ilgili sorular soruluyor ve bulunan sayısal değer yine boz maddeyle karşılaştırıldığında ‘’ Facebook Sayısı ‘’ korelasyonuyla benzer şeyler bulunmuyor.

Sonuçlar kesin bir nedensellik veremese de araştırmacıların birçok tahmini bulunuyor. Facebook, arkadaş arama/ilişki geliştirme gibi aktiviteleri körüklediği için bu sonuçların karşımıza çıktığını ya da beyinlerinde bahsi geçen bölgeleri ‘’ kalın ‘’ olan insanların Facebook kullanmaya meyilli olduğunu söylüyorlar. Yani yumurta-tavuk meselesi gibi bir şey çıkıyor karşımıza. Sonuçlar ne kadar muğlak olursa olsun burada mutlak olan en önemli nokta Facebook arkadaşlıklarının bilimsel araştırmalarda bile fiziksel arkadaşlıktan farklı bir türde olması :)


Originally published at www.truvainegi.com.