Sosyal Medya: Mutluluğun Peşinde

Sabah kalkar kalkmaz yaptığınız ilk iş nedir? Artık yüzünüzü yıkamadan ya da kalkıp aynaya bakmadan önce yapmanız gerektiğini düşündüğünüz başka alışkanlıklarınız da var öyle değil mi? Mesela yanı başınızdaki smart phone’unuza uzanıp Twitter’daki mentionlarınıza bakmak, Facebook’taki notificationları kontrol etmek ya da profilinizdeki +1'leri, like’ları görmek… Acaba sosyal medyada profil check-in’leri artık bir bağımlılığa mı dönüştü bizim için?

Bağımlılık kelimesini duyunca herkesin aklına alkol, uyuşturucu ya da seks gelir. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalar yeni bir bağımlılık çeşidinin ortaya çıktığını gösteriyor; sosyal medya. Retrevo Gadgetology tarafından yapılan bir çalışma, insanların sosyal medya kullanımını araştırmış. Katılımcıların %45'inin akşam yatağa yattıktan sonra bile Facebook ve Twitter hesaplarını kontrol etme ihtiyacı hissettiklerini belirttiği görülmüş. 25 yaşın altındaki katılımcıların %19'unun gece uyandıkları herhangi bir saatte sosyal medya hesaplarına log in oldukları, %27'sinin gece uyandığı zaman ‘’bazen’’ log in olduğu, %32'sinin de sabah kalkar kalkmaz hesaplarını kontrol ettiği kaydedilmiş…

2010'da yapılan bir çalışmada ise University of Maryland öğrencilerinden 24 saatliğine hiçbir sosyal hesabını ve email adresini kontrol etmemeleri istenmiş. International Center for Media and the Public Agenda (ICMPA) ‘nın yürüttüğü bu çalışmanın sonunda 200 öğrencinin uyuşturucu ve alkol bağımlılığına benzer işaretler gösterdiği görülmüş! Yoksunluk, yoksun kaldığı şeye karşı aşırı bir tutku, kaygı ve sıkıntı gibi… Çalışmaya katılan bir öğrenci internete girmediği süre içinde yaşadıklarını şu şekilde kaleme almış:

‘’ Güne iyi başlamış olsam da öğlene doğru ruh halim değişmeye başladı. Kendimi yalnız ve hayattan izole olmuş gibi hissetmeye başladım. Cevap vermediğim bir sürü telefon çağrısı aldım. Gündüz 2 gibi maillerimi kontrol etmek için dayanılmaz bir istek duydum ve kendimi çölde tek başına kalmış yapayalnız bir insan gibi hissetmeye başladım. Ve bütün bu hissettiklerimin üstüne acaba internete ya da internete bağlanmamı sağlayan araçlara bağımlı mı oldum diye huzursuzlaşmaya başladım. ‘’

Bu sene içinde Ofcom’un İngiltere’de yaşayanların smartphone’lara olan bağımlılığıyla ilgili yaptığı bir çalışmanın raporu yayınlandı. Raporda bu telefonların insanların davranışlarını sosyal platformlarda nasıl etkilediğiyle ilgili bilgiler de var. Çalışmanın bulgularına göre İngiltere’deki kullanıcıların %81'inin telefonlarını her an her yerde açık tuttuğu, yetişkinlerin %51' inin, gençlerin ise %65' inin aileleriyle birlikteyken de telefonlarının açık olduğu, yine yetişkinlerin %23'ünün, gençlerin ise %34' ünün aileleriyle yemekteyken bile telefonlarının açık olduğu kaydedilmiş.

Peki teknoloji neden bu davranışları ateşliyor? Bazıları bunun dopaminle ilgili olduğunu iddia ediyor ki haklı olma ihtimalleri epey yüksek. Dopamin, bağımlılıklarda önemli rol oynayan bir nörotransmitter çeşididir. Aynı zamanda insanı arayış içindeki davranışlara da sevk eden kimyasaldır. Sosyal medya hesaplarında sürekli timeline’ı yenileme, mentionları kontrol etme, retweetleri, like’ları gözetleme ihtiyacı hissetmemizin sebebinin de işte bu dopamin olabileceği düşünülüyor. Esas problem internetin sürekli yenilenen dinamik bir bilgi ağı olmasının insanları kısır bir dopamin döngüsüne sokmasından kaynaklanıyor. Yıllar geçtikçe internet bağımlılığıyla ilgili korkunç vakalar da görülmüş.Mesela 2010'da Güney Kore’de bir çiftin online oyun oynamaya dalıp bebeklerini aç bırakıp ölüme terk ettiği haberlere konu olmuştu. Çiftin 12 saat boyunca aralıksız oyun oynadığı, bebeği de en son oyun oynamaya başlamadan önce beslediği ortaya çıkmış. Aynı sene içinde yine Güney Kore’de bir annenin kendisini online oyun oynamaktan alıkoyduğu için sinir krizi geçirip çocuğunu öldürdüğü günlerce manşetlerden inmemiş. Sadece Güney Kore değil tabii ki internet bağımlılığının Japonya, Malezya, Çin, İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde de tehlikeli boyutlara ulaştığı biliniyor.

Hayatta her şeyin bir dengeye oturması gerektiği kuralı internet kullanımımızla ilgili de karşımıza çıkıyor. Sabah kalkınca, gece yatarken, iş yerinde, otobüste istediğiniz her an ve her yerde hesaplarınızı kontrol edin ama arada nefes almayı ve o ekran dışında da canlı bir hayat olduğunu unutmayın.


Originally published at www.truvainegi.com.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.