eğitim travması

Sınav çocuğu olmak fena şey. Super mario gibi, bir sınav atlatıp bir üst level’a geçiyoruz. Bilen bilir, super mario hep puanlarını kafasını kiremitten yapılmış duvarlara çarpıp altın paralar çıkartarak kazanırdı. ben çocukluğumdan beri bu işi buna benzetirdim, yeteri kadar sınav atlatırsak, yeteri kadar başarılı olurmuşuz gibi bir his.

çocukluğumuzun flaş adamı, tesisatçı Mario.

Ee haliyle, sınavlarda çok başarılı olmak hepimizin amacı haline geldi. Lanet olası , pislik bir sıralama sınavında iyi yapmak yetmiyordu, bir de diğerlerini geçmek gerekirdi.

Taa ilkokulun ilk gününden girdiğimiz bu yarış, bir kısmımızı çok üste taşıdı, bir kısmımız geride kaldı. Üste taşınanlarda bir şey oldu ama: Narsisizm.

Narsisizm-kısa bir bakış

Kendini ifade edemeyen, gençliklerini yaşayamayan gençlerin tek amacı diğerinden daha üstün olmaktı. bir diğerini geçmek, toplumsal alanda bir üst sınıfı garanti ediyordu. başarılı olanlar , haddinden başarılı adledilip, başarısız olanlar gömülüyordu sessizce.

Bütün herşey normal görünüyordu pek çok gence, ta ki iş hayatına atılıncaya kadar. Mesele şu ki, artık sınavlar sökmüyordu. narsist yetişmiş gençlerin karşısında daha büyük bir sorun vardı. narsist patronlar ve narsist ebeveynler. herkes aynı sistemden geçmiştir çünkü. böylece nur topu gibi bir zincirimiz oldu.

Bu narsistik dünya içinde var olmak da oldukça zor olduğu için pek çok kişi travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip. zincir elbette ki bir yerde kırılacak, sanırım çocuklarımızın kafasını duvarlara vurmasını önlemeliyiz önce.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Tuğba Aktemur’s story.