Tugce Arslan Ucer
Jul 4, 2018 · 2 min read

Bu Çocuklar Nasıl Çalışacak?

Bir süredir elim kişisel tecrübelerimi ya da sayıklamalarımı yazmak üzere kalem kağıda gitmiyordu. Biliyorum ki özellikle bültende kendi ürettiğim içerikleri daha çok görmek istiyorsunuz. Biraz da bu motivasyonla uzundur beni hem fiziksel hem de psikolojik olarak çokça meşgul eden bir konuya değinmek istiyorum: ekip.

Dükkanda işin doğası gereği neredeyse en başından beri çok genç bir ekiple çalışıyorum. Genç demişken 19–24 yaş aralığından bahsediyorum. Ben genelde özellikle en küçüklerinden bahsederken çocuk diyorum ama şimdi hepsi bülteni takip ediyor. ‘Bize neden çocuk dedin?’ diye iş yavaşlatma eylemine başlayabilirler. :)

Bu tatlı çocuklarla çalışmak inanılmaz keyifli olduğu kadar yorucu da. Motivasyonlarını sürekli diri tutabilmek için hayatlarının bütün detaylarıyla ilgilenmem, terk edildiklerinde teselli etmem, sınavları başlamadan tüm programları onlara göre ayarlamam, aşık olduklarında onlarla heyecanlanmam gerekiyor. Yanlış anlaşılmasın, tüm konulara insani olarak dahil olmadığımdan değil, bunu işin bir parçası olarak da yapmam gerektiği için. Abla- arkadaş arasında gidip gelen çizgide ‘patronluk’ dengesini kurmada kimi zaman zorlanıyorum. Örneğin geçen akşam içlerinden biri gece 11.00'de ‘Tuğçe aşık oldum’ diye mesaj attı -ki bundan memnunum. Bir diğeri beni dünyanın en iyi patronu ilan ettikten 2 gün sonra dükkanla ilgili attığı bir tweete daha dikkatli olmasını söyledim diye trip attı.

Peki o zaman şunu sorayım: Ekip yönetmek tam da böyle bir şey mi? Bizde yıllarca iş tanımlarında en baş sıralarda aranan self-motivation yeni jenerasyonda çok da bulunmayan bir nimet mi? Yoksa kafede garsonluk yapmayı, mutfakta çalışmayı sadece para kazanma aracı olarak gördüklerinden yeteri kadar motive olamıyorlar mı? Ben genelde bu seçenek üzerinde durduğumdan tüm aksiyonlarımı uzun zaman bu konuda aldım. Ama hala kurumsal hayatta olan arkadaşlarımla konuştuğumuzda anlıyorum ki asıl sorun tam olarak bu değil. Ne iş yaptıklarından bağımsız çalışmakta zorlanıyorlar. ‘Sen zorlanmıyor musun?’ diyebilirsiniz. En nazik ifadeyle en azından onların yaşında biraz daha hevesliydim diyebilirim. :)

Acayip yaşlı görünmeyi göze alarak bu yazıyı neden yazdın derseniz, kendi içimde yeni bir döneme adım atma kararı aldım. Kendimi eksik hissettiğim konuları paylaşarak azaltmak niyetindeyim. O yüzden tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim. Genç arkadaşlar da kendi taraflarından yorumlayabilirler konuyu. Bakalım neleri gözden kaçırıyorum…

    Tugce Arslan Ucer

    Written by

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade