Cappadocia Ultra Trail 2018 63K CMT

Tuğrul Peker
Oct 26, 2018 · 8 min read

Geçen sene ilk katıldığım yarış olma sebebiyle gönlümde taht kurmuş bir parkur Kapadokya. (Geçen senenin raporu için İlk 60 öpücük)

Okurken güzel gider

İlk tecrübeler, ilk göz yaşları. Yarış sonunda 8 mor tırnak, pansumanlar, sakatlıklar, oldukça fazla not edilecek şey çıkmıştı. Seneye daha iyisini yapmak istiyorsam ciddiyetle hazırlanmam gerekiyordu.

Ekimden sonra Aralık ayında Mersin Maratonu sonrası sakatlandım (IT Band) ve tedavi süreci sonrasında sırasıyla Alanya Ultra, Tahtalı Run to Sky ve Tuz Gölü yarışlarına katıldım. Ramazan, tatil derken antrenmanları aksatmıştım ama tatilden döndükten sonra Temmuz ayı Aykut Hoca’nın programıyla sıkı bir döneme girdim. Bu süreci aksatmamak için İstanbul’a ailemin yanına gitmediğim oldu, kendilerine anlayışlarından ötürü teşekkür ederim.

Son dinlenme haftaları Ultra Kitap’da da bahsedildiği gibi üzerime bir olumsuzluk çöktü, okuyorsunuz tamam ama kendinize söz dinletmeniz zor, acaba çok mu yattım? Yarış esnasında bile bunu sorguladım.

19 Ekim sabah 9'da 3 araba yola çıktık, bir ara 2 araba bir ara 3 bir ara 4 araba olduk, welcome to need for speed. Yeni katılan arkadaşlara forma, tanıdığımız tanımadığımız kişilere dağıtılacak Cezy(Adanalı Cezerye markası) derken üzerimde ekstradan bir stres vardı. Vardıktan sonra kitlerimizi alıp hemen Mustafa Otel’e geçtik, biz daha sormadan erken kahvaltıyı söylediler, çok mutlu oldum, organizasyon departmanına bu otel işlerini sorunsuz hallettikleri için ayrıca teşekkür ederim.

Şahane ekip, şahane insanlar.

Yürüyerek tekrar merkeze gidip yemek yedikten sonra hemen merakla beklediğim organizatörler paneline geçtik. Organizatörler toplantısı keyifliydi, kendilerinden çokça şikayet duyduk :). Yöre-yerel halkla ilgili eleştirilerin hepsine katılmıyorum, eğer medya yoluyla iletişim kurmakta güçlük çekiyorsanız yerel paydaşlardan daha çok destek almak gerekecektir ki bu son aylar ve haftalardan çok yıl içine serpiştirilmesi gerekli, bu kültürün oluşması uzun bir süreç, bir 5–10 yıl daha sabretmek ve farklı yollar denemek gerek. Hepimiz UTMB videolarındaki gibi bir ortam ve seyirci hayal ediyoruz ama yurt dışında böyle diyip burayı eleştirmenin çok bir manası yok. Çok farklı kültürler ve sorunlar… İşin içinde olanlar nediyosun lan değişik diyebilirler haklısınızdır, insanlarla uğraşmak bambaşka bir şey.

Niye 2 değilde 3? Kanımızda arabesk var… Ama mutluyuz be kürsü kardeş

Toplantı sonrası biraz dışarıda hava alıp 119 ve 63 toplantısı için tekrar içeriye girdik ama ses az duyulduğundan maalesef anlatılanlar dinlenemedi, uğultular fazlalaşınca terketmek zorunda kaldık, yemeğe geçtik. Şikayet edilmesine rağmen yemek yine güzeldi sağ olsunlar, ne zamandır bamya yememiş bünyeye iyi oldu :)

Otele geçip eşyalarımızı hazırlamaya koyulduk, 23:00 gibi yattık.

Tuvalet problemimizden dolayı 04:30'da kalktık, hazırlandık, 5'de kahvaltıya indik, o da ne? geçen seneki otelde sadece poğaçaya talim eden ben bu sene 40 çeşit açık büfeyle karşı karşıyayım. Bayram ediyoruz ama abartmıyoruz, nasıl olsa pazar sabahı hepsi bizim.

Aşağıya indiğimizde takımdan Can’la karşılaşıyoruz sağolsun arabasıyla bizi yarış alanına bırakıyor bugün ne mutlu gün böyle! eşyalarımızı bırakıp 1 yıldır beklediğimiz yere sıramıza geçiyoruz, heyecan dorukta, eşimle anlaştık, birbirimizi beklemeyeceğiz, telefon yok, mesaj belki. Özellikle onun dikkatini dağıtmak istemiyordum ve bu güzel tecrübesinde tamamen kendi kendisine olmasını istedim. Allah’a emanet. Başlıyoruz.

Yarıştan önce asetat’a geçen seneki sonuçlarımı ve hedeflediğim süreleri yazdım ön cebe koydum. Ara ara kontol edeceğim. Büyük bir heyecanla başladık, ben bu çıkışı unutmuşum meğer ama aldırmadan ilerliyorum. Nabız mabız hak getire yıl boyunca çalıştın sakin ol.

Geçen seneden daha hızlı olduğumu biliyorum, takımdan arkadaşlarımı ileride seçebiliyorum ve o sıra BiKoşu’nun tasarımcısı olarak ne yapsak etsek de görünürlüğü artırsak diye düşünmeden edemiyorum. (daha çok düşünecekti)

İlk CP’ye yaklaşırken geçen sene 38'de gördüğüm bir gencin 2 arkadaşıyla birlikte 63'e katıldığını görüyorum. Espriler gırla ama sevdiğim kötü iğrenç espirilerden. Bir yerde kafam şişiyor, hızlanmakta istemiyorum yavaşlamakta, inceden takılıyorum arkadaşlara, pardon abi diyorlar bende biraz muhabbetlerine katılıp ileride ayrılıyorum zaten(40.km de tekrar görüyorum arkadaşları cümle mümle kalmamış tek kelimeyle anlaşıyorlar, noldu esprilere diye takılıp geçtim :). böyle anlatınca komik olmayabilir de, komikti işte… tamam…

İlk CP’ye gelirken hedef süreme bakıyorum, bir sevinç… 6 dk erken girdim hedef süreden. Önce mataramı dolduruyorum (buraya gelene kadar 500ml içmişim) ama hata ettiğimi sonradan farkedeceğim, matarayı çantanın önündeyken doldurunca sıkıştığı için yeteri kadar su almıyor… Daha sonraki bütün CP’lerde mataraları çıkardım ve ilk yaptığım şey her zaman su takviyesi oldu daha sonra ihtiyaçlarımı giderdim.

Kapadokya’da fotoğrafçılar beni sevemedi ama Tahtalı’da öyle değil…

Biraz kola, 2 muz, çizi ve çıkış yapıyorum. Burada yağmur ve soğuk rüzgar başlıyor, biraz endişelensemde dert etmenin faydası yok, geçen sene 60km içlikle koşan ben… bu sene almak istemedim, iyiki de almamışım 2 saat sonra güneş çıktı. Planlarıma göre yarışın en zor kısmı bana göre burası olacaktı, 17km ama yanılıyormuşum, CP1-CP2 arası beni 25 kişi geçecek, hızı sabitleyemiyorum, bir ara takımdan Zafer Abi’yi(M50+ 3.sü) 2. kere yakaladım, moralim yerine geldi, düzlüğü bulunca 21. km de konuşa konuşa 5.20 pacelere indik, sonra çıkış başlayınca Zafer Abi ufukta kayboldu ben zorlayamadım.

2.CP’ye hedefimden 2dk önce geldim, yine tutturdum galiba bu iş olacak!
Yine kola, soda, su, kek, çizi ve çorba. Yanıma 3 muz alıp fazla beklemeden devam ettim.

Trail şortunun önünde kimlik para, sağ yanda raidlight katlanan bardak, sol tarafda muzlar. Arka tarafta poşet içinde telefon.

2. ve 3. CP arası 7.7 km ve burayı koşarken yarışı yarılıyorsunuz, diğer parkurlara göre daha kolay bir geçişi var. Uçhisar’dan sonra ilk defa jel almaya başladım, yanımda 3 tane var. Biri şimdi, biri Çavuşin çıkışında biri de Son istasyondan sonra. 1.Cp’den sonra ve 35–40. km’ye kadar dalak ve kaburgamın sol altındaki bir şişlikle cebelleştim, 30. km’de de sırt ağrılarım başladı. Tuz hapını alınca geçmeye başlıyordu ama yokuşlar ağrıları iyice azdırdı.

Geçen sene 3.CP’ye geldiğimde ayaklarım baş belasıydı bu sene maaşallah ufak tefek ağrılar dışında bir şey yok. Zamanlamama baktığımda bu istasyonuda tutturdum 5dk ilerideyim! Sularımı yenileyip soda kola çizi helva, yanıma helva ve muz alıp elimi yüzümü yıkayıp çıkacakken Aykut Hoca beni yönlendirmeye geldi sağolsun. Kendisini Spartathlon için tebrik ettikten sonra yola girdim.

Başladıktan kısa bir süre sonra Çavuşin uzunluğunu yanlış hatırladığımı farkettim, 12km, önümdeki yolu düşününce bana karanlıklar çökmeye başladı, ya 120 koşsaydım düşünceleri gelmeye başladı, eyvah düşüyorum… Yaptığım antrenmanları düşünmeye, harcadığım emeği aklıma getirmeye çalıştım ve biraz olsun toparladım, bir ara vadide Hırvat bir koşucuya takıldım 3–4 km beraber gittik, moralimi toparladı sağolsun. Roller Coaster vadilerine girdiğimizde enerjimin düştüğünü farkedip 2.jelimi aldım ardından tuz hapını. Çavuşin’e doğru 13 kişi geçmişim, burada benim çok iyi olduğumdan değil kiminle konuştuysam Çavuişin patlama/çökme noktası olmuş. Ben 30 diyordum ama 45.km’ler artık bitmeye başlamıştı insanlar. Ayrıca hedef süremi de aşmıştım, yine demoralize oldum ama insan kendisine ulan bu süreleri sen kendine koydun, 8:30'da değil 9'da bitirsen bu bir başarı olmayacak mı diyemiyor o sıra. Biraz kendimi ittirdim ve yolda Serdal Televi ile beraber istasyona girdik.

Çavuşin’de takımdan Mehmet Önelge ve Alican’la karşılaştık benden 15dk erken gelmişler, moralim tazelendi gerçekten :) Onlar yollarına devam ederken bu istasyonda oturma kararı aldım ve kendime toplam 10dk verdim(her şey dahil) Suları tazeledim, muz, soda, kola, çorba, çizi (bu sefer çikolataya bakamadım geçen sene abanmıştım, yolda 2 defa züber ağzımda ufalanıp yiyemedikten sonra canım istemedi) Tuz tabletini alıp ayağa kalktım ama bacaklar kütükleşmiş, açılması yaklaşık 2dk sürdü. Akdağ’ın tırmanışı bu sene de zorladı beni özellikle belim. Çıktıktan sonra hafif yürüyüşten koşulara geçtim. Akdağ istasyonuna kadar sürekli birileriyle birbirimizi geçtik, biri durunca diğerleride duruyordu. İnişlerde artık basmaya başladım, Akdağ istasyon inişi geçen seneki gibi tehlikeli, bir kaç kişiyi uyarmak zorunda kaldım, kafalarda şeker kalmamış, sakatlanmak yuvarlanmak çok olası.

İstasyona vardığımda artık son 8'e girmiştim ve eşime mesaj attım. yaklaşık 3–4 dk sonra çıkış yapıp son jelimi aldım. Geçen sene de bu istasyondan sonra bir çok kişiyi geçmiştim. Net bir tempo tutturup nefesimi sabitlemeye çalıştım (Evet o yanınızdan geçen he! hö! nefes sesli şamanik kardeş bendim) Nefesi sesli vermek nedense bana meditasyon gibi geliyor böyle durumlarda :)

Akdağ istasyonundan Finish’e kadar 15 kişi geçmişim. Son 1 km zaten 3:40 pacelerdeydim, 9 saatin altında bitirmek için kendimi yırttım 8kmdir hesap yapıyordum :) Ve öyle de oldu 08:59:52 de çizgiyi geçtim, benden mutlusu yoktu.

ankara koşuyor sağolsun
Baba parası değil alın teri 1:30 saat iyileşme.
Sayılar konuşsun

Efem yine bir çok ders aldım, artılarım olduğu kadar eksilerim çok oldu. Özellikle 119K için vücudumun ve beslenmemin ne kadar eksik olduğunu anladım. Üst vücut özellikle sırt mutlaka daha fazla çalıştırılmalı, squat, lunge ve denge antrenmanları daha fazla önemsenmeli, yani programda yer alan D/G çoğu zaman Dinlenme olarak algılanmamalı :) 2 ay önce kan tahlillerimi iyiki yaptırmışım Demir(Ferritin) ve Hemoglobin değerlerim yerdeydi. Biraz olsun toparladım, yemekle birlikte yoğurdu ve yemekten hemen sonrası çayı kestim. Demir emilimim kötüydü. Ayakkabı tercihim kesinlikle doğruydu, The North Face Endurus TR harikasın. Bu sene beslenme konusunda çok fazla araştırma ve deneme yapmam gerektiğini farkettim, Alper Dalkılıç sağolsun şimdiden tecrübelerini paylaşmaya başladı.

Organizasyon yine harikaydı, sene başında fiyatlarını artırmaları tarafımca olumsuz gözüksede, ülke şartları düşünüldüğünde ve eksiksiz yapıları sayesinde helal-ı hoş olsun. Yarışı geç bitirenlere yapılan tezahüratlar çok güzeldi, eşimle birlikte bende duygulandım :)

Parkurda oldukça fazla fransız vardı alkışlar ve alé sesleri arasında yol aldık, güzeldi.

İşaretlemeler ve gönüllüler yine harikaydı. Yalnızca CP’ler özellikle Çavuşin rutubetli ve havasızdı içerideki gönüllülere yazık. Katılımcı artışından dolayı CP’ler yetmemeye başlamış seneye aynı artışla devam ederse hem dar vadi yolları hem de CP’ler nasıl geçer bilinmez.

T-shirt ve Yelek geçen seneye göre daha kaliteli gözüküyor, teşekkürler.

Aykut Hoca’ya Göreme istasyonundaki desteği sebebiyle teşekkürler.

Toplam 38dk CP’lerde kalmışım. Ortalama 7,5 dk kendime göre oldukça iyi.

Bir çok etkinlik bu organizasyondan ders almalı diye düşünüyorum.

Bu sene iş sebebiyle aramızda olamayan Kaptanımız Dilem: Hepimizin dilindeydin kardeşim seneye tekrar beraberiz kısmetse.

BiKoşuAdana iyi ki varsınız güzel insanlar.

Seneye görüşmek üzere.

Malzemeler:

Kalenji 5lt Yelek
Amazfit Pace1(Başlangıç%99 — Bitiş%71 Şarj)
2xKalenji yumuşak matara
2xBuff
Yedek Çorap-yara bantları-ıslak mendil
The North Face Endurus TR
BiKoşuAdana t-shirt
Kalenji Trail Şort(çok işime yaradı)
Norfolk David çorap (tek dostum)
3xGU tuzlu karamel jel
8 salt stick
Züber, çokonat, helva

Tuğrul Peker

Written by

Freelance Graphic Designer in Adana-Turkey

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade