Finansal Okur-Yazar mısın ?

Son zamanlarda çok popüler bir kavram haline geldi finansal okur-yazar’lık. Peki görünüşte süslü ve havalı olan bu kavram nedir? nasıl bir şeydir? Hemen olunabilir mi? Herkes için geçerli midir? ve en önemlisi de neden gereklidir? Yazının sonunda böyle iyiydik diyenler olabilir. Finansal okur-yazarlık ; finans, iktisat, ekonomi vs. eğitimi almadan toplumdaki bireylerin rasyonel maddi kararlar alabilmesini sağlayacak temel finansal bilgi düzeyidir. Eğer tüketici (birey) aldığı kararın sonucunda nelerden vazgeçmek zorunda kaldığını düşünmezse ya da göz ardı ederse -ki literatürde bunun adı Fırsat Maliyeti’dir– rasyonel bir karar alamaz ve maddi bir kayba uğramış olur. Parasını verimli kullanamamıştır. Harcama kararları açısından sanıyorum fırsat maliyetinin öneminin kaçınılmaz olduğunu günlük hayatımızda pek çok kez anlıyoruz. Tüketim Alışkanlığı açısından bir diğer önemli husus Tasarruf düzeyidir. Maalesef ülke olarak Tasarruf düzeyimiz yerlerde. Ay sonu kenara köşeye koyacak paramız mı kalıyor ki? dediğinizi duyar gibiyim!… Ki çok haklısınız. Halkın büyük çoğunluğu aynı şeyden yakınıyor. Fakat esas sorun çözüm için çabanın olmaması ve kabullenmişlik. Ülkede karar alma mekanizması olan siyaset kurumunun bu işin çözümünde aktif rol almasını sağlayabiliriz. Yakın zamanda iki tane seçim atlattık. Devlet ve bürokrasi yaklaşımı ister kabul edin ister etmeyin tek bir amaca hizmet eder Oy Maksimizasyonu… Ekonomik vaatler üzerinden geçen seçimlerde hiç düşündünüz mü devlet bu sözleri nasıl yerine getirecek? İşte finansal okuryazarlık kısmının en kritik yeri. Devletin en temel gelir kaynağının vergiler olduğunu bilecek kadar finansal okuryazarlık seviyemiz olsa idi basit bir bilgiden siyaset kurumunu değiştirerek koca bir ülkeyi yeniden modelleyebilirdik. Çünkü ekonomik vaatleri hangi parti olursa olsun gerçekleştirmek için tek bir kaynağa başvuracak Vergiler!!!.. Yani devlet toplumun sosyal ve ekonomik hayatını düzenlemek için yine bireyin kendisini finansman aracı olarak kullanıyor. Sağ cebimize koyduğunu sol cebimizden alıyor hatta vergi kalemlerinin kalabalık olduğunu düşünürsek daha da fazlasını bizden talep ediyor. Seçimin kazananının bireyler ya da toplum olduğunu düşünüyorken seçim sonrası bir de baktık ki zamlar kapımıza dayandı… Sgk prim zamları, ceza artışları , vergi oranlarının artışları, faturaların kabarıklığı, köprü ve otoyol geçiş tarife zamları vs. vs. vs… Gençlere ‘sıfır’ faizli kredi, hibe desteği, gss primlerinin silinmesi (aslında silme diye bir şey yok sadece yapılandırıp vadeye yayarak sizden alıyor devlet), emeklilere 1200 TL zam (1200/12 aylık 100 TL, oransal artışlar ise yeni değil zaten düzenli gidişatın parçası), KOSGEB destekleri (işte KOSGEB gerçekleri) aklıma ilk gelen diğer seçim vaatleri. Bu verilen sözlerin öyle şartnamesi oluyor ki zaten kimse şartları taşımadığı için yararlanamıyor. Ha bütün bu olanların başka çaresi yok mu tüketici açısından maalesef yok tek çözüm gelişmişlik ekonomik açıdan ise finansal okuryazarlık.. Devlet açısından ise başta borçlanma olmak üzere yöntemler ve çözümler mevcut. Ancak bazı olumsuz sonuçları doğurmakta. Devlet borçlanmayla finanse edildiği vakit artan bütçe açıkları faizleri yukarı yönlü tırmandırırken azalan yatırımlar işsizliği artırarak toplum psikolojisini bozabilir. Yani işin ucu her zaman bireye dayanıyor.

Tasarruf konusunu biraz daha açmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bana göre en önemli tasarruf aracı Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) geçtiğimiz yıllarda yeni düzenlemeyle hayata geçirildi. %25 devlet desteği ve daha bir çok yarar sağlıyor. Yatırdığınız katkı paylarını çeşitli fonlarda değerlendirebiliyorsunuz. Uzun Vadeli en önemli tasarruf ve yatırım aracı olarak fayda sağlayabilirsiniz. Bes haricinde Sermaye Piyasaları, Para Piyasaları, Altın ve Döviz içerikli araçlarla da tasarruflarınızı değerlendirebilirsiniz. Gelelim finansal okuryazarlıkla ilişkisine. Küresel bir köy haline gelen dünyamızda herhangi bir ülkenin ekonomi politikaları başka ülkeleri de etkilemekte. Amerikan Merkez Bankası FED ‘in politikalarının yurtiçi finansal araçlara olan etkisini düşünerek tasarrufları yönlendirilebilirsiniz ya da TCMB ‘nin politikalarının olası sonuçlarına göre pozisyon değiştirip tasarruflarınızı katlayabilirsiniz. Piyasalarda zaman zaman başta TÜİK ‘in veya yurtdışı kaynaklı haber akışında bazı veriler dalgalanmalara sebep olmaktadır. Bu dalgalanma ve sonucunda oluşan ekonomik kayıpları frenlemek için faiz, fırsat maliyeti, tasarruf gibi en temel ekonomik konulara hakim olan finansal okuryazar birisi refah içinde yaşayabilir.

Orijinali için : https://asimetrikbilgi.wordpress.com/2016/01/24/finansal-okur-yazar-misin/