BABA NESLİNİ İKAZ !
*
Bu yazı İNKİLAP VE GENÇLİK gazetesinin 1 Nisan 1951 tarihli sayısında yayımlanmıştır.
Bugün, Sizler!
Yarım asırlık hâdiseleri hafızalarınızda saklayan nesil olarak, tarihi bir devrin son basamakları üzerindesiniz.
Biz gençler, geride bıraktığınız mücadele yılları içersinde taşıdığınız mesuliyetlerin ağırlığını ve başardığınız hamlelerin büyüklüğünü ya tarih kitaplarından okumuş veya teker teker kendi ağızlarınızdan işitmişizdir.
Yarattığınız inkilâplarla sizler tarihe şekil verirken, bizler inkilâpları yaşatacak nesil olarak dünyaya gözlerimizi yeni açıyorduk.O gün, yirmi beş yaşın heyecan ve inanışı ile girişilen hamlelerin üzerinden bugün en az yirmi beş yıl geçmiş bulunuyor.
Yeni bir düşünce tarzını benimseyen milletlerin hayatlarında, çeyrek asır, oynak bir devrin son merhalesidir. Böyle bir devrede, inkilâplar üzerinde münâkaşa ve hatta mücadele açılmasına göz yummak, milletçe yaratılan idealin mahvolmasını teşvikten başka birşey olamaz. Size bu gaflet, çocuğu gözler önünde boğazlanan bir babanın vahşi tebessümü kadar dehşet vermiyor mu?
Bugün kalplerimiz, inanışlarımızdaki samimiyetin en hassas olduğu bir çağın heyecanı ile dolu. İnkilâplara olan bağlılığımız inancımızı bozmak isteyen kafaları koparacak kadar cesur.
Ve, fikirlerimiz irticanın komunizme yataklık yaptığını sezercesine mâkul.
Bugün, Sizler!
Türklüğün kurtuluşunu inkilâplara sadakatta arayanlar!Yirmi beş yıldır yaratmak istediğiniz eser bizler değil miydik? Eserinize yapılan en ağır hücumlara mukabele etmemekte birbirlerinizle yarışmanızı nasıl ve ne şekilde izah edeceksiniz?İnkilâpları başarmaya millet olarak girişmediğimizi iddia edenler, sizler susarken, din devleti kuracaklarını haykırıyorlar. Türk İnkilâbı “milletin değil, putlaştırılan insanların marifetidir” diyenler, sizler susarken, “puttur” diyerek heykelleri kırıyorlar. Onlar söylüyorlar sizler susuyorsunuz. Daima susuyorsunuz! Tahammüllerimizi aşarcasına susuyorsunuz. Ve sizdeki sükût bizde isyan oluyor! Çeyrek asırdır inkilâplara sadakatta kusur etmeyen
Türk münevverinin çeyrek asır sonra inkilâplar üzerindeki kanaatları değişti mi diye düşünüyoruz. Bu değişiklik korkunç bir fikir zaafından başka ne olabilir ki? Sonunda böyle düşündüğümüze bile pişman oluyoruz.İnkilâpları yaşatacağımıza yemin ediyoruz. Bize, “politika yapıyorsun” diye cevap veriyorlar. Halbuki sizler, gençlik çağında düşünülenlerin ne derece ulvi ve temiz olduklarını unutacak kadar hâfızalarınızı kaybetmemeliydiniz.
İçinizde; “Biz inklâplara inanmamıştık” diyenleriniz var. İnkilâplara inanmıyor idiyseniz yirmi beş yıldır inanmadığınız bir davanın dalkavukluğunu nasıl yaptınız? Bize “politika yapıyorsun” diye saldıranlar böyle bir kanaat riyakârlığını hayatlarının enaz üçte ikiside devam ettirenlerin dehalarına acaba nasıl bir ad takacaklardır?
Yirmi beş yıldan beri yükseltilmek istenen eserin bizler olduğuna bütün mevcuiyetleriyle inanan insanlar!
Muhakkak ki kaybedilmesini asla istemediğiniz bir davanın prensiplerini bizlere devrederken müsterihsinizdir.
Çünkü, bizler yeni bir devrin akıncıları olacağız.Fakat ne hüzün verici bir kaderdir ki, mücadeleye atıldığımız ilk günde karşımıza inkilâp düşmanları çıktı. Bütün samimiyetimizle memleket meselelerine sarılacağımız bir devrin arifesinde vicdan hırsızlarının yolumuzu kesmelerini istemezdik. Ve eğer, emanetleri devralan genç nesiller işe daima inkilâp düşmanlarına karşı yapacakları mücadele ile başlayacaklarsa, şüpheniz olmasın ki, yetişen her yeni nesil kendinden önce yaşamış olanların kabahatlarını kolay kolay affetmiyecektir.
Bugün hepimiz yaşanmasını düşünmek dahi korkunç olan bir devrin hortlama kıvranışlarını endişeyle seyretmekteyiz. Izdırabımız sonsuzdur.
Ey Türk inkilâbına sadakat için and içen insanlar! Sizlere soruyoruz: Yarattığınız eserin boğazına dolanan kanlı elleri okşamaya hâlâ devam edecek misiniz? Yirmi beş yıldır doğruluğunu fikirlerimize işlediğiniz inanışların bir safsata olduğunu söyliyenleri hâlâ konuşturacak mısınız? Ve hâlâ, onlar haykırdıkça sizler susacak mısınız?