“Geceleri uykunuzu ne kaçırıyor?”

Üzerimize gelen dalganın farkında mısınız?

New York’taki projemde şirketimin yönetici ortaklarından birinin müşterisine sorduğu en can alıcı soru buydu. “Geceleri uykunuzu ne kaçırıyor?” Dolar/Euro paritesinin değişmesi mi, yoksa önümüzdeki yıl yapılacak seçimler mi? Siz bunlara kafa yorarken, birileri de tutturmuş sinek vızıltısı gibi “Bitcoin” diyor, “Kripto Para, Blockchain” diye bir şeyler sayıklıyor. Bunca derdin sıkıntının arasında bir de bunlar çıktı. Neymiş diye bir baktınız ama size anlatanların bile tam anlamadığını gördüğünüz için vazgeçtiniz.

Haklısınız. Ama inanın bu öyle ötelenecek bir konu değil. Bırakın ülkemizi, dünyada bile bu kavramları tam olarak kavramış insan sayısı şu an çok az. Ama sayı artıyor ve işin içine biraz girenler, yaklaşan dalgayı hissediyor. Bu kuvvetli bir dalga — orası kesin. Ama kesin olmayan sizi ne kadar etkileyeceği. Belki hafif bir şekilde sallayacak, belki kroşe ile sersemletecek, ama bir olasılık da sizi nakavt edecek.

Bu ve bundan sonraki yazılarda, iş dünyasının içindekilere bu yeni gelen dalgayı, baş aktörlerini ve mevcut sistemi nasıl etkileyeceğini elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım.


Önce işin ABC’si

Maalesef işe en baştan başlamak gerekiyor. Bu konulara zaten aşina iseniz, birkaç yazı daha beklemeniz gerekecek. Öncesinde, geçenlerde katıldığım bir konferansta konuşmalar başladıktan on dakika sonra konuşmacıların sözünü kesip “Biz Bitcoin diye buraya geldik, siz Blockchain diye bir şeyden bahsediyorsunuz, ben bilmiyorum, etrafıma sordum, onlar da bilmiyor” diyen hatırı sayılır büyük bir kesim için bir başlangıç yapmamız gerekiyor.

Başlangıç noktamız ne olsun? Bitcoin? Hayır, o sonra. Blockchain? Belki. Ama başlangıçta o da çok anlam ifade etmeyebilir. Bu konuda yazanlar genelde paranın ortaya çıkışından başlamayı severler. Ama biz biraz daha farklı açıdan, teknoloji tarafından bakalım, sonra finans (kapital) kısmına uzanırız. Konuyu “Web”in başlangıcına alalım, neler olduğuna çok kısa göz atalım, sonrasında bugüne de geliriz.


“Web”in kısa tarihi

“1989 yılında insanlara daha iyi bir hayat için neye ihtiyacınız var diye sorsalar, herhalde hiç kimse ‘birbirine üst metin ile bağlı âdem-i merkeziyetçi bir ağ içinde yer alan bilgi noktaları’ [yani “Web”] demezdi” Sep Kamvar

Web aslında iki katmandan oluşuyor. Birinci katman akademisyenler ve uluslararası standartları oluşturan kurumlar tarafından 1970’lerde oluşturulan açık protokoller — örneğin dosya yollamak, epostalar, ya da GPS -uydu ile lokasyon belirleme — sistemi. Bir nevi Web’in altyapısı diyebileceğimiz bu sistemlerin ortak özelliği herkesin erişimine açık ve ücretsiz olmaları — ki bu nedenle buna Web 1.0 diyenler de var.

Web 1.0 pek çok konuda bize kolaylık sağlayan ve bugün hala kullandığımız platformları ücretsiz olarak hizmetimize açtı ancak kimi konularda eksik kaldı. İşte eksik kaldığı bu noktaları 1990’lardan itibaren özel şirketlerin kurduğu platformlar doldurdu. Kullanıcılar tüm Web’e Facebook, Amazon, Google ve Apple’ın oluşturduğu bu merkezi platformlar aracılığı ile ulaşmaya başladılar çünkü bu platformlar hem daha kullanışlı hem de fonksiyonu yüksek hizmetler veriyorlardı. Ticari kar odaklı bu şirketlerin oluşturduğu ikinci katmana Web 2.0 deniyor.

Ancak tabii burada ufak bir sorun var. O da bu platformların Web 1.0’da bize ücretsiz hizmet verenler kadar masum olmayışı. Konu sadece kar etmek değil. Facebook, bize hizmeti ücretsiz veriyor diye düşündüğünüzü sanmıyorum, zira sayfalardaki reklamların sıklığını görüyorsunuz. Olay bunun ötesinde, kişisel verilerimizin tamamen Facebook’un kontrolünde olması, bu kimliği bir başka platforma geçirmenin imkansızlığı, hatta, neyi, ne zaman ve ne şekilde göreceğimize Facebook’un karar vermesi (ABD’de 2016 yılında yapılan seçimlerde kopan yaygarayı hepimiz hatırlıyoruz)


Ve yeni dalga Web 3.0

İşte konu burada merkezi / âdem-i merkezi (centralized/decentralized) ayrımına geliyor. Bireyler olarak biz sahip olduklarımızı kendimizde tutacak yapılara mı yöneleceğiz (Web 1.0’da olduğu gibi), yoksa bu sahipliği başka merkezi yapılara mı devredeceğiz (Web 2.0’da yaşandığı gibi)?.

Son zamanlarda ortaya çıkan bütün bu yeni kavramların (Blockchain, Bitcoin, Ethereum, Kripto, Dapps, Tokens — ki bunlara Web 3.0 da denebilir) temelinde de işte bu Web 2.0’a özgü monopollerin elinde konsolide olmuş olan bu sahipliği, yeniden bireylere geri verme isteği var.

Olayın teknoloji kısmının ana kaynağı bu. Tabii ki kapital işin içine girince bunun çok daha detaylı açılımları var. Örneğin:

  • Web 1.0’nın finansmanının Amerikan hükümeti ve ordusunun finansman desteği ile kurulması ve kar gütmediği için halka açılmasından,
  • Web 2.0’in özel fonlar aracılığı ile kurulduğu için kapalı bir sistem içinde bütün yaratılan değeri kendine almasına,
  • Web 3.0’ın başlangıçta açık kaynaklar aracılığı ile hobi olarak geliştirilen adem-i merkeziyetçi sistemlerin artık kendilerine yetecek hatırı sayılır derecede finansmanı buluyor olmasına kadar.

Bütün bunlara sonraki yazılarda değineceğiz. Dediğimiz gibi duyduğunuz bütün bu kavramlar Web 3.0 dalgasının sesleri ve bu dalga ister istemez hepimizi etkileyecek. Ama az, ama çok.

Sahi sizin gece uykularınızı ne kaçırıyor?..

Şunlara da bir göz atın:

Chris Dixon: Why Decentralization Matters? (Medium)

Steven Johnson: Beyond the Bitcoin Bubble (NY Times Magazine)