Cebimde 2TB Olmadan Sokağa Çıkmam


Sokağa çıkarken insanın cebinde mutlaka bir küçük miktar nakit para olmalıdır. Başa ne gelir belli olmaz, ama, artık cebimizde çok büyük miktarda veri depolama alanı olmadan dahi sokağa çıkmak mümkün değil. Güncel hayat halleri işte…


Çok değil bundan 10–15 sene önce ilk bilgisayarlarımızla, fax-modem aletinin çızırtıları arasında 56k’lık bir internet bağlantısı ile dünyaya bağlanıyor, “vay be!” diyorduk. Şimdi ise 56k’nin vızırtısı bile sadece bizim kulaklarımızda kaldı. Tıpkı şimdiki çocukların siyah beyaz televizyonu hayal edemeyişleri gibi.

Kullandığımız cihazlar gelişti, bağlantı hızları yükseldi, marifetlilikleri arttı, cebimize kadar girdi. Yakında retinamıza bile girecek (bu gerçek bilgi, google bunun üzerinde çalışıyor). (Kıçımızın durumu ne olacak bilemiyorum tabi.

) Bütün bunların yanısıra devasa verilerimiz oluşmaya başladı. Bunlar hardisklerimizi doldurmaya başlamış ve yer kalmamaya başlamışken internet yardımımıza yetişti. Çok çeşitli portallar kullanıcılarına bedava veya ücretli olarak, en az 10–15 GB lık boş veri alanları vermeye başladı. Bizde ‘afiyetle’ bunları kullanmaya başladık.

Şimdi bakıyorum da sadece cebimdeki telefonla, yanımda ne kadar ulaşabileceğim boş veri alanı olduğuna. Sonuç gerçekten ilginç aslında. Bilgisayarların harddiskleri, external diskler gibi alet edevatın sağladığı alanlar hariç, neredeyse 2 TB kullanımıma açık veri alanım var. (1TB’ı flickr’dan) Bütün bu alanda cebimdeki telefonla ulaşabileceğim halde. (bu arada bunlara ek olarak, parasını ödeyerek kullandığım evernote ise bana sınırsız alan veriyor, buna ne dersiniz)

Gelin bu alanları size anlatayım, belki siz de kullanmaya başlarsınız:

1.Evernote

Parayı veren düdüğü çalar canım kardeşim. Verdim ben de yıllık 70 TL ücretini. Karşılığında ise Evernote bana çok ama çok şey verdi, ama ayrıca sınırsız alan verdi. Ücretini ödediğim sürece limitsiz depolama alanım var bu sayede. (video dışında herşeyi evernote defter yapraklarınıza iliştirebiliyorsunuz. ).

Şunun bilinmesinde yarar var: Evernote’un bana verdiği “en küçük şey” belki de sınırsız depolama alanı, diğer özellikleri çok daha önemli.

2.Flickr

İhtiyar yahoo servisi seni. Fotoğrafcıların kullandığı bir alan. Bir ara baktılar ki yahoo gelir kaybedip duruyor, sıradışı birşey verelim dediler ve 1TB video ve fotoğraf alanını bedava verdiler. Kısa sürecek bir promosyondur diye düşünüyorum ama 1 yılı aşkındır hala durum aynı.

3. Google

Google efendi, internet hayatımızın anahtarı şirket. Ne yapsa rakipleri kadar etkili olamıyor arama fonksiyonu dışında ama gene de orada işte. Google drive ile herkeşe(!) 15 GB alan verdiler. Yeni bilgi: Google photos ile fotoğraflarınız için sınırsız alan hizmeti de sunmaya başladılar. Yalnız, fotoğraflarınızı olduğu gibi almıyor google. Kendi işlemlerinden geçirip, boyutunu (MB olarak) düşürüp öyle alıyor. Böyle bir yöntemle sınırsız alan veriyor. Ben denedim, ekranda fotoğraflarımda bozulma olmuyor pek. Basarsam o fotoğrafları ne gibi fecahat çıkar tabi bilemiyorum, denemedim zira.

4.Dropbox

Sisteme süper entegre(!) oluyor hem de her cihazınızdan. Normalde daha az boş alan tanıyor ama sanıyorum kullandığınız diğer uygulamalarla dropbox’ı bağlarsanız boş alan miktarınız artıyor. Benim bloğumun backup’ı için kullandığım uygulamayı dropbox’a bağlayınca bana 50GB alan verdi dropbox.

5. Onedrive

O ne? drive. Microsoft’un. 7 GB alan veriyor.

Bunlar benim başlıca kullandıklarım. Adrive, icloud ve buna benzer pek çok servis vardır elbette. Bütün bunların hepsi de bedava alan veriyorlardır muhtemelen. Kullanmanızı öneririm. Neden?

Ben artık bana ödev ya da tez teslim edecek öğrencilerimin “bilgisayarım çöktü hocam” mazeretini kullanmalarından bıktım. Bilgisayardır, çöker, bulutdaki verilere hiç bir şey olmaz. Her an gönderilebilir.

(Bilgisayarı da çökmemiştir muhtemelen. Ödevi yapmamıştır. Öğrencilik hali.

Ama artık bu bahane kabul edilemez, yenisini üretmeleri lazım. Bakalım önümüzdeki yıllarda en yaratıcı bahaneyi kim üretecek, bekliyorum)

Bu kadar boş alanı kullanınca ortaya çıkan yığının adına da “Big Data” ya da “Mass data” deniyor. Big datayla başa çıkmak içinde elbette özel yöntemler gerekiyor. Ama herkese tavsiyem, bu alanlara attığınız her veriyi, hiç değilse, tagleyin. Sonra bulamazsınız, haberiniz olsun.

6 Haziran 2015 Ankara Beytepesi


Originally published at www.tolgasavas.net on June 13, 2015.