Eylül Sonu

Acılarımız aynıydı. Ne kadar farklı olabilirdi ki yaşananlar? Bu yakın duruş hep bundandı. Bundandı bütün sarılmalar, bütün yakınlaşmalar, dokunuşlar. Birbirimize bir şeyleri unutturmak istercesine el ele bakışmalar…

Gözlerinin altında birikmiş, bakışlarına yansıyan geçmiş zaman hüzünleriydi beni sana bağlayan. Ne başlayabiliyorduk ne de birbirimizin hayatından çıkabiliyorduk. Korkularımız heveslerimizin önüne geçtiğinde birlikteliğin geleceğinden kaçıyor, zamanın ellerine bırakıyorduk bütün sevişlerimizi…

Aynı acılarımızda olduğu gibi kaçışlarımızda da birbirimize benziyorduk.

“Daha önce yaşadığım bir hikaye gibi bana hissettirdiklerin. Sonu hiçbir yere bağlanamadan, yaşanılamamışlıklarla üzeri kapatılmış bir yakın zaman anım gibi.”

….

“Hiçbir şeyi önemsemiyor olmanın nedeni yaşadıkların mı?” dedim. “Evet” dedin.

“Hepsi geçecek.” diyerek saçlarını sevdim. “Geçecek, değil mi?” diyen yüzünde bir inanma isteği vardı. Sadece gülümsedim ve o anlık inandın. Çünkü sonra kaybettiğin inançlarını hatırladın.

Eve döndüğünde ağlamak istedin, belki de ağladın. “Ten uyumu da önemli, akıl unutsa da ten hatırlatıyor insanı insana!” demiştin. Buna ağladın. Yaşatılanları hatırladın ve tenine ihanet ettiğin şüphesi düştü aklına. Kalbini ağrıttı kötü bir his… Zaman hızlı geçsin istedin ama tam tersine ağırlaştığını fark ettin. Yaktın sonra sigaraları arka arkaya ve bir türlü tamir edemediğin ruhunu düşündün. Belki hala ağlıyordun. Ama hiç bilmediğin; ruhun yaralarla yaşayabilir olduğuydu. Varlık, yaşanmış hiçbir detayı silmeye zaten izin vermiyordu. Ölmüş bir saadet vardı yüreğinin ta derinliklerinde. Yeniden canlanacağını düşündün, tek başına yaşatabileceğini…

Yanıldın ufaklık, küçüğüm… Daha önce yanıldığın, kandığın, kendini kandırdığın gibi… İçini dinlemedin, susturdun, bastırdın bütün iyiliklerini…

Söyledim ya, seninle acılarımız aynıydı.

Ve ancak acıları aynı olanlar kesiştirirdi

Yalnızlığın sokaklarını.

http://www.youtube.com/watch?v=cCUmayj3Izs

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Uğur Büber’s story.