Yazılımcılığın Hızlı Evrimi ve Alttaki Karınca

Yazılımla olan ilişiğimin tohumunu 2003 yılında attım.

Meslek lisesinde elektrik-elektronik okuyordum. Yöneldiğim alanla alakalı Türkiye’de tek üniversite vardı ve o dönem girebilmem imkansızdı. Yurtdışı ise çok para deyip beklemeye aldım. Yazılımdan biraz para kazanır ve bol bol algoritma yazarak kafayı işler tuttuktan sonra kazandığım parayla yurtdışında nükleer fizik falan okurum diye başlamıştım. Projelerimi yapar, dünyaya faydam olur derdim. Ne kadar saf ve temiz duygular değil mi? Ama “yazılım” için bu sökmez.

İlk yıllar fena değil gibi geçti. HTML öğrenmiş, temel PHP kodları, biraz MySQL ve Adobe Flash ile ufak tefek işler yapıp çalışıyoruz falan.. Masaüstü için de Java öğrenmişiz mis. Ama Java çok kasıyor deyip kenarda bildiğimiz kadarıyla tutuyoruz.

Yazılıma kapılınca aslında Türkiye’de başladığım ve bıraktığım iki üniversite ile zaten hayalimden çoktan vazgeçmiş olduğumu farketmiş olmam gerekirdi.

Sonra XHTML çıktı. Derken JavaScript gereksinimi daha çok arttı, iyice öğrenmeye çalıştık. Derken Ajax çıktı. O da nesi? HTML5-CSS3. Tam daha da birşey çıkmaz derken jQuery geldi HTML5-CSS3 ile birlikte boynumuza doladı. Sliderlar yavaş yavaş sitelerde dönmeye başladı. Bu iyiymiş dedik aslında. Web’in yüzüne gözüne kan geldi. Frontend’de o kadar aksiyon oldu, backend durur mu yapıştırdı başladı cevabı; Codeigniter çıktı, PHP’ye bir çeki düzen geldi. Onu da benimsedik. Huop dedi frontend yine, Bootstrap çıktı ki internette stil.css aramaktan bıkmıştık. Mobil uyumluluk bu noktada revaç oldu. Laravel çıktı. E yuh ulan artık dedik. Evirdik çevirdik o kadar dosyayı projemize dahil etmekten çekindik. Fanlarıyla kapıştık (analı bacılı hem de). Codeigniter bile bir nebze rahatsız ediyordu ama alışmıştık çünkü spagetti kodlamaktan bıkmıştık. Ancak spagetti kodlamayacağız derken zaten o dönem zavallı olan sistem konfigürasyonlarının anasını iyice ağlatmayalım diye düşündük. MongoDB yaygınlaşmaya başladı Memcache ile iyi gider dedik projelerimize dahil ettik, hoşumuza gitti, sevdik ❤ Phalcon çıktı o arada “İşte bu ulan” dedik “Sistemin anasını ağlatmadan güzel güzel bu framework ile geliştirme yaparız” dedik. Ancak Laravel’e nazaran kolay değildi. Baktık piyasa Laravel 4 kodlamaya başlamış, ucundan yetiştik. Biraz kodladık huop Laravel 5 geldi ve sistem neredeyse komple değişti. Severler böyle işi dedik kendi çapımızda framework geliştirmeye çalıştık. O arada Github’larda Bitbucket’larda Laravel eklentileri akıyor anam. Piyasayı tam algılayamadık. Bir ara başlamıştık Symfony ile devam edelim bari dedik en azından versiyon değişince kafayı yedirmiyor. Biraz kabuğumuza çekildik. Bizim de sıkıntılarımız oluyor, uzaklaşalım biraz yazılım piyasasından dedik. Az biraz kendi projelerimizle uğraştık ve yeni birşeyler öğrenmeye kapandık. Koduğum piyasasına yetişeceğiz, müşterinin işini yetiştireceğiz derken kendi projelerimizi yapamıyor hayallerimizde ki startup’un star’ı olamıyorduk. Biraz yalpaladık, piyasaya dönelim, biraz çalışalım epmek kazanalım falan dedik.

Piyasaya kafayı bir uzattık ki ne görelim?

Adım atsak iş bulduğumuz merdivenaltı firmalar Laravel’e dönmüş. Neden? Önceki yazılımcı sorunlarından ve performansın sallanmadığı projeleri hızlıca geliştirme kolaylığından.. Neyse birkaç haftada toparladık Laravel’i ama proje yok bununla? Tam referans proje üretelim derken kafayı biraz daha kaldırdık node.js’ler, React’lar, AngularJS’ler, SAP’lar, SAS’lar her ne boksalar ortalık karışmış, iş ilanları birbirine girmiş durumda. Firmalar eleman ararken “donat masayı” diyen bonkör, eleman bulunca “çok açım ammca” diyen fukara olmuş. Verdikleri maaş 12 sene önce piyasaya göre aldığım maaşa oranla çok çok daha düşük ve aradıkları eleman profesör amk, profesör.

Sonuç olarak yazılım sektörünün bu hızlı gelişimi her bünyenin kaldırabileceği ölçüde değil. Özellikle sektörde daha uzun yıllar bulundukça geriye bağlılığımız bizi yeniliklere ağır reaksiyon gösteren bir kıvamda tutuyor. Kaldı ki Türkiyenin bu hızlı startup ve ajans batırma hastalığının yaygınlığı ile maaş, sigorta sıkıntılarımızın daha da bol olacağı döneme girmiş bulunmaktayız. Bu yüzden artık startuplarımızı tam olarak gerçekleştirip “Yha ben bir zamanlar çok iyi yazılımcıydım ama yönetici olunca unuttum gitti” raddesine demir atmamız gerekiyor. Olmuyorsa da ek iş olarak kullanmak bile yeterli olacaktır.

Asil karıncalarız da.. Bunu sen biliyorsun, ben biliyorum. Kraliçe piyasa hazretlerinin haberi yok ne büyük işler başardığından!
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.