Kocaman yanlışlar

vitor pereira dönemi beklenildiği gibi bitti ve yeni bi teknik direktör arayışına girdi fenerbahçe. vakit bulabilirsem yeni teknik direktörden beklentilerimi ve istediğim isimleri yarın yazmaya çalışırım ama şimdi adı en yüksek sesle anılan isim olan aykut kocaman’dan bahsedelim biraz. aykut kocaman ve aziz yıldırım’ın fenerbahçeli olmaları dışında bikaç ortak özelliği daha var futbol anlamında. biri hepinizin tahmin edebileceği gibi her ikisinin de alex’ten hiç haz etmemesi, diğeri de her ikisinin de pek sözüne güvenilir insanlar olmaması. aziz yıldırım bundan yaklaşık üç ay önce kocaman’ın kendisi döneminde fenerbahçe teknik direktörü olamayacağını söylemişti ama bugün pazarlık halindeler. aziz yıldırım tabi ki teknik direktör olarak aykut kocaman’la çalışmak isteyebilir buna hiçbir sözüm yok ama fenerbahçe başkanı’nın her iki ayda bi kendini yalanlamamasını beklemek de en doğal hakkım. ne gerek var neden benim dönemimde olmaz diye kesin konuşuyorsun. madem bu kadar kesin konuşuyorsun bari sözünün arkasında dur. şimdi ben sana bi taraftar olarak nasıl inanıp güveneyim? dün ne diyordun bugün ne yapıyorsun en ufak tutarlılık var mı? aziz yıldırım’ın bu, bu tarzdaki ilk olayı değil çelişkilerle dolu bi insan olduğu için örnekleri uzatmak fazlasıyla mümkün ama saat geç oldu onlara başka yazıda değiniriz. aykut kocaman’ın sözüne güven olmayacağını da “daum’un yerine geçmeyeceğim” açıklaması ve istifa edip dönmelerinden falan öğrenmiştik zaten bu konuda da fazla detaya girmiyorum herkes hatırlıyordur.

aykut kocaman fenerbahçe’de 3 sene çalıştı. bu üç senede alex’in 28 gol, 17 asistle damga vurduğu bir şampiyonluk yaşadık. fenerbahçe alex olduğu sürece her zaman alex’in takımıydı. takım onun kadroda bulunduğu sekiz sezonun yedisinde son haftaya şampiyon ya da şampiyonluk umuduyla girmeyi başarmıştı. istisna bir sezon var sadece aragones ile çalıştığımız dönem ki onda da şampiyonluktan kopmamız alex’in sakatlandığı için oynayamadığı haftalara denk düşüyor. dolayısıyla aykut kocaman’ın kazandığı şampiyonluk her ne kadar kariyerine yazılacak olsa da o takım kocaman’ın değil alex’in fenerbahçe’siydi bu bir hayli net. alex’in takımı şampiyonluğa taşırken 17 takımın yanı sıra aykut kocaman ile de uğraştığını da not olarak düşmek gerek tabi. bu yazının burasına kadar geldiyseniz zaten beni tanıyıp ne yazdığımı merak ettiğiniz içindir, dolayısıyla alex fanatiği olduğumu da biliyorsunuzdur ama bunu alex fanatikliğiyle söylemiyorum. buraya teker teker yazamam ama zamanında sözlükte yazmıştım bulmak için kapalı olan sözlük hesabımı tekrar açtım aynen kopyalıyorum…

şimdi aykut’un alex’siz takım sevdası ve bu uğurda yaptığı artniyetli “şu kadar yılda bu kadar şampiyonluk” tespiti ortada. artniyetli diyorum çünkü alex’in geldiği ve şampiyonluk yaşadığı ilk yılı dahil etmemişti o açıklamasında. ilk hafta rakip antalya.. alex 11'de skor: 4–0 fenerbahçe lehine.. alex ve stoch aynı anda sahada. forvette gene alex’in favorisi semih var.
ikinci hafta rakip trabzon. antalya maçı sonrası transfer edilen niang 11'de. ilk hafta çok iyi bir oyun oynayan alex ise kulübede. niang ve semih ile çift forvet çıkan fenerbahçe sahadan 3–2 yenik ayrılıyor. alex bitime 15 dakika kala oyuna giriyor.
üçüncü hafta rakip manisa. kadıköy’de alex gene 11'de. skor gene ilk hafta olduğu gibi 4 golle fenerbahçe lehine: 4–1.. ve gene ilk hafta olduğu gibi alex’in de golüyle..
sonraki hafta aykut kocaman’ın meşhur, yedek stopersiz gittiği kayseri maçı.. alex 11 başlıyor ama devre arası kenara alınıyor. alex alındığında 0–0 olan maç 2–0'lık kayseri üstünlüğüyle sonlanıyor. evet, tıpkı bu yılki kasımpaşa maçı gibi.
bir sonraki hafta sezonun ilk derbisi.. rakip quaresma’lı guti’li beşiktaş. 77. dakikada alex oyundan alınırken 1–0 olan maç alex’in çıkmasının ardından bizim yarı sahamıza sıkışıyor ve en nihayetinde 86. dakikada guti’nin penaltısı geliyor: 1–1
sonraki hafta yılmaz vural’lı kasımpaşa ile oynuyoruz. alex 90 dakika sahada kalıp rakip ağlara 2 gol bırakıyor ve fenerbahçe ali sami yen stadına vedayı 6 golle yapıyor: 2–6
ardından gelen 3–0'lık gençlerbirliği galibiyetinde gene 90 dakika sahada kalan bi alex var.
sonrasında sırayla oynanan galatasaray ve bursa maçlarının birinde 70 birinde 90 dakika sahada kalıyor alex. sallanıyoruz ama yıkılmıyoruz ve her iki maç da beraberlikle sonuçlanıyor.
ve alex’in 5 maç üst üste gol bularak 5 maçta 7 gol attığı dönem.. fenerbahçe bu dönemi 5 maçta 4 galibiyet 1 yenilgi ile kapatıyor ve bir anlamda şampiyonluğa tutunuyor.
ardından kötü bir ankaragücü yenilgisi ve alex’in frikiğiyle kazanılan sivas galibiyeti.
ligin ikinci yarısı da zaten 17de16 ile şampiyonluk.. ayrıca takımın buca ve yeni malatya’ya yenilerek elendiği türkiye kupası gruplarında alex’in sadece 24 dakika sahada kaldığını da belirtmek gerek.
bu sezon da durum çok farklı değil. sivas maçında 70'te oyundan alıındı, oyundan çıktığında 2–0 olan marsilya maçı 2–2, oyundan çıktığında 0–0 olan paşa maçı 2–0'lık yenilgiyle bitti. spartak maçında oyuna girdiğinde 1–0 mağluptuk skoru 1–1'e getiren ortayı yaptı. ayrıca takımın 180 dakikalık oyunda top oynadığı yarım saatin alex’li dakikalara denk düşmesi de tesadüf değil.
yani bu yıl alex sahadayken kaybedilen tek maç galatasaray ile oynanan süper kupa maçı ki onda da şapkadan tavşan çıkartarak attığı gol de ortada aykut kocaman’ın prensi bekir’in yaptığı hatalar da..

bu şampiyonluğun ardından 3 temmuz mevzusu patladı. fenerbahçe lugano, santos ve niang gibi üç önemli oyuncusunu kaybetti ve şampiyonluğu finalde sahasında galatasaray’a verdi. aykut kocaman ile ilgili en büyük ezberlerden biri 3 temmuz’da takımı çok iyi idare ettiği. teknik direktörlük anlamında böyle değildi bu çünkü mesela bienvenü o dönem 4 milyon euroya yapılmış bi transferdi. santos’un yerine onun gibisini o şartlarda bulmak zordu kabul ama dünyanın en düz sol beki ziegler hücum gücümüzü büyük oranda düşürmüştü. en nihayetinde sezonu 9 puan geride tamamladık. yani kalesinde volkan, orta sahasında emre, 10 numarası alex olan bi takım kaç puan fark yiyecekti ki? son yedi sezonun altısında son haftaya şampiyonluk umuduyla giren takım sezonu 9 puan geride tamamladı ve herkes, “kocaman süreci çok iyi yönetti” dedi. hayır iyi falan yönetmedi. iyi yönetse 9 puan geride olmazdık. yaptığı açıklamalarla camiaya nefes aldırdığı doğru ama onun işi teknik direktörlüktü. açıklamaları yönetimin yapması gerekirdi. yönetim hep resmi sitenin arkasına saklandı, kocaman konuştu diye süreci iyi yönetti diyemeyiz ki. onun işi o değildi çünkü. onun işi takımı futbol anlamında yukarıda tutmaktı onu da yapamadı. yine bi şekilde öyle ya da böyle o kadar kötü futbola rağmen finale kadar geldik puan farkının yarı yarıya azalmasıyla ama onda da finalde alex’i oynatmayarak damga vurdu. sow yok, gökhan gönül yok. bu kadar önemli hücum silahların yokken sen bi de alex’i oynatmıyorsun. gerekçe de belli, “erken öne geçsek bize o maçı kazandırmazlardı”. yani gerçekten böyle düşünüyorsan bu düzenin içinde neden duruyorsun ki? daha önce fenerbahçe’ye rakip olduğu bir maçın ardından “düzen kurban istiyor. bırakıyorum”diyen aykut kocaman’ın hala bu kadar kirli olduğunu düşündüğü düzenin içinde ne işi var ben anlayamıyorum.

neyse alex dönemini ve ayrılık sürecini geçip son sezonuna geliyorum. deplasmandaki ikinci galibiyetini 19. haftada alabilen bi takım yaratmıştı. sezonu da 56 gol, 61 puan ve 17 averajla galatasaray’ın 10 puan gerisinde tamamladık. fikir vermesi açısından taraftarın büyük çoğunluğun nefret ettiği pereira ile geçen sezonda 60 gol, 74 puan ve 33 averajımız var. bu noktada uefa kupası’nda yarı final diyenler olabilir. e geçen sene ivan bebek maça damga vurmasa belki pereira da yürüyecekti o kupada. kaldı ki aykut kocaman göreve gelmeden sadece üç sene önce şampiyonlar ligi’nde çeyrek final oynamış bi fenerbahçe vardı. aykut kocaman ile geçen üç senenin avrupa özeti…

10–11: şampiyonlar ligi ön elemesinde young boys, uefa ön elemesinde paok’a elendik.

11–12: -

12–13: o sezonu rusya’da 4. tamamlayan spartak moskova’ya elendik…

ortada öyle büyük bi avrupa başarısı da yok yani. bu işin bi de bütçe kısmı var tabi. mesela aykut kocaman’ın konya’da yaptıkları takdir ediliyor çünkü düşük bi bütçeyle takımını üçüncü yaptı. konyaspor’un üçüncülüğü fenerbahçe’nin ikinciliğinden büyük başarı çünkü konya, fenerbahçe’den çok daha ufak bir bütçeye sahip. uefa avrupa ligi’ndeki yarı finale bi de bu gözle bakalım mı şimdi? o sene yarı final oynayan takımlar: fenerbahçe, chelsea (şampiyonlar ligi’nden üçüncü olarak gelip şampiyon oldu), benfica, basel.

aykut kocaman’ın fenerbahçe teknik direktörü olduğu 2010–2011 sezonundan, yarı finalin oynandığı sezona kadar olan üç sezonluk dilimde bu dört takımın transfer gelir/giderlerine bakıp ne kadar harcadıklarına göz atalım kısaca…

fenerbahçe: 82.8 gider / 21.5 gelir…-61.3

chelsea: 332.65 gider / 73.35 gelir… -259.3

benfica: 97.49 gider / 203 milyon gelir… +105.5

basel: 14.5 gider / 27.3 milyon gelir… +12.8

chelsea harcadığı para itibarıyla buraların takımı değil ama hem önceki sene şampiyonlar ligi şampiyonu olmaları nedeniyle hem de ve hazard, oscar, courtouis gibi takımı uzun yıllar sırtlayacak oyuncuların takıma bu dönemde katılmış olması nedeniyle onlar o paranın geri dönüşünü sağladı. bu arada chelsea’nin uefa şampiyonluğuna rağmen, “bu kupa, bu bütçeyle hedefimiz değil” diyerek benitez’e yol verdiğini de belirtelim. özetleyecek olursam aykut kocaman konya’daki üçüncülüğüyle fenerbahçe’de ikinci olan pereira’dan başarılıdır çünkü çok daha düşük bir bütçeyle yaptı bunu konya’da. ama fenerbahçe’de harcadığı para da kesinlikle hedef olarak uefa avrupa ligi’nin gösterileceği bi bütçe değildi. bildiğimiz şampiyonlar ligi takımı bütçesi yönetti. meireles chelsea ile şampiyonluk yaşadıktan 2 ay sonra transfer edildiğinde şampiyonlar ligi şampiyonu’nun orta sahasında banko oynayan adamı almıştık. kimse kusura bakmasın da şampiyonlar ligi şampiyonu’nun orta sahasında banko oynayan adamı transfer eden takım başarı diye uefa yarı finali ile gelmesin komik olur. mesela yine fikir vermesi açısından bu sene pereira’nın eline orta saha diye verilen adamlar roma’da 2 maçı olmayan salih ve düşen sivas’tan aatif.

aykut kocaman’ın transfer harcamalarıyla ilgili en güzel özet alex hakkındaki soruya verdiği, “hiç umrumda değil” cevabıydı galiba. alex değil mesele x bi oyuncu da olsa hiç umrumda değil bakış açısı büyük şımarıklık. hiç umrumda değil gitsin başkasını alırım.

emre? gitsin şampiyonlar ligi şampiyonu chelsea’de meireles var çok iyi onu alırız… denedik olmadı bonservis verip geri alalım emre’yi… bu bakış açısı ve transfer politikası nedeniyle bugün transfer yapamıyor fenerbahçe. 13–14 transferlerinin de onun olduğunu düşünürsek dört yılda 86 milyon zararda (gelirler dahil) olan kulüp kocaman’dan sonraki üç yılda zararını 13 milyona kadar indirmiş. yukarıda chelsea o kadar para harcadı ama courtouis, oscar, hazard gibi uzun yıllar takımı sırtlayacak oyuncular aldı demiştim. aykut kocaman’ın 86 milyon zarara sokup aldığı oyunculardan elde kalanlar hasan ali, salih, mehmet topal, stoch, alper ve emenike.

şimdi hal böyleyken takımı yeniden aykut kocaman’a emanet etmenin mantıklı, elle tutulur bi dayanağını göremiyorum. şampiyonlar ligi takımı bütçesiyle oynanan uefa yarı finali, alex’in takımı olarak kazanılan bir şampiyonluk, kulübün bugün transfer yapamıyor olmasına neden olan 86 milyonluk transfer yükü, tüm bunların yanında önemli sayıda taraftarın kendisine tepkisi de olcak illaki. aykut kocaman’ı isteyenler ne bekliyor ne umuyor bilmiyorum.

özetle benim de sahneler aklımda sizinkilerden farklı ama…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.