Rumeli Feneri’nin Gizemli Yolcusu

İstanbul’un kuzey ucunda, Kuzey Ormanları içinden, Koç Üniversitesi’ne, Garipçe Köyü’ne, Rumeli Feneri’ne ve en nihayetinde Karadeniz’e uzanan Rumeli Feneri Yolu, son zamanlarda, genç bir adamın her gün belirli aralıklarla yürüdüğü bir yol haline geldi. Rumeli Feneri Yolu çoğu İstanbullunun kullanmadığı ve hatta bilmediği bir yol. Yolun sonunda bulunan Rumeli Feneri ve Garipçe köylerinde yaşayanların dışında bu yoldan geçen trafiğin önemli kısmını Rumeli Feneri Yolu üzerinde konumlanmış Koç Üniversitesi’nin öğrencileri ve çalışanları oluşturuyor. Kaldırımın bile bulunmadığı ücra Rumeli Feneri Yolu’nda, bu siyahi gencin bitmek bilmeyen yürüyüşü ise başta Koç Üniversitesi öğrencileri ve çalışanları olmak üzere tüm Rumeli Feneri sakinleri için merak konusu haline geldi.

Koç Üniversitesi öğrencilerinin en önemli sosyal paylaşım sitesi Kümülatif’te, 7 Ekim 2015'te bir öğrenci tarafından yapılan ‘’Sürekli okulla batı arasında yürüyen zenci adamın sırrını çözen var mı ?’’ başlıklı paylaşım, bu konuya ilk kez dikkat çekti. Öğrencilerin yoğun ilgisini çeken bu paylaşımın altına yapılan yorumlarda, o gencin mülteci olduğu, ormanda birden fazla kişiyle beraber yaşadığı iddia ediliyor.

Rumeli Feneri Yolu’nun dur durak bilmeksizin yürüyen bu genç ziyaretçisi, birçok Koç Üniversitesi öğrencisinin sohbet konusu haline geldi. Kampüs içerisindeki birçok sohbette genç adamla ilgili değişik dedikodular duyuyorum. Sıkça duyduğum dedikodulardan birisini, İşletme 1. sınıf öğrencisi Kağan Ercan yineliyor: ‘’ O adam, futbolcuymuş. Kenya’dan kandırılıp buraya getirilmiş , hatta o yüzden sürekli koşarak, yürüyerek ısınma hareketleri yapıyormuş.’’

Öğrenciler arasında, o genci okulda Mühendislik Fakültesi’ne doğru yürürken gördüğünü iddia edenler de var, onu gece at üstünde gördüğünü söyleyenler de… Hatta bir öğrenci onunla konuşmayı denediğini ancak sonuç alamadığını iddia ediyor.

Kampüs içerisinde bir şehir efsanesi haline gelen genç adam hakkında yapılan paylaşımlar ve dedikodular arasında gerçekliği şüphe içeren pek çok bilgi var. Okul çevresinde geniş bir spekülasyon konusu olan bu genç adamın kim olduğu, neden durmaksızın yürüdüğü, niçin Rumeli Feneri’ni kendine mesken edindiği gibi sorulara cevap bulmak için ben de ismini dahi bilmediğim o gencin peşine düştüm.

‘’ O adama Koç Balık yemek veriyor diye duydum ‘’

Genç adamın yürüdüğü yolun başında bulunan Akçaabat Köfte’nin çalışanları siyahi genç ile ilgili konuştuğum ilk kişiler. Bana söylediklerine göre, siyahi genç mayıs ayından beri bu bölgede görülüyor. İlk 3 ay boyunca, genç adamın yemek ve su ihtiyacını kendilerinin karşıladıklarını söyleyen çalışanlar, genç adamın kimseyle konuşmadığını söylüyorlar. Genç adamın nereden geldiğini merak eden Akçaabat Köfte çalışanları, onun önüne bir harita serdiklerini ve bu sayede genç adamın Güney Afrika’dan gemi ile geldiğini öğrendiklerini aktarıyorlar. Hatta dediklerine göre, siyahi genç, 3 Ekim 2014 tarihinde Rumeli Feneri açıklarında batan ve çoğu Afgan uyruklu olduğu bilinen 37 mültecinin öldüğü tekne kazasından kurtulan biri. Bununla birlikte, artık genç adamın Akçaabat Köfte’ye uğramadığını aktaran çalışanlardan biri, ‘’O adama Koç Balık yemek veriyor diye duydum.’’ diyor.

Genç adamın şimdiki uğrak yeri olduğu söylenen Koç Balık’tan Kerem Koç, genç adamın eylül ayından beri yemek, su ve sigara gibi ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını söylüyor. Koç, genç adama ‘’Johnny’’ ismini taktıklarını ve o gencin de bu ismi sahiplendiğini söylüyor ve ekliyor: ‘’Johnny, günde 3–4 kez buraya gelir ve yemeğini, suyunu, sigarasını alıp gider. Bence o dilsiz, konuşamıyor. Son 3 aydır bize geliyor ve ilk zamanlarda çöpten yiyordu. Ona yemek vermek için çok ısrar ettik, önceleri kabul etmiyordu ama artık alıştı bize.’’

Koç, Johnny’nin yalnız yaşadığını, zararsız olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, Johnny için başta jandarma ve valilik olmak üzere tüm yetkili makamları bilgilendirdiklerini ama kimsenin durumla ilgilenmediğini ekliyor.

‘’Durup dans falan ediyor, ben geçen videoya da aldım hatta’’

Genç adam’ın batan mülteci teknesinden kurtulan biri olup olmadığını ve resmi makamların onunla ilgili neler yaptığını öğrenmek için Rumeli Feneri Jandarma Karakolu’na gidiyorum. Jandarma Karakolu’na vardığımda, doğrudan Karakol Komutanı benimle ilgileniyor. Komutan ve 2 er, o genç adam hakkında sorumu sorunca, gülerek, adamı bildiklerini söylüyorlar. Jandarma Komutanı, ‘’Bu adam konuşamıyor. Yanına gittik, sorduk, soruşturduk, araştırdık, yaşadığı yere baktık. Fakat hakkında en ufak bir bilgiye ulaşamadık. Garip, eğlenceli bir adam. Durup dans falan ediyor, ben geçen hanıma göstermek için videoya da aldım hatta’’ diyor. Adamın zararsız ve yalnız olduğundan bahseden komutan, bu konuyla aslında Polis’in ve Yabancılar Şubesi’nin ilgilenmesini gerektiğini söylüyor. Onun yaşadığı bölgenin, ‘’Polis Mıntıkası’’ olduğundan bahsediyor ve ekliyor: ‘’Zaten, ne yapabiliriz ki? Adam konuşamıyor, üstelik zararsız ve mutlu gözüküyor.’’

Jandarma Komutanı, genç adam ile ilgili herhangi bir hukuki işlem yapılmasının zorluklarından bahsediyor. Bu konuyla alakalı Yabancılar Şubesi’nin hukuki işlemler yapabileceğini lakin adamın konuşmadığını, nerden geldiğini, nasıl geldiğini kimsenin öğrenemediğini söylüyor.

Jandarma Komutanı’na genç adamın geçen yıl batan mülteci teknesinden kurtulan bir mülteci olma ihtimalini sorduğumda bunu kesin bir dille reddediyor: ‘’Öyle olsa, mutlaka bilirdik.’’ diyor. Komutan, genç adamın yurtdışına götürülmek amacıyla kandırılmış biri olabileceğini söylüyor. Jandarma Komutanı, genç adam hakkında daha fazla şey öğrenmek için Koç Üniversitesi Güvenliği ve Polis Karakolu’na gitmemi tavsiye ediyor.

Polis kaynakları, genç adam hakkında hukuki bir işlem yapmanın karmaşık ve zor bir süreç olacağından bahsediyor: ‘’Bu adamın mülteci olduğu söyleniyor ama bununla ilgili somut bir bilgi yok. Bu adam hakkında hukuki işlem yapılması için önce mülteci olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmalı çünkü adam konuşmuyor. Eğer mülteciyse mülteci kamplarına götürülür, oradan da sabıka kaydına bakılır. Sabıka kaydı varsa ülkesi tespit edilir ve deport edilir. Sabıka kaydı yoksa uluslararası bir ilan çıkarılır ve adamın ülkesi tespit edilmeye çalışılır. Eğer ülkesi bulunamazsa da iade süreci gerçekleşemez ve genç adam mülteci kamplarında barınmaya devam eder.’’

Polisler bu konuyla alakalı olarak bir işlem yapılmasının gereksiz olduğunu düşünüyor. Genç adamın yaşamından memnun olduğunu ve kimseye zararı olmadığını hatırlatan polisler, adama mümkün olduğunca karışmamayı tercih ettiklerini söylüyorlar.

‘’Ona 6 dilde konuştum, ama yine de umursamadı beni’’

Koç Üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü Güvenliği çalışanları genç adamı defalarca Koç Üniversitesi’nin önünden geçerken gördüklerini belirtiyorlar. Güvenlik çalışanlardan birisi, genç adamın kim olduğunu, neden sürekli Rumeli Feneri yolunda yürüdüğünü merak edip onunla iletişime geçmeye çalıştığını söylüyor: ‘’O adamı defalarca kameralarda gördüm, sürekli yürüyor. Bazen dans ediyor bazen koşuyor bazen de ellerini kaldırıp dua ediyor. Bir defasında yanına gittim, konuşmayı denedim. İnanır mısın, ona 6 dilde konuştum, farklı kelimeler söyledim ama yine de umursamadı beni.’’ Bazı öğrenciler, genç adamı okulun içinde gördüğünü iddia etmişti fakat güvenlik çalışanları onun okula giremeyeceğini söylüyorlar.

Genç adam hakkında kesin herhangi bir bilgiye sahip olmadığını söyleyen çalışanlar, bunun sebebi olarak o genç adam hakkında araştırmaya yapmaya yetkilerinin olmadığını, bunun için okuldan bir emir gelmesi gerektiğini belirtiyorlar. Bu konuyla polis veya jandarmanın ilgilenmesi gerektiğini söyleyen çalışanlar, iki kurumunda sorumluluktan kaçındığını iddia ediyor.

Çalışanlardan biri, genç adamın ilk zamanlar yeşil bir yağmurluğu olduğunu fakat şimdi kahverengi bir deri ceket giydiğini belirtiyor. Daha sonra bana daha fazla yardımcı olmak amacıyla okula sipariş getiren kuryelerinde fikrini almaya çalışıyorlar. Domino’s Pizza kuryesi adamın Müslüman olduğunu, onu namaz kılarken gördüğünü söylerken, bir başka kurye adamın Suriyeli olduğunu iddia ediyor. Genç adamın kim olduğu ile ilgili Koç Üniversitesi hocalarından da sorular aldıklarını aktaran güvenlik çalışanları, bu konuda daha fazla bilginin taksicilerden alınabileceğini ekliyorlar.

‘’İlk geldiğinde çöpten yemek yiyordu, konuşmak için çok uğraştık’’

Koç Üniversitesi Batı Yurdu yanındaki Sarıyer Taksi şoförlerinden biri, genç adamın aşçı olduğunu, geçimini öyle kazandığını iddia ediyor. Fakat bir başka şoför, arkadaşını yalanlayıp, ‘’olur mu öyle şey yahu, adam sağlıklı biri değil’’ diyor. Sinpaş Sitesi yanındaki Martı Taksi çalışanları ise, genç adamın Kenyalı bir futbolcu olduğunu duyduklarını söylüyorlar. Bu bilgilere Koç Üniversitesi öğrencilerinden ulaştıklarını söyleyen taksiciler, esnafın bu konuda hakkında bana yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Rumeli Feneri Yolu üzerindeki Pınar Tekel çalışanları, genç adamın yemek, su ve sigara ihtiyacını bir süre karşıladıklarını söylüyorlar ve sempatik bir üslupla ekliyorlar: ‘’Şimdi Koç Balık’a gidiyormuş, ama önceden biz yemek verirdik ona. Her gün ona su, ekmek ve bisküvi verirdik. Fakat çok sigara içiyor. Bizde sonunda kovmak zorunda kaldık. Biz onun suyunu, ekmeğini yine karşılarız, ne olacak ki? Adam gariban. Defalarca buradan koli koli su çaldı, bir şey demedik, sorun değil. Ama çok sigara içiyor ve sigara lüks. Ne kazanıyorum ki ne vereyim?’’

Pınar Tekel, diğer insanların aksine genç adamın konuştuğunu iddia ediyor: ‘’Bir defasında bir müşteriyle İngilizce konuştu. Biz, konuşamadığını, dilsiz olduğunu sanıyorduk ama değilmiş. Ama öyle herkesle konuşmaz. Herhangi biri konuşmayı denediğinde bırak konuşmayı tepki bile vermiyor. İlk geldiği zamanlar çöpten yemek yiyordu, buraya gelmiyordu, biz ona yardımcı olmak için çok uğraştık.’’

‘’Niye illa adamın mülteci olduğunu düşünüyoruz ki?’’

‘’Niye illa adamın mülteci olduğunu düşünüyoruz ki? Belki de o sıradan bir siyahi ve kafasını dinlemek, inzivaya çekilmek için de bu ormanda yaşamaya karar verdi. İnsanlardan kaçınması ve konuşmak istememesi de bu yüzden.’’ diyor, Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü 1. sınıf öğrencisi Aksel Pekyalçın.

Hakkında birbirinden farklı çok sayıda dedikodu bulunan genç adamı daha yakından araştırmak için onunla tanışmaya karar verdim. Koç Balık’tan aldığım bilgilerden yola çıkarak onun geçeceğini düşündüğüm yolun kenarında onu beklemeye koyuldum.

Genç adamı yolun karşısından gelirken gördüğümde üzerinde kahverengi deri bir ceket, eski bir pantolon ve yazlık bir ayakkabı vardı. Saçları ve sakalları kısmen tıraşlıydı. Gülerek, üzerime doğru yürümeye başladı ve iki parmağını ‘V’ şeklinde açıp ağzına götürerek benden sigara istedi. Sigara içtiğini biliyordum ve yanımda ona vermek için sigara getirmiştim. Sigarayı ona uzattım, sigarasını yaktım ve ona elimle yolu göstererek beraber yürümeyi teklif ettim. Gülerek bu teklifimi kabul etti ve yürümeye başladık. Genç adama, Türkçe, Almanca ve İngilizce olarak adını, nerede yaşadığını, neden sürekli yürüdüğünü sordum, ancak sorularımı yanıtlamadı. Sadece gülüyor ve yürümeye devam ediyordu. Daha sonra elektrik tellerinin altına geldiğimizde genç adam durdu ve baş parmaklarını yukarıya doğru kaldırdı. Yaklaşık bir dakika boyunca öyle durduktan sonra benden bir sigara daha istedi. Ona bütün paketi vermeyi teklif ettim ancak o sadece bir adet sigara aldı.

Genç adamla beraber Koç Balık’a doğru yürümeye devam ediyorduk. O, gördüğü her çöpü karıştırıyordu. Ancak içlerinden herhangi bir şey almadı. Daha sonra Koç Balık’a vardığında onu Kerem Bey karşıladı, el sıkıştılar ve Kerem Bey ona el işaretleriyle ne istediğini sordu. Benim anlamadığım bir iletişim kuran bu ikili, birbirine karşı gayet sıcakkanlıydı. Daha sonra Kerem Bey genç adama, Johnny’e, bir poşet içerisinde ekmek, domates, peynir verdi ve bir bardak su ikram ettiler. Kerem Bey, benim isteğim üzerine el hareketleriyle Johnny’e onunla konuşmak istediğimi anlattı fakat Johnny konuşmayı reddetti.

Daha sonra Johnny Koç Balık’tan ayrılıp ormana doğru yürümeye başladı. Ben yol boyunca ona eşlik etmeye devam ettim. Johnny bir kez daha elektrik tellerinin altından geçerken ellerini kaldırıp bir dakika boyunca dua etti. Onun kaldığı yer Koç Üniversitesi yolunun solunda, ormanın hemen girişinde sayılırdı. Johnny, 3 ağacın arasında etrafı taşlarla kapatılmış 2–3 metrekarelik bir alanda yaşıyordu. Onun evinde birkaç parça eşyadan başka hiçbir şey yoktu. Üstü açık ve korunmasızdı. Daha sonra onu daha fazla rahatsız etmemek için onun kaldığı yerden ayrıldım.

Johnny, halen daha Rumeli Feneri Yolu’nun dur durak bilmeyen gizemli bir yolcusu. İstanbul’un kuzey ucunda, mahalli kültürün hakim olduğu bu ücra bölgede aylardır yaşayan, her gün yolun kenarında yürüyen, koşan, dans eden ya da dua eden bu genç adam bir mülteci mi, yoksa sıradan bir vatandaş mı; sağlıklı birisi mi yoksa ruh sağlığı yerinde değil mi; konuşabiliyor mu yada dilsiz mi? Tüm bu sorular, Rumeli Feneri sakinleri için bir bilinmez olmaya devam ediyor.