Daha çok reklam, daha çok ziyaretçi daha çok kazanç mı demek?

Özellikle sosyal medya kampanyalarında insanlar farklı stratejiler üzerine oynamaya meyilliler. TV ve radyo reklamları daha çok standart kalıplar üzerinden yürüse de dijital pazarlama devreye girdiğinde işler biraz daha karmaşıklaşmaya meyilli hale geliyor

Değişen teknolojiler, reklam alanlarında yayıncıların belirlediği kurallar, hedef kitle ayarlarına kadar her noktada farklı tepkilerle de karşılaşmak olası. Bu noktada harcama ve getiri dengesi işin içinden çıkılmaz bir boyuta ulaşıyor.

Özellikle e-ticaret sitelerinde reklam karmaşası birçok yeni şirketin batmasına, küçük şirketlerin bütçe harici harcamalar yapmasına ve orta ölçekli şirketlerin kar dahi gösteremez duruma düşmesine sebep olabiliyor. Tabi burada yine büyük şirketler alt grupların kanayan yarası olarak ortaya çıkıyor.

Peki reklamlar yapılırken daha çok harcayıp, daha çok ziyaretçiye ulaşmak, size gerçekten düşündüğünüz getiriyi sağlar mı?

Bu soru sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak cevaplanabilir. Öncelikle neden reklam yaptığınıza karar vermelisiniz. Özellikle sosyal medya reklamcılığında önünüzde farklı seçenekler sunulduğundan, ziyaretçi mi, satın alma mı yoksa ürün tanıtımı gibi bir işlem mi hedefliyorsunuz? sorusunun cevabını iyi irdelemelisiniz.

Yeni açılan şirketler genel olarak marka bilinirliği reklamı yapmayı tercih etmeliyken, nedense haydi hemen satış yapalım isteğine karşı koyamadan, bilinirlikten uzak bir şirket olarak hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar.

Küçük ve orta büyüklükteki şirketler ise büyük şirketlerin önünde rekabete hazır bir bütçe oluşturamayacağından kendi yağında kavrulur hale geliyorlar.

Başarıyı getirecek olan anahtar nerede saklı?

İşte asıl sorumuz budur. Nerede hakikaten o anahtar?

E-ticaret ile uğraşan kişilerin öncelikle ürünlerini iyi tanımaları gerekiyor. Kendi tanımadığı bir ürünü başkasına pazarlayabilecek bir kapasite, bilgi birikimi olmadan, o ürünün bir reklamının olmasına hiç gerek yok. Öncelikle bundan bahsediyorum ki önleminizi en başta alın.

Muadil ürünlerdeki piyasa araştırmalarını iyi yaparak, rekabetçi bir fiyat politikası izlenmesi ve reklamlarınızda bu bilgiye de yer verilmesi çok daha fazla dikkat çekici olmaz mıydı?

Reklamlarda kullanılacak kelimlerin önemini hiç de küçümsemeyin! Zira örneğin facebook sayfanızda beğenileriniz hayli yüksekken, bunu neden reklamınızı gören kişiler de bilmesin? Reklam içerisine bizi tercih eden 10.000 kişi yanılıyor olamaz! sözüyle güven aşılamak için hiç de geç değil. Ayrıca sihirli kelimeleri insanlar çok seviyor! İndirim, indirim kodu, fırsat… gibi günlük hayatımızda dahi yolda yürürken aa bak indirim varmış diye kendi kendimize söylenirken, neden kendi reklamlarınıza bunu entegre etmeyesiniz ki?

Elbette günde 1000 lira harcayan şirket ile 100 lira harcayan şirketin satışları dengeli olamaz! dememi beklemeyin. Olabilir. İşte konunun özündeyiz.

1000 lira harcayan, ne yapacağını bilmeyen sadece ziyaretçiye yönelmiş, çok ziyaretçi, çok para felsefesinde boğulmuş şirketlerin yerine, reklama 100 lira harcayan ve dönüşümleri yüksek kitlelere ulaşabilen reklamlar, çok çok ama gerçekten çok daha faydalıdır.

2014 senesinde danışmanlık yapmaya başladığım bir şirketin reklam harcaması günlük 3000 euro civarındayken, dönüşüm oranları 0,70 — 0,75 arasında değişim göstermekteydi. Günlük sipariş adedi yuvarlak hesap 800 olarak söylenebilir. Fakat geri iadeler, iptal edilen siparişler düşüldüğünde, ortaya 500–600 arası rakamlar çıkmaktaydı.

Şimdi yazının içeriğine göre yaptığım çalışmaları düşünün. Kendi ürününün tanınması, rekabetçi fiyat ve pazar araştırması, reklamlarda kullanılan sihirli kelimeler ve elbette dönüşüm oranlarını yükseltip, maliyetleri düşürecek hedef kitlelere ulaşmak… İşte bu şirketin başarısının sırrı bunlardı.

2015 senesi itibariyle şirketin günlük harcama seviyesi ortalama 400 euro olurken, günlük temiz sipariş ortalaması da 750 ye ulaşmıştı. Dönüşüm oranları 1,50–1,70 aralığındayken, benden bu kadar diyerek başka bir şirkete yol göstermeye karar vermiş bulundum.

Sevgiler.