“Poşetsiz Ada”, Bozcaada…
Bazı yerleri gönül her yerden biraz daha fazla çeker. Bozcaada da, bir elin parmakları kadar olan listemde baş köşede yer alır. Bu özlem sonucunda, bu senenin yaz tatilinde, 2 günlük kaçamak yaparak “Cânım Ada”ya kaçtık. Adayı anlatmaya kalksam kısa kısa bahsederek bitiremem. Her başlık bir yazı konusu olur. Denizi, havası, insanı, yolu, kalesi, meyhanesi, mezesi, bağı, üzümü, bağının bozumu daha neleri neleri…

Bu yazının konusu, Bozcaada’nın güzellikleri olmayacak. Fakat 2016 itibariyle uygulanmaya başlanan, adanın güzellikleri kadar güzel bir uygulamadan uzunca bahsedeceğim. Adadaki ilk günde, marketten aldığım 1 litre içme suyunu, kasa görevlisi kese kağıdına koyunca, neden böyle bir şey yaptığına anlam vermeye çalıştım. Kısa bir soru-cevap faslından sonra, Ada’da naylon poşet kullanımının 2016 itibariyle yasaklandığını öğrendim. Market sonrası eczaneye girip, bir kutu ağrı kesici ilaç aldık. Tabii ki ilacı da üzerinde “Afiyet olsun” yazan kese kağıdına koydular 😊 Eczanedeki görevliye, poşet yasağının detayını ve nedenini sorduğumda, Ada’nın artık daha fazla insan tarafından bilindiğini, daha fazla insanın denize ve doğaya çok daha fazla çöp bıraktığını; her yıl tüm Ada halkının gönüllü olarak sahillerden poşet ve plastik topladığını; bunun neticesinde de Belediye Meclisi kararı ile Ada’da plastik poşet kullanımının yasaklandığını belirti.

Türkiye’de plastik poşet kullanımının kısıtlandırılması, kullanımın ücrete bağlı olması ve böylece fazla kullanımın önüne geçilmesi uzun zamandır gündemde olan bir konu zaten. Halihazırda, ‘Metro Gross Marketlerin(@MetroTR)’, ‘Decathlon(@DecathlonTurkey)’ gibi bazı markalar (bu konu özelinde isimlerini paylaşmaktan mutluluk duyuyorum) poşetlerini ücreti karşılığında vererek bu konuya gerekli önemi gösteriyorlar. Türkiye Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı PAGEV de bu konu hakkında son noktayı koyarak 1 Ocak 2019 itibariyle plastik poşet kullanımının ücretli olacağını duyurdu.

Biraz da Dünya’da plastik kullanımı hakkındaki verilerden bahsediyor olalım. İlgili veriler WWF’in “2018 Plastik Raporu”ndan özetlenmiştir. [Raporun devamına kaynaklar altından ulaşabilirsiniz.]
· Avrupa’da yılda 150.000–500.000 ton makroplastik, 70.000–130.000 ton mikroplastik denize atılıyor ve bu atıkların başlıca kaynakları Türkiye ve İspanya tarafından oluşturuluyor. 5 mm’den daha küçük olan mikroplastikler besin zincirine katılarak, makroplastiklere göre daha fazla tehdit oluşturuyorlar.
· Yılda 60 milyon ton plastik üretiliyor ve bu rakamın hemen hemen yarısı olan 27 milyon ton plastik atığı ortaya çıkıyor. Plastik talebinin sadece %6’sı geri dönüştürülmüş plastiklerden üretilebiliyor.
· Son tahminlere göre denizlerde 150 milyon tondan fazla plastik bulunuyor. 2025 yılına gelindiğinde, denizler her 3 ton balığa karşılık 1 ton plastik atığa ev sahipliği yapıyor olacak.
· Deniz kenarında otururken içilen bir sigara izmariti 5 yıl, marketlerden alınan her ekstra bir poşet 20 yıl, su içtiğiniz plastik bir bardak 50 yıl, balıkçıların ise denizde bıraktıkları balık ağları 600 yıl boyunca doğayı kirletmeye ve atık statüsünde kalmaya devam ediyor.
· Okyanuslarda plastik atıkların toplandığı 5 plastik ada mevcut. Türkiye ise Akdeniz’e en fazla plastik atık boşaltan ülke konumunda.

· Dünyada 700 deniz canlısı türü plastik tehdidiyle karşı karşıya kalmış durumda. Bunlardan 344 tür plastiklere dolaşmış halde bulundu. Akdeniz’de en çok mağdur olan hayvanlar kuşlar (%35), balıklar (%27), omurgasızlar (%20), deniz memelileri (%13) ve deniz kaplumbağaları.
· Akdeniz’de hayvanlara takılarak zarar veren yabancı maddelerin %65’ini balık ağları oluşturuyor. Denizde bırakılan, unutulan veya denize atılan bütün balık tutma malzemeleri (misinalar, ağlar, kapanlar) balıklara ve diğer deniz canlılarına dolaşarak onların ölümüne sebep oluyor ve yaban hayatına zarar veriyor.
· Tüm bu zarar sonucu deniz çöplerinin balıkçılık sektörü özelinde, meydana getirdiği ekonomik kayıp 61,7 milyon Euro olarak görünüyor.
· Her iki deniz kaplumbağasından biri plastik yutuyor. Bugün deniz kuşlarının %90’ının midesinde plastik var.

Peki bu durumu tersine çevirmek için neler yapabiliriz? Aslında bu durum, aşırı tüketim ve etkili atık yönetimi süreçlerinin eksikliğinden kaynaklanan küresel bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bu süreci tersine çevirmek ise, bireyler, işletmeler ve hükümetlerin ortak payda da buluşması ile mümkün olacaktır.
Birkaç madde olarak toplamak gerekirse;
· Plastiklerin okyanuslara atılmasını engellemek üzere yasal bağlayıcılığı bulunan uluslararası bir anlaşmanın imzalanması.
· Denizlerde hayalet avcılığa devam eden bütün atıkların (misinalar, ağlar, kapanlar) temizlenmesi.
· Halihazırda %30 olan plastik atık geri dönüşüm oranının arttırılması.
· Tek kullanımlık poşetlerin yasaklanması.
· Etkili geri dönüşüm ve atık yönetim politikalarının belirlenmesi.
· İnsanların geri dönüşüm ve atık yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi.
Unutmamak gereken en önemli nokta sorumlu bir vatandaş olmaktan geçiyor. Biz ne kadar az plastik atık üretirsek, plastik talebi aynı oranda azalacaktır.
Son olarak tüm Dünya’da faaliyet gösteren “Doğal Hayatı Koruma Vakfı” “WWF”in plastik kullanımına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için başlatmış olduğu “1 güzel hareket” kampanyasına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu oluşumun web sitesine http://www.1guzelhareket.org adresinden ulaşabilir, siz de 1 güzel hareket seçerek ve sosyal medya üzerinde paylaşarak taşın altına elinizi koyabilirsiniz.


Umuyorum ki, bu tarz uygulamalar ile her geçen gün farkındalığı biraz daha arttırır, mahvettiğimiz bu gezegen için iyi bir şeyler yapabiliriz.
Kaynaklar :
http://www.bozcaada.bel.tr/duyuru-naylon-poset-yasagi/
https://www.pagev.org/ureticiler-ve-perakendeciler-plastik-poset-icin-anlasti
