Yeni nesli sizinle birlikte çalışmaya ikna etmek

Çevremden sıklıkla yeni nesilin, özellikle de 1990 ve sonrasında doğanların, iş hayatında ne kadar farklı beklentileri olduklarına dair yorumlar alıyorum. Eskiden bir müdür gördüğünde oturuşunu düzelten insanlar görmeye alışkın olan bizim nesilimiz, gençlerin rahat tavırları karşısında şaşkınlığımızı saklayamıyor, hatta zaman zaman da kuşak çatışmasını ofis ortamına taşıyoruz. Bu yazıda onlarla uyumlu bir çalışma ortamı sağlama yolunda öğrendiklerimden bir derleme sizlerle paylaşmak istedim.

“Biz dünyayı değiştireceğiz” diyen bir nesil ile karşı karşıyayız

Bu nesil eskilerden biraz farklı. İlginç bir şekilde ederlerini gayet güzel biliyorlar. Pek çoğu, çalıştıkları işyerlerinde gelecekteki kariyerlerine katkı sağlayacak rollerde yer almak ve “gelecekteki” maaş ve diğer menfaatlerine yatırım yapmayı ön plana koyabiliyorlar.

Ancak maaş birinci motivasyon olmaktan çıktığında şirketler için ve özellikle de startup’lar için daha güçlü bir motivasyon kaynağı bulmak gitgide daha da zorlaşıyor.

Peki ne olabilir bu motivasyonlar, haydi birlikte bakalım…

1. Rahat çalışma ortamı

Yeni nesil, sabah 8 akşam 5 ofiste bir kübikte geçen mesaiye, eski usül ve yaratıcılığı köreltir gözüyle bakıyor. Hayat ve iş arasındaki dengenin önemli olduğuna inandıklarından dolayı ve tüm hayatını bu ofis ortamına adadığında kısa sürede depresifleşiyor ve nihayetinde o personeli kaybediyorsunuz.

Kimi firmalar bu esnekliği; haftada 1 gün uzaktan çalışma zamanı tanıyarak, mesai saatlerinde tutucu olmayarak, yüksek lisans programlarına destek vererek yerine getirmeye çalışsa da aslında görüyorum ki, yeni nesilin büyük bir kısmının gerçek hayali: “uzaktan çalışmak”.

Ofis ortamında binlerce liralık koltuklar yerine bu rahatsız taburelerde oturmak ve tüm gün kahve içmek pek çok kişiye çok daha cazip görünebiliyor.

Kimi arkadaşlar, bazen kafa dinleyebileceği bir sahil kasabasından da çalışmak istiyor, bazen İstanbul’da gelen gideni izleyebileceği işlek bir kafeteryada. Ya da senede 1–2 ay Tayland’da yaşamak onlar için utopik bir hayal değil. Sabah 8'de mesaiye gelmenin neden gerekli olduğunu anlayamıyor ve en verimli olduğu saatlerin gece saatleri olduğunu söylüyorlar.

Dilerseniz bu kişileri şımarık kendini bilmez olarak nitelendirirsiniz, ya da daha güzeli onların yeteneklerinden onların kendilerini iyi hissettikleri şekilde faydalanmayı tercih edersiniz. Örneğin biz TalentAds’de ortaklar da dahil, tüm ekip uzaktan ve mesai saatsiz çalışmayı tercih ediyoruz ve eğer istenirse bu işin başarılabileceğini de düşünüyoruz.

2. Yeni nesil ilerlemeyi görmek istiyor

Yeni nesil, çalıştığı işyerinde ilerlemeyi görmek istiyor. İlerlemeden kast ettiğim her manada ilerlemek… Aynen bir ilerleme çubuğu (progress bar)’ın %0'dan başlayıp %100'de dolması gibi. Bilgi becerisinde ilerlemek, aldığı yetkide, mevkisinde, etki alanında… yani her şeyde.

Kariyer yükleniyor…

Bu nesil için şirketin sunduğu eğitim olanakları dolayısıyla çok önemli. Yöneticilerin bu kişileri birden başa çıkamayacakları bir probleme sokmak yerine, yavaş yavaş alıştırmaları da önemli. Kendilerini hazır hissettiklerinde daha fazlası için talepde bulunacaklardır.

Yeni nesil nüfusun ağırlıklı olduğu şirketlerde, terfilerin büyük adımlarla değil, küçük küçük verilmesi de faydalıdır.

3. Ofis kültürü olmazsa olmazları

Yeni nesil, Google’daki ofis kültürünü, Spotify’ın organizasyon yapısını ya da Facebook’taki sosyal aktiviteleri gayet iyi bilir. Hatta sırf bu ofis kültürünü görmek ve bir nebze yaşamak için, imkanı olanların kalkıp Silikon Vadisi’ne gidip, bu ofisleri ziyaret ettiklerine tanık olursunuz.

Nedir o zaman bu ofis kültürü? Aslında net bir tanımı yok. Yeni nesilin, kendilerinin “değer gördüğünü”, “hoş görüldüklerini” hissettikleri herhangi bir ortam onlar için kültürü olan bir ofis manasına geliyor. Personeli Google’daki kaydıraklardan kayıp, tüm gün paten binmiyor tabii ki, ama şirketin yaptığı bu harcamalar onlara kendilerini değerli hissettiriyor ve çalışanlar da şirket ile kendileri arasında bir bağ kuruyor.

Google’ın ofis ortamı

Hemen gaza gelip ofise kaydırak veya Playstation odası yaptırtmaya kalkmayın lütfen. Öncelikle ekibinizi iyi tanıyın ve onların kendilerini değerli ve önemli hissetmelerini sağlayacak küçük de olsa bir kaç şey yapın ve bu tavrınızda tutarlı olun yeterli.

Şirketinizin mutlaka aktif bir sosyal medya varlığı olsun. İş görüşmesine gelmeden önce yeni nesil mutlaka bunlara bakıyor ve güncellenmeyen, sıkıcı içerikle dolu firmalara bakış açıları hiç de olumlu olmuyor.

4. Şirkette akıl hocalarına ihtiyaç var

Yeni nesil için müdürleri onların yöneticilerinden daha fazlası demek. Kimi zaman onların öğretmenleri ve hatta bazen ebeveynleri gibi davranmalarını da bekliyorlar.

Bu durum muhtemelen, önceki nesillerin otoriter ebeveynlerinin yerine daha fazla geribildirim veren bir anne baba profilinin gelişmesi ile direkt alakalı. Ama her ne sebepten olursa olsun, bu yeni nesilin yöneticileri olarak bizim nesilin, onlara düzenli olarak sadece işleri ile alakalı geribildirim değil, hayatları, kariyerleri, yetenekleri ile ilgili geribildirimlerde de bulunmamız gerekiyor. Onların bunlara ihtiyaçları var ve bu tarafı eksik bıraktığımızda sadakatlari hızlıca azalıyor.

5. En önemlisi: onlara bir amaç verin

Yeni nesil, senede maaşını enflasyondan %x daha fazla arttırmakla yeterince motive olmuyor. Biliyor ki, bu zam ve maaş ile İstanbul’da mütevazi bir apartman dairesi satın alabilmek için, ömrünün yarısını vermesi gerekecek. Ya da bizim nesilin çok nadir tanık olduğu, yöneticisinin ona aferin deyip sırtını sıvazlamasını dahi kimi zaman yapmacık görüyor. Çünkü yeni nesil hayatında daha büyük amaçlar arayışında.

Bu kılıcı bu taştan çekmeyi başaran ve ve bu kutudaki çikolatalardan 2–3 tanesini yedikten sonra bırakabilen İngiltere’nin bir sonraki kralı olacak.

Onlar için, bir şirket sadece para kazanmaktan daha büyük bir amaç için kurulmalıdır. Steve Jobs, Elon Musk gibi modern zaman süper kahramanları ile yetişen bir nesil için de bu durum çok şaşırtıcı değil tabii ki. Adamlar orada insanlığı Mars’a taşımak amacıyla bir şirket kurmuş reklamını basarken, siz mesela burada sucuk üretip satan şirketinizin karlılığının %5 artmasının çok önemli olduğunu ne kadar anlatmak isteseniz boşuna.

Peki ne yapacağız?

Geçmişten bu güne sucuk üreten şirketinizi ani bir kararla, roket sanayisine sokamayacağınıza göre, öncelikle 1 ve 4 arasındaki maddelere odaklanacağız. Burada bir ilerleme kat ettiğinizde zaten içerideki atmosfer de değişecek.

Ardından da, ekibinize tek başlarına başaramayacakları bir hedef koymanızı öneririm. Ben tek başıma 1 metrelik bir bariyeri aşabiliyorsam, günümün çoğunu geçirdiğim şirketin bir ferdi olarak 100 metrelik bir hedefi aşmak için çabalamalıyım. Eğer yeni nesil kendisini şirketin bir parçası hissetmeye başlamışsa, o şirketin zor hedeflerini kendisininkiler gibi görmeye başlar.

Eğer şirketiniz ülkenin menfaatleri veya dünyanın daha güzel bir yer olması için bir şeyler yapıyorsa zaten işiniz çok daha kolay. Ya da global büyüme amaçlayan bir startup şirketseniz, yeni nesile bunun ülkemiz ve milletimiz için ne kadar önemli olduğunu anlatmalı ve vereceği katkının ne gibi sonuçları olacağını onlara hissettirmelisiniz.

Eğer yeni nesili anlamak için çaba sarf eder ve onların aslında ne kadar duygusal ama bir o kadar da yetenekli olduğunu keşfedebilirseniz, her şey çok hızlı değişecektir.